İçinde aba olan 8 harfli 73 kelime var. İçerisinde ABA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aba olan kelimeler listesine ya da sonu aba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A B
3 Harfli Kelimeler
ABA
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YABANCIL
-
-
[sıfat]
Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş; egzotik
-
[sıfat]
Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş; egzotik
- MURABAHA
-
Kelime Kökeni: Arapça murābaḥa
-
[isim, eskimiş]
Bir malı üzerine kâr koyarak satma
-
Bakınız tefecilik
-
[isim, eskimiş]
Bir malı üzerine kâr koyarak satma
- USTABAŞI
-
-
[isim]
Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse; formen
- "Ustabaşı gülerek Baba Ferhat’ın yanına geldi, bir şeyler konuştular, sonra ustabaşı tamir odasının yanına gitti."
-
[isim]
Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse; formen
- ALABACAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.)
-
[mecaz]
Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.)
- KASABALI
-
-
[sıfat]
Kasaba halkından olan
- "Park, benzersizliği ve en azından ilk oluşuyla kasabalılara övünç vereceğe benzemektedir."
-
Kasabada yaşayan
-
[sıfat]
Kasaba halkından olan
- ABARTICI
-
-
[sıfat]
Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı
- "Gerçekten Amerikan kanallarının o abartıcı havası içinde Türkiye'de olanlar anlatılıyordu."
-
[sıfat]
Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı
- TERABAYT
-
Kelime Kökeni: İngilizce terabyte
-
[isim, bilişim]
1024 (yaklaşık bin) cigabayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi
-
[isim, bilişim]
1024 (yaklaşık bin) cigabayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi
- YABALAMA
-
-
[isim]
Yabalamak işi
-
[isim]
Yabalamak işi
- BABAANNE
-
-
[isim]
Babanın annesi
- "Babaannem özel bir kadındı. Anlatılmaya değer."
-
[isim]
Babanın annesi
- ŞAKLABAN
-
-
[isim]
Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse
-
[isim]
Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse
- KABARTMA
-
-
[isim]
Kabartmak işi
- "Pansiyon sahipleri, kirada gösterdikleri bu ehveniyeti diğer hileli muamelelerinde kabartmanın yolunu bilirler."
-
Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı; gofre
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan eser; rölyef
- "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma."
-
[sıfat]
Kabartılarak yapılan
- "Kabartma harita."
-
[isim]
Kabartmak işi
- KABARECİ
-
-
[isim]
Kabare oynayan oyuncu
- "Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır."
-
[isim]
Kabare oynayan oyuncu
- CİGABAYT
-
Kelime Kökeni: İngilizce gigabyte
-
[isim, bilişim]
1024 megabayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi
- "Hafızası dolunca kartını değiştireceğim ama on altı cigabayt hafıza kartı var, kolay kolay dolmaz."
-
[isim, bilişim]
1024 megabayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi
- BALTABAŞ
-
-
[isim, denizcilik]
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi
- "Selçuk kadırgalarının kullanışları pek kolaydı, bunlara baltabaş denilirdi."
-
[sıfat]
Bu gemiye benzeyen (otomobil vb.)
-
[isim, denizcilik]
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi
- HACIBABA
-
-
[isim, mecaz]
Yardımsever, sevecen tavırlı ihtiyar
- "Çocuklar onu görür görmez hacıbaba, diye etrafını sararlar."
-
[isim, mecaz]
Yardımsever, sevecen tavırlı ihtiyar
- ABARTMAK
-
-
[-i]
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek; şişirmek, mübalağa etmek
-
Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak
- "Sanırım yaptığım rolü fazla abartmış ve yakayı ele vermiştim."
-
[-i]
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek; şişirmek, mübalağa etmek
- MASABAŞI
-
-
[sıfat]
Kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)
-
[sıfat]
Kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)
- TABAKSIZ
-
-
[sıfat]
Tabağı olmayan
- "Mübahasemizin sonuna doğru, tabaksız geniş bir fincanla bize taze kahve ikram ettiler."
-
[sıfat]
Tabağı olmayan
- KOCABAŞI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız muhtar
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız muhtar
- AKÇAABAT
-
-
[isim]
Trabzon iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Trabzon iline bağlı ilçelerden biri