İçinde af olan 5 harfli 79 kelime var. İçerisinde AF bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında af olan kelimeler listesine ya da sonu af ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Af Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AF, FA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAFTA
-
Kelime Kökeni: Farsça hefte
-
[isim]
Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem
- "Bir iki haftaya kadar taburcu olacağız."
-
[isim]
Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem
- ELYAF
-
Kelime Kökeni: Arapça elyāf
-
[isim]
Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli madde
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
-
[isim]
Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli madde
- TRAFO
-
Kelime Kökeni: Almanca Trafo
-
[isim, fizik]
Bakınız dönüştürücü
-
Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği şehrin şebekesinde kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer
-
[isim, fizik]
Bakınız dönüştürücü
- HİLAF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫilāf
- AFTOS
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, argo]
Gönül eğlendirilen kimse
- "Delikanlının sarı kıvırcık saçlı aftosu bile bu seslere alışık olduğu hâlde ürktü."
-
[isim, argo]
Gönül eğlendirilen kimse
- HOŞAF
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫoş + āb
-
[isim]
Bütün veya dilimler hâlindeki kuru meyvenin şekerli suyla kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü
- "Bu yüzden tabaklara dağıtılan hoşafların yüzü tamamıyla yağla kaplı olurmuş."
-
[isim]
Bütün veya dilimler hâlindeki kuru meyvenin şekerli suyla kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü
- AGRAF
-
Kelime Kökeni: Fransızca agrafe
-
[isim]
Bakınız kopça
- "Kaftana önde bir agraf tutturulmuştur."
-
[isim]
Bakınız kopça
- ŞAFUL
-
-
[isim]
Bal konulan ufak tekne
-
[isim]
Bal konulan ufak tekne
- LAFZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça lafẓī
-
[sıfat, eskimiş]
Sözün söylenişine, yapısına ait, sözle ilgili
-
[sıfat, eskimiş]
Sözün söylenişine, yapısına ait, sözle ilgili
- TARAF
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭaraf
-
[isim]
Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri; yüz (II), cenah, canip
-
Bakınız yön
- "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."
-
…nın bulunduğu yer
- "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."
-
İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri
- "Karşı tarafın adamları."
-
Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi
-
Bir şeyin belli bölümü, kısmı
- "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."
-
İyelik ve diğer çekim ekleriyle kullanıldığında bahsedilen kimse veya varlığı belirtir
-
[isim]
Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri; yüz (II), cenah, canip
- RAFYA
-
Kelime Kökeni: Fransızca raphia
-
[isim, bitki bilimi]
Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye (Raphie)
-
[bitki bilimi]
Bu palmiyenin dokuma işlerinde kullanılan lifleri
-
[sıfat]
Bu liflerden yapılan
- "Rafya çanta."
-
[isim, bitki bilimi]
Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye (Raphie)
- SAFÇA
-
-
[sıfat]
Biraz saf; safdilli
- "Kopardığı parçayı safça bir gururla yere attı."
-
[zarf]
Saf bir biçimde; avanakça, avanakçasına bönce, böncesine, safçasına, safiyane
- "Bir delikanlı, ‘Ne yaparız onlara?’ diye safça sordu."
-
[sıfat]
Biraz saf; safdilli
- ESLAF
-
Kelime Kökeni: Arapça eslāf
-
[isim, eskimiş]
Bizden öncekiler, geçmişler, ahlaf karşıtı
-
[isim, eskimiş]
Bizden öncekiler, geçmişler, ahlaf karşıtı
- KAVAF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaffāf
-
[isim]
Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan veya satan esnaf
- "Debbağlar gibi her kuşluk zamanında kavaf şeyhinin de dükkânı önünde bir dua yapılması âdetti."
-
[isim]
Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan veya satan esnaf
- SAFİR
-
Kelime Kökeni: Fransızca saphir
-
[isim, mineraloji]
Mavi renkli, değerli bir korindon türü; gök yakut
-
[isim, mineraloji]
Mavi renkli, değerli bir korindon türü; gök yakut
- ŞAFAK
-
Kelime Kökeni: Arapça şefaḳ
-
[isim]
Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık
-
[mecaz]
Askerler arasında terhis için kalan gün sayısından önce söylenen bir söz
- "Şafak otuz altı."
-
[isim]
Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık
- NAFİA
-
Kelime Kökeni: Arapça nāfiʿa
-
[isim, eskimiş]
Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri
-
[isim, eskimiş]
Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı, bayındırlık işleri
- LAFIZ
-
Kelime Kökeni: Arapça lafẓ
-
[isim, eskimiş]
Söz, kelime
- "Lafız ve mana, tıpkı eskisi gibi birbirinden ayrı telakki ediliyor."
-
[hukuk]
Yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlam
-
[isim, eskimiş]
Söz, kelime
- SAFHA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣafḥa
- İTLAF
-
Kelime Kökeni: Arapça itlāf
-
[isim]
Öldürme, yok etme, telef etme
- "Bu, beni kalbimin en derininden yaralayan bir itlaf hançeri oldu."
-
[isim]
Öldürme, yok etme, telef etme