İçinde ab olan 7 harfli 169 kelime var. İçerisinde AB bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SABAHKİ

  1. [sıfat] Sabaha özgü, sabah olan, sabah yapılan
    • "Küfürlerin arasında duyduğu sözlerden, bu gözdağının sabahki olayla ilintili olduğunu anlar gibiydi." (Ayşe Kulin)
KABLOCU

  1. [isim] Kablo üreten kimse
  2. Kablo döşeyen kimse
GIYABEN

Kelime Kökeni: Arapça ġiyāben

  1. [zarf] Kendi yokken, ortada olmaksızın
    • "Gıyaben hüküm giydi."
  2. Adını, sözünü başkalarından duyarak, görmeden
    • "Ben teyzenizin kızıyım, sizi de gıyaben tanırım." (Refik Halit Karay)
ABUHAVA

Kelime Kökeni: Farsça āb + Arapça havā

  1. [isim, eskimiş, coğrafya] Bakınız iklim
KARABAŞ

  1. [isim] Bakınız çoban köpeği
  2. Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı
  3. [ağızlardan] Bakınız rahip
  4. [mecaz] Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek
  5. [bitki bilimi] Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (Lavandula stoechas)
  6. [ağızlardan] Kışa dayanıklı sert buğday
MERHABA

Kelime Kökeni: Arapça merḥabā

  1. [isim] Bakınız selam
    • "Sıkı fıkı dostluklarını değil, şöyle uzaktan bile merhabalarını istemiyorum." (Mahmut Yesari)
  2. [ünlem] "Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz" anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü
    • "Merhaba, arkadaş! Hoş geldiniz."
BİHABER

Kelime Kökeni: Farsça bī + Arapça ḫaber

  1. [sıfat] Bakınız habersiz
    • "Kimisi maişet derdine düşmüş / Rahattan bihaber" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. [zarf] Habersiz bir biçimde
    • "Zümrüt gözlü baharın geldiğinden bihaber / Sararmış yaprakların üstüne eğilmişler" (Ömer Bedrettin Uşaklı)
KARABET

Kelime Kökeni: Arapça ḳarābet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yakınlık
  2. Bakınız hısımlık
ABUKLUK

  1. [isim] Bakınız saçmalık
SABOTAJ

Kelime Kökeni: Fransızca sabotage

  1. [isim] Bakınız baltalama
BABACIK

  1. [isim] Babalara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
    • "Ertesi gün okulun yolunu tutunca yine üniformalarının içinde anacıklarının, babacıklarının görmek istedikleri masum çocuksu hâllerine dönerler." (Haldun Taner)
TABLALI

  1. [sıfat] Tablası olan
    • "Alanın dört bir yanında camekânlı, tablalı simitçiler yer alırdı." (Adnan Özyalçıner)
  2. Tepesi geniş ve daire biçiminde olan
    • "Fesi hele fesi, başlı başına bir âlem; tablalı değil, dar Beyoğlu kalıp." (Attilâ İlhan)
BABACIL

  1. [sıfat] Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan
    • "Anadolu’nun bazı yerlerinde 'anacıl', 'babacıl' tabirleri anasına, babasına düşkün olan çocuklar hakkında kullanılmaktadır." (Zeynep Korkmaz)
ARABALI

  1. [sıfat] Arabası olan
  2. [isim] Bakınız arabalı vapur
KABAŞİŞ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kabakulak
TABİLİK

  1. [isim] Bakınız yayımcılık
ARABİST

Kelime Kökeni: Fransızca arabiste

  1. [isim] Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse
ABANMAK

  1. [-e] Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
    • "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?" (Burhan Felek)
  2. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
    • "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı." (Refik Halit Karay)
  3. [argo] Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
  4. [argo] Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
    • "İki herif zavallıya abanıyorlar." (Ahmet Rasim)
  5. [spor] Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
  6. [spor] Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
    • "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı." (Ülker Kurtcan)
CENABET

Kelime Kökeni: Arapça cenābet

  1. [sıfat, din bilimi] Bakınız cünüp
  2. [mecaz] Pis, kötü, hoşlanılmayan (kimse veya şey)
    • "Cenabet suratı kıpkırmızı oldu, hiç duraksamadan terslemeyi sürdürdüm." (Ahmet Ümit)
  3. [isim, din bilimi] Bakınız cünüplük
BERABER

Kelime Kökeni: Farsça berāber

  1. [zarf] Birlikte, bir arada; bir
    • "Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. -e rağmen, -e karşın
    • "O günkü birdirbirler, köşe kapmacalar, esir almacalar çocukça olmakla beraber herhâlde daha erkekçeydi." (Arif Nihat Asya)
  3. [isim] Aynı düzeyde olma
    • "Bina taş ... duvarları kalın, pencereleri küçük, sağırı çok, merdiveni yok, toprakla beraber." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü