İçinde aba olan 7 harfli 67 kelime var. İçerisinde ABA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aba olan kelimeler listesine ya da sonu aba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A B
3 Harfli Kelimeler
ABA
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KABADÜZ
-
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
- MBABANA
-
-
[isim]
Esvatini'nin (Svaziland) başkenti Mbabane
-
[isim]
Esvatini'nin (Svaziland) başkenti Mbabane
- BABAYAN
-
Kelime Kökeni: Türkçe baba + Farsça -ān
-
[isim, din bilimi]
Hacı Bektaş Veli’nin hiç evlenmediğine, dervişlerin onun manevi veya yol evladı olduğuna inanan ve bu sebeple ömür boyu bekâr yaşayan Bektaşilik kolu; Babalar, Babagân
-
[isim, din bilimi]
Hacı Bektaş Veli’nin hiç evlenmediğine, dervişlerin onun manevi veya yol evladı olduğuna inanan ve bu sebeple ömür boyu bekâr yaşayan Bektaşilik kolu; Babalar, Babagân
- ARABACI
-
-
[isim]
Arabayı süren kimse
- "Her şey, arabacı ve atlar bile artık bizim neşemizin ahengiyle revanlaşırdı."
-
Araba yapan veya satan kimse
-
[isim]
Arabayı süren kimse
- BEYABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça beyābān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- "Uçsuz, bucaksız beyaban insana âdeta dinî bir vect içinde hiçliğini hissettiriyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- KABATAŞ
-
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
- SABAHÇI
-
-
[isim]
İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı
-
İş yerlerinde sabah vakti başlayan vardiyada çalışan kimse
-
Uyumadan sabahı bulan kimse
-
[isim]
İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı
- BABAGAN
-
Kelime Kökeni: Türkçe baba + Farsça -gān
-
[isim, din bilimi]
Bakınız Babayan
- "Babagân Bektaşi babalarında mücerretlik esas olmasına rağmen Kızılbaş dedelerinde tek eşli ve yine dede soylu olan eşlerle evlilik söz konusuydu."
-
[isim, din bilimi]
Bakınız Babayan
- KABAHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳabāḥat
-
[isim]
Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış
- "Bir kabahat gizlenirse büyür, söylenirse küçülür."
-
[hukuk]
Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç
-
[isim]
Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış
- ELMABAŞ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız tepeli dalgıç
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız tepeli dalgıç
- ARABALI
-
-
[sıfat]
Arabası olan
-
[isim]
Bakınız arabalı vapur
-
[sıfat]
Arabası olan
- KABARTI
-
-
[isim]
Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer; kabarcık
- "Bunlar biraz eğildikleri zaman cübbelerin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür."
-
[isim]
Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer; kabarcık
- KABARIŞ
-
-
[isim]
Kabarmak işi
- "... çıkıntısız, kabarıksız yamyassı kuru vücudu insana hiçbir iştiha vermez, bu bir deri bir kemikten yapılmış kadın gözü doyurmaz, aldatmazdı."
-
[isim]
Kabarmak işi
- MERHABA
-
Kelime Kökeni: Arapça merḥabā
-
[isim]
Bakınız selam
- "Sıkı fıkı dostluklarını değil, şöyle uzaktan bile merhabalarını istemiyorum."
-
[ünlem]
"Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz" anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü
- "Merhaba, arkadaş! Hoş geldiniz."
-
[isim]
Bakınız selam
- KABARIK
-
-
[sıfat]
Kabarmış olan
- "Kabarık göğsündeki parlak kıvılcımlı tüyleri, altından bir zırh gibiydi."
-
Çıkıntısı olan, tümsekli
-
[sıfat]
Kabarmış olan
- OBABAŞI
-
-
[isim]
Obanın başı olan kimse
-
[isim]
Obanın başı olan kimse
- SABAHKİ
-
-
[sıfat]
Sabaha özgü, sabah olan, sabah yapılan
- "Küfürlerin arasında duyduğu sözlerden, bu gözdağının sabahki olayla ilintili olduğunu anlar gibiydi."
-
[sıfat]
Sabaha özgü, sabah olan, sabah yapılan
- ABANMAK
-
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?"
-
Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
- "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı."
-
[argo]
Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
-
[argo]
Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
- "İki herif zavallıya abanıyorlar."
-
[spor]
Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
-
[spor]
Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
- "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı."
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- DÖNBABA
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız turnagagası
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız turnagagası
- ABAZACA
-
-
[isim]
Abazalar tarafından kullanılan dil; Abhazca
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan; Abhazca
-
[isim]
Abazalar tarafından kullanılan dil; Abhazca