İçinde af olan 6 harfli 65 kelime var. İçerisinde AF bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında af olan kelimeler listesine ya da sonu af ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Af Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A F

2 Harfli Kelimeler

AF, FA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AFERİN

Kelime Kökeni: Farsça āferīn

  1. [ünlem] Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz
    • "Aferin İsmail, söyle, daha bağırarak söyle!" (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [isim, eskimiş] Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı
TAFLAN

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerden, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz veya yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç; karayemiş ağacı, karayemiş (Prunus laurocerasus)
    • "Şimdi İstanbul taklarının yeşil taflanları altından gaziler geçiyor." (Aka Gündüz)
NAFİLE

Kelime Kökeni: Arapça nāfile

  1. [sıfat] Bakınız yararsız
    • "Delikanlı çağımızdaki cevher / Yalvarmak, yakarmak nafile bugün" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. [zarf] Bakınız boşuna
    • "Avukata söyle, nafile beklemesin." (Refik Halit Karay)
  3. [isim, din bilimi] Bir kimsenin dinen zorunlu olmadığı hâlde yalnızca Allah rızasını kazanmak amacıyla farz dışında kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve yaptığı her türlü hayırlı iş ve davranış
TAFSİL

Kelime Kökeni: Arapça tafṣīl

  1. [isim, eskimiş] Bir şeyi ayrıntılarıyla anlatma, açıklama
AFİYET

Kelime Kökeni: Arapça ʿāfiyet

  1. [isim] Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli olma durumu
    • "Allah daha ziyade afiyet versin." (Necati Cumalı)
SARRAF

Kelime Kökeni: Arapça ṣarrāf

  1. [isim] Mesleği, değerli kâğıt ve metal paraları birbiriyle değiştirmek, altın bozmak, tahvil alışverişi yapmak olan kimse
MUSHAF

Kelime Kökeni: Arapça muṣḥaf

  1. [isim, din bilimi] Bakınız Kur'an
    • "Yarın gel, burada Mushaf'a el bas, tövbe et, seni köyde bırakayım." (Halide Edip Adıvar)
SAFLIK

  1. [isim] Saf olma durumu; avanaklık, bönlük, safderunluk, safdillik, safdillilik, saffet, safiyet
    • "Yıldız bir çocuk saflığı ile gülümsedi." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Kolayca aldatılabilme durumu
SAFDİL

Kelime Kökeni: Arapça ṣāf + Farsça dil

  1. [sıfat, eskimiş, mecaz] Bakınız saf (II)
    • "Bir safdil hanımefendi, kızıma iyi bir koca bulduğunu yemin billah anlattı." (Aka Gündüz)
TELAFİ

Kelime Kökeni: Arapça telāfī

  1. [isim] Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama
    • "Telafisi kolay olmayan bir zarar."
KAFİLE

Kelime Kökeni: Arapça ḳāfile

  1. [isim] Birlikte hareket eden topluluk
    • "Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Aynı yöne giden taşıt veya yolcu topluluğu; konvoy
    • "Sağımızda yürüyen kafile, yolunu değiştirdi." (Halide Edip Adıvar)
  3. Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü
    • "Malların ilk kafilesi dün geldi."
GAFFAR

Kelime Kökeni: Arapça ġaffār

  1. [sıfat, din bilimi] Kullarının günahlarını affeden, bağışlayan (Tanrı)
KAFTAN

  1. [isim, tarih] Çoğu ipekten yapılan, bir tür uzun, süslü üst giysisi
    • "Başkasına ait sırmalı kaftanı giymektense kendi malım olan eski hırkayı tercih ederim." (Ömer Seyfettin)
  2. Padişahların gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış giysi; hilat
SAFARİ

Kelime Kökeni: Fransızca safari

  1. [isim] Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı
  2. Toplu olarak ava çıkma
  3. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi
  4. Genellikle ketenden yapılan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti
SAFİHA

Kelime Kökeni: Arapça ṣafīḥa

  1. [isim, eskimiş] İnce, yassı ve geniş metal nesne
ARAFAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿarafāt

  1. [isim] Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe
KAFALI

  1. [sıfat] Kafası olan
  2. Kafası herhangi bir biçimde olan
    • "Çıkık kafalı."
  3. [mecaz] Bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    • "Kafalı adam."
GAFLET

Kelime Kökeni: Arapça ġaflet

  1. [isim] Bakınız aymazlık
    • "Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan / Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran" (Enis Behiç Koryürek)
ŞEFFAF

Kelime Kökeni: Arapça şeffāf

  1. [sıfat] İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim); saydam, transparan
  2. [mecaz] Açıkça görünen, belirgin olan
    • "Acaba Saffet’in vaktiyle nişanlısı olduğunu söylese Mazlume ile başlayan bu billur gibi şeffaf sevgi bulutlanır mıydı?" (Halide Edip Adıvar)
KAFİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḳāfiye

  1. [isim, edebiyat] Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler; uyak
    • "Nitekim tarihî bir kafiye lisanı olan Türkçede, daha başlangıçtan beri engin bir aliterasyon hadise vardır." (Nihat Sami Banarlı)
  2. Halk edebiyatında ayak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü