İçinde ab olan 8 harfli 173 kelime var. İçerisinde AB bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAYTABAN
-
-
[isim]
Sürü, deve sürüsü
-
[sıfat, mecaz]
Başıboş, düzensiz olan
-
[isim]
Sürü, deve sürüsü
- KABUSSUZ
-
-
[sıfat]
Kâbusu olmayan
-
[sıfat]
Kâbusu olmayan
- TABİLDOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca table d'hôte
-
[isim]
Bakınız seçmesiz yemek, alakart karşıtı
- "O ayın sonunda tabildot için maaştan 20 küsur lira kesilince herkes kendi yağı ile kavrulmak üzere başının çaresine bakmaya çekildi."
-
Birçok kişinin erzak sağlayıp kendilerine yemek pişirtmek için kurdukları ortaklık
- "Öğle, akşam yemeklerini kampın tabildotundan yiyebilirdim."
-
[isim]
Bakınız seçmesiz yemek, alakart karşıtı
- MURAKABE
-
Kelime Kökeni: Arapça murāḳabe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız denetleme
- "Onun tatlı sert murakabesi, konağın her ferdince kabul edilmiş."
-
Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız denetleme
- TABASBUS
-
Kelime Kökeni: Arapça tabaṣbuṣ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dalkavukluk
- "Fikirsizliği tabasbusla birlikte de düşünenler olabilir."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dalkavukluk
- SABREDİŞ
-
-
[isim]
Sabretme işi
-
[isim]
Sabretme işi
- PABUÇSUZ
-
-
[sıfat]
Ayağında pabucu olmayan
-
[sıfat]
Ayağında pabucu olmayan
- ABIREVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça āb + Farsça revān
-
[isim]
Bakınız akarsu
- "Yârim senden ayrılalı / Hayli zaman oldu gel gel / Bak gözümden akan yaşa / Abırevan oldu gel gel"
-
[isim]
Bakınız akarsu
- ALABALIK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı; ala (Trutta faris)
-
[isim, hayvan bilimi]
Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı; ala (Trutta faris)
- GABARDİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca gabardine
-
[isim]
Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Yeşile çalan gabardin pardösüsünü kaptığı gibi fırladı."
-
[isim]
Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş
- KABAKLIK
-
-
[isim]
Karpuz veya kavunun ham olma durumu
-
Başın tüysüz veya dazlak olma durumu
-
[mecaz]
Bilgisiz ve görgüsüz olma durumu
-
[isim]
Karpuz veya kavunun ham olma durumu
- ABİDEMSİ
-
-
[sıfat]
Bakınız anıtsı
- "İstanbul sadece abide ve abidemsi eserlerin bol olduğu şehir değildir."
-
[sıfat]
Bakınız anıtsı
- DİRİJABL
-
Kelime Kökeni: Fransızca dirigeable
-
[isim]
İçerisi gazla doldurulmuş, istenilen yere yöneltilebilen balon
- "İhtimal bu fikre, Türklükten ayrılmış levanten gençler gülerler. Onlar otomobiller, dirijabller tahayyül ederler."
-
[isim]
İçerisi gazla doldurulmuş, istenilen yere yöneltilebilen balon
- MEGABAYT
-
Kelime Kökeni: İngilizce megabyte
-
[isim, bilişim]
1024 (yaklaşık bin) kilobayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi
-
[isim, bilişim]
1024 (yaklaşık bin) kilobayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi
- SERTABİP
-
Kelime Kökeni: Farsça ser + Arapça ṭabīb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başhekim
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başhekim
- ABRAŞLIK
-
-
[isim]
Abraş olma durumu
- "Rivayete göre Hâris'te abraşlık hastalığı varmış..."
-
[isim]
Abraş olma durumu
- SEVABINA
-
-
[zarf]
Maddi karşılık beklemeden sadece sevap kazanmak üzere
- "Kim bilir belki de iyi bir kısmet çıkarsa sevabına everecekler."
-
[zarf]
Maddi karşılık beklemeden sadece sevap kazanmak üzere
- LABİRENT
-
Kelime Kökeni: Fransızca labyrinthe
-
[isim]
Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı
- "Bu labirentte yolumu kaybedip gitmem işten değildi."
-
[mecaz]
İçinden çıkılması güç veya imkânsız durum, sorun
-
[isim]
Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı
- TABİİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça tābiʿiyyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağımlılık
-
Bakınız uyrukluk
- "Fransız tabiiyetine girivermişler o zaman."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağımlılık
- MADRABAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça madarabāz
-
[isim]
Hayvan, balık, sebze, meyve vb. yiyecekleri yerinden getirerek toptan satan kimse
-
[mecaz]
Hile yapan kimse
- "Hiçbir hareketi tanımıyor, sadece mahir bir madrabaz edasıyla çıkarına bakıyor."
-
[isim]
Hayvan, balık, sebze, meyve vb. yiyecekleri yerinden getirerek toptan satan kimse