İçinde acı olan 7 harfli 116 kelime var. İçerisinde ACI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında acı olan kelimeler listesine ya da sonu acı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MANDACI
-
-
[isim, hukuk]
Bir ülkeyi manda temeline göre yönetmesi için Birleşmiş Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen devlet; mandater
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde tersanedeki gemilerin bakımı ile görevli kimse
-
[isim, hukuk]
Bir ülkeyi manda temeline göre yönetmesi için Birleşmiş Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen devlet; mandater
- HURDACI
-
-
[isim]
Hurda alıp satan kimse
-
[isim]
Hurda alıp satan kimse
- FETVACI
-
-
[isim]
Fetva veren kimse
-
[mecaz]
Gereksiz yere ve olmayacak emirler veren kimse
-
[isim]
Fetva veren kimse
- HALKACI
-
-
[isim]
Halka yapan veya satan kimse
-
Lunaparklarda şişe, sigara vb. nesnelere halka geçirmek yoluyla oyun oynatan kimse
-
[isim]
Halka yapan veya satan kimse
- TAFRACI
-
-
[sıfat]
Böbürlenen, yüksekten atan (kimse)
- "Topluluklarda bir konuyu açıklamak için konuşmaya başladığı zaman vaaz etmek alışkanlığının verdiği tafracı kişiliği, emredicilik havasına hemen giriveriyordu."
-
[sıfat]
Böbürlenen, yüksekten atan (kimse)
- PARÇACI
-
-
[isim]
Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse
-
Makine yedek parçaları satan kimse
-
[sıfat]
Bütünden ziyade parça kavramına önem veren (kimse veya görüş)
- "İlk sorun, çağdaşlaşmamız için bütüncü mü, yoksa parçacı bir yaklaşım mı gereklidir?"
-
[isim]
Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse
- MAVNACI
-
-
[isim]
Mavna işleten kimse
- "Takacı, motorcu, mavnacı arkadaşlarımın dertlerini öğrendim."
-
[isim]
Mavna işleten kimse
- BURACIK
-
-
[isim]
Yakın ve belirli bir yer
-
İçinde bulunulan yer, tam burası
- "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?"
-
[isim]
Yakın ve belirli bir yer
- BACILIK
-
-
[isim]
Bacı olma durumu
-
Bacı kadar sevilen kadın
-
Alevi ve Bektaşi kültüründeki yol kardeşliği kurumunda erkek kardeşlerin eşlerinin birbirine göre durumu
- "Bacı, bir taliple evlendiğinde bacılık statüsünü korur, ancak sahip olduğu bacılık statüsü kocasına babalık statüsü kazandırmaz."
-
[isim]
Bacı olma durumu
- PLAKACI
-
-
[isim]
Plaka yapıp satan kimse
-
[isim]
Plaka yapıp satan kimse
- YIKMACI
-
-
[isim]
Yıkılması uygun görülen bir yapının yıkılması işini üstlenen ve yıkıntılarını satın alan kimse; yıkıcı
-
[isim]
Yıkılması uygun görülen bir yapının yıkılması işini üstlenen ve yıkıntılarını satın alan kimse; yıkıcı
- DALGACI
-
-
[sıfat]
İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen (kimse)
- "Pek dalgacı görünüyor, saçmalayacağa benziyordu."
-
Alay eden (kimse)
-
[sıfat]
İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen (kimse)
- VARDACI
-
-
[isim]
Varda işini sesle veya araçla yapan kimse
- "Vardacı borusunu öttürdü."
-
[isim]
Varda işini sesle veya araçla yapan kimse
- ŞAPKACI
-
-
[isim]
Şapka yapan veya satan kimse
-
[isim]
Şapka yapan veya satan kimse
- FLAMACI
-
-
[isim]
Flama kullanarak anlaşmayı sağlayan kimse
-
[isim]
Flama kullanarak anlaşmayı sağlayan kimse
- DOLMACI
-
-
[isim]
Dolma yapan veya satan kimse
- "Kızının bu hâlini gören başı çatkılı bir dolmacı bacı hemen oraya koştu."
-
[sıfat, argo]
Bakınız hileci
-
[isim]
Dolma yapan veya satan kimse
- HELVACI
-
-
[isim]
Helva yapan veya satan kimse
-
[isim]
Helva yapan veya satan kimse
- ACINMAK
-
-
[-e]
Başkalarının merhametine muhtaç duruma düşmek
- "Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı."
-
[nesnesiz]
Başkasının hesabına üzülmek
- "Kızlar gitti diye pınar ağladı / Acındı yüreğim yandı pınara"
-
[-e]
Başkalarının merhametine muhtaç duruma düşmek
- BALTACI
-
-
[isim]
Balta yapan veya satan kimse
-
Odun kırıcı
-
[eskimiş]
Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er; baltalı
-
[tarih]
Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse; baltalı
- "Enderun’da bir kısım hademe baltacılar diye adlandırılır, bunların zülüflü olanlarına zülüflü baltacılar namı verilirdi."
-
[isim]
Balta yapan veya satan kimse
- ACITMAK
-
-
[-i]
Acılık vermek
- "Karabiber yemeği acıttı."
-
Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak
- "Bilmem neden, her iskarpin ayaklarımı acıtıyor."
-
[-i]
Acılık vermek