İçinde ab olan 7 harfli 169 kelime var. İçerisinde AB bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ab olan kelimeler listesine ya da sonu ab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SABAHKİ
-
-
[sıfat]
Sabaha özgü, sabah olan, sabah yapılan
- "Küfürlerin arasında duyduğu sözlerden, bu gözdağının sabahki olayla ilintili olduğunu anlar gibiydi."
-
[sıfat]
Sabaha özgü, sabah olan, sabah yapılan
- KABLOCU
-
-
[isim]
Kablo üreten kimse
-
Kablo döşeyen kimse
-
[isim]
Kablo üreten kimse
- GIYABEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ġiyāben
-
[zarf]
Kendi yokken, ortada olmaksızın
- "Gıyaben hüküm giydi."
-
Adını, sözünü başkalarından duyarak, görmeden
- "Ben teyzenizin kızıyım, sizi de gıyaben tanırım."
-
[zarf]
Kendi yokken, ortada olmaksızın
- ABUHAVA
-
Kelime Kökeni: Farsça āb + Arapça havā
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız iklim
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız iklim
- KARABAŞ
-
-
[isim]
Bakınız çoban köpeği
-
Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı
-
[ağızlardan]
Bakınız rahip
-
[mecaz]
Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek
-
[bitki bilimi]
Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (Lavandula stoechas)
-
[ağızlardan]
Kışa dayanıklı sert buğday
-
[isim]
Bakınız çoban köpeği
- MERHABA
-
Kelime Kökeni: Arapça merḥabā
-
[isim]
Bakınız selam
- "Sıkı fıkı dostluklarını değil, şöyle uzaktan bile merhabalarını istemiyorum."
-
[ünlem]
"Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz" anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü
- "Merhaba, arkadaş! Hoş geldiniz."
-
[isim]
Bakınız selam
- BİHABER
-
Kelime Kökeni: Farsça bī + Arapça ḫaber
-
[sıfat]
Bakınız habersiz
- "Kimisi maişet derdine düşmüş / Rahattan bihaber"
-
[zarf]
Habersiz bir biçimde
- "Zümrüt gözlü baharın geldiğinden bihaber / Sararmış yaprakların üstüne eğilmişler"
-
[sıfat]
Bakınız habersiz
- KARABET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳarābet
- ABUKLUK
-
-
[isim]
Bakınız saçmalık
-
[isim]
Bakınız saçmalık
- SABOTAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca sabotage
-
[isim]
Bakınız baltalama
-
[isim]
Bakınız baltalama
- BABACIK
-
-
[isim]
Babalara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
- "Ertesi gün okulun yolunu tutunca yine üniformalarının içinde anacıklarının, babacıklarının görmek istedikleri masum çocuksu hâllerine dönerler."
-
[isim]
Babalara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
- TABLALI
-
-
[sıfat]
Tablası olan
- "Alanın dört bir yanında camekânlı, tablalı simitçiler yer alırdı."
-
Tepesi geniş ve daire biçiminde olan
- "Fesi hele fesi, başlı başına bir âlem; tablalı değil, dar Beyoğlu kalıp."
-
[sıfat]
Tablası olan
- BABACIL
-
-
[sıfat]
Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan
- "Anadolu’nun bazı yerlerinde 'anacıl', 'babacıl' tabirleri anasına, babasına düşkün olan çocuklar hakkında kullanılmaktadır."
-
[sıfat]
Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan
- ARABALI
-
-
[sıfat]
Arabası olan
-
[isim]
Bakınız arabalı vapur
-
[sıfat]
Arabası olan
- KABAŞİŞ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kabakulak
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kabakulak
- TABİLİK
-
-
[isim]
Bakınız yayımcılık
-
[isim]
Bakınız yayımcılık
- ARABİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca arabiste
-
[isim]
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse
-
[isim]
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse
- ABANMAK
-
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?"
-
Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
- "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı."
-
[argo]
Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
-
[argo]
Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
- "İki herif zavallıya abanıyorlar."
-
[spor]
Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
-
[spor]
Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
- "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı."
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- CENABET
-
Kelime Kökeni: Arapça cenābet
- BERABER
-
Kelime Kökeni: Farsça berāber
-
[zarf]
Birlikte, bir arada; bir
- "Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir"
-
-e rağmen, -e karşın
- "O günkü birdirbirler, köşe kapmacalar, esir almacalar çocukça olmakla beraber herhâlde daha erkekçeydi."
-
[isim]
Aynı düzeyde olma
- "Bina taş ... duvarları kalın, pencereleri küçük, sağırı çok, merdiveni yok, toprakla beraber."
-
[zarf]
Birlikte, bir arada; bir