İçinde af olan 7 harfli 90 kelime var. İçerisinde AF bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında af olan kelimeler listesine ya da Sonu af ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A F Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AF, FA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AFYONLU
-
-
[sıfat]
İçinde afyon bulunan
-
Afyon yutmuş
-
Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse)
-
[sıfat]
İçinde afyon bulunan
- MUVAFIK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Uygun
- "Böyle bir teklifi kabul etmek kolay ve muvafık değildir." (Atatürk)
- "Bu, saadet, hürriyet vaat eden düşman kumandanının karşısında inat etmeyi muvafık bulmadı." (Ömer Seyfettin)
- "Balkanlardan denizi seyretsek daha muvafık olur." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Uygun
- TENAFÜR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ses uyumsuzluğu
-
[isim]
Ses uyumsuzluğu
- İTHAFEN
- ...
- AFFOLMA
- ...
- İNKİŞAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gelişme, gelişim
- "Kocam, hadiselerin inkişafını beklemek lazımdır diyor." (Halide Edip Adıvar)
- "Yazıya istidadım epeyce inkişaf etmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Açınım
-
[isim]
Gelişme, gelişim
- TEVAFUK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Birbirine uyma, uygun gelme
-
[isim]
Birbirine uyma, uygun gelme
- ODOGRAF
- ...
- KALAFAT
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi
- "Kalafatın tokmak gürültüsü ve denize uzayan zift kokusu arasından yol aldım ve tenha yollara saptım." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Aşağısı dar, yukarısı geniş bir çeşit yeniçeri başlığı
-
Osmanlı İmparatorluğu'nda vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık
-
Onarma, tamir etme
-
[isim]
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi
- İZAFİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Görecelik
-
[isim]
Görecelik
- AFGANLI
- ...
- KAFADAŞ
-
-
[isim]
Kafadar
- "Biraz da kendi kendinize, kendi kafadaşlarınızla baş başa kalarak enine boyuna her şeyi ölçünüz." (Etem İzzet Benice)
-
[isim]
Kafadar
- HİLAFET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Halifelik
-
[isim]
Halifelik
- HAFTAYA
- ...
- GRAFİTİ
- ...
- COĞRAFİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Coğrafya ile ilgili
- "Kasaba, coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Coğrafya ile ilgili
- MUHAFIZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Birini veya bir şeyi koruyan, kollayan, gözeten kimse, koruyucu
- "Hecinlerimizi bir iki muhafızla tepecikler arasına yerleştirmiştik." (Falih Rıfkı Atay)
-
Bir kalenin veya bir şehrin önemli yerlerini korumak, düzeni ve güvenliği sağlamakla görevli komutan
- "İstasyonda veliahdı uğurlayanlar arasında İstanbul muhafızı da vardı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Birini veya bir şeyi koruyan, kollayan, gözeten kimse, koruyucu
- İSRAFİL
- ...
- KAFASIZ
-
-
[sıfat]
Kafası olmayan
-
Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız
-
[sıfat]
Kafası olmayan
- ZAFİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Arıklık, zayıflık
-
Dermansızlık, güçsüzlük
-
[isim]
Arıklık, zayıflık