İçinde ad olan 5 harfli 84 kelime var. İçerisinde AD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ad olan kelimeler listesine ya da sonu ad ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ADSAL

  1. [sıfat] Adla ilgili, ad niteliğinde olan
GRADO

Kelime Kökeni: İtalyanca grado

  1. [isim, kimya] Bir sıvının içindeki alkol derecesi
    • "Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
İDADİ

Kelime Kökeni: Arapça iʿdādī

  1. [isim, eskimiş] Lise derecesindeki okul
    • "Rahmi idadide okurken Rıza Efendi artık enikonu zengindir." (Tarık Buğra)
NADİR

Kelime Kökeni: Arapça nādir

  1. [sıfat] Az bulunur; turfa
    • "Bazı nadir inciler, elmaslar vardır ki onların biri yalnız saltanat tacı olabilir." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [zarf] Bakınız seyrek
    • "Üsküp'e o gün nadir görülür bir kar yağmış." (Yahya Kemal Beyatlı)
RİYAD

  1. [isim] Suudi Arabistan'ın başkenti
SADET

Kelime Kökeni: Arapça ṣaded

  1. [isim] Konuşulan asıl konu, asıl madde
LADES

Kelime Kökeni: Farsça yād + dest

  1. [isim] Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırmasından sonra birinin bir şeyi "aklımda" veya "hatırımda" demeden ötekinden almasıyla yenik sayılması kuralına dayanan bir oyun; lades oyunu
İRADİ

Kelime Kökeni: Arapça irādī

  1. [sıfat, eskimiş, ruh bilimi, felsefe] Bakınız iradeci
    • "1920’lerde Lozan Antlaşması’yla kurulan yeni ulus devletin temel milliyetçilik anlayışı da bunu yansıtan bir iradi tercih üzerine bina edilerek yürürlüğe konmuştur." (Hamit Emrah Beriş)
BADIÇ

  1. [isim, bitki bilimi] Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk; baklamsı meyve
SADAK

  1. [isim] Bakınız okluk
    • "Sadağını ve yayını kepenek altında dikkatlice tutuyordu." (Hüseyin Nihal Atsız)
ADANA

  1. [isim] Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ADSIZ

  1. [sıfat] Adı olmayan; isimsiz
  2. Tanınmayan, bilinmeyen; isimsiz
    • "Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı." (Necati Cumalı)
  3. [isim, tarih] Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı; isimsiz
LADİK

  1. [isim] Samsun iline bağlı ilçelerden biri
NAŞAD

Kelime Kökeni: Farsça nāşād

  1. [sıfat, eskimiş] Üzüntülü, kederli, mahzun
    • "Güya bir yoksul şimdi kâm almış, bir daüssılalı muhat edindiği toprağa ermiş, bir müfrit rahata kavuşmuş, bir naşad şimdi şad olmuştu!.." (Abdülhak Şinasi Hisar)
SADME

Kelime Kökeni: Arapça ṣadme

  1. [isim, eskimiş] Çarpışma, tokuşma, vurma
  2. [ruh bilimi] Bakınız sarsıntı
LADEN

Kelime Kökeni: Farsça lāden

  1. [isim, bitki bilimi] Ladengillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı, beyaz veya pembe çiçekli, reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki (Cistus creticus)
  2. Bu bitkiden elde edilen sürme
ÇADIR

Kelime Kökeni: Farsça çāder

  1. [isim] Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak
    • "Kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk kumandanları görülmüştür." (Atatürk)
  2. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye
LADİN

  1. [isim, bitki bilimi] Çamgillerden, 50-60 metre yüksekliğinde, düz gövdeli, kozalağı aşağıya doğru sarkık, kerestesi ve reçinesi değerli, çam türüne çok yakın bir orman ağacı (Picea)
    • "Gölgesinde koyun, kuzu yatışır / Servidir, ladindir ormanlarımız" (İbrahim Sağır)
ABADİ

Kelime Kökeni: Farsça ābādį

  1. [isim, eskimiş] Bakınız abadi kâğıt
AMADE

Kelime Kökeni: Farsça āmāde

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız hazır
    • "İmam, muhtar, bekçi her an emrine amadeydi." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü