İçinde a olan 3 harfli 261 kelime var. İçerisinde A harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında a harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu a harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARI

  1. [sıfat] Temiz, münezzeh
  2. Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis
  3. Günahsız

LAP

  1. [isim] Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses
    • "Hamur lap diye yere düştü."

ABO
...
SAK

  1. [sıfat] Uyanık, gözü açık, müteyakkız
  2. Uykusu hafif

ŞİA
...
ANA

  1. [isim] Çocuğu olan kadın, anne
    • "Gözyaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı." (Haldun Taner)
    • "Bilir miyim ben anam babam!"
    • "Şimşek gibi çakan ağrılardan beni kurtarsınlar, servetimin yarısını anamın ak sütü gibi vereyim." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Dünya yuvarlakmış... Yok ananın örekesi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Yavrusu olan dişi hayvan
  3. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı
    • "Fatma Anamız. Meryem Ana."
  4. [ünlem] Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü
  5. Velinimet
    • "Yoksullar anası."
  6. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü
  7. [sıfat] Temel, asıl, esas
    • "Geçen yıl ana işlerden hiçbiri bitirilip bir sonuca varılamamıştır." (Memduh Şevket Esendal)
  8. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatır

ANİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ansızın yapılan
    • "Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı," (Tarık Buğra)
  2. [zarf] Ansızın, birdenbire
    • "Bu iş pek ani oldu."

ABU

  1. [ünlem] Şaşma ve korku bildiren bir söz
    • "Abu, neler oluyormuş!"

HAÇ

Kelime Kökeni : Ermenice

  1. [isim] Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim, istavroz, put (I), salip
    • "Beraber eski kilise harabesine girdiler, kadın burada haç çıkardı." (Refik Halit Karay)

HAF

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Oyun kurucu

TAÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık
    • "Tahtlar, taçlar artık tarihe karıştı."
  2. Gelinlerin başlarına takılan süs
    • "Güzellik kraliçesi taç giydi."
  3. Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm
  4. Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi
  5. Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık

TAR

  1. [isim] Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü

AKI

  1. [isim] Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan

ALP

  1. [sıfat] Yiğit, kahraman

ŞUA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Işın

BAN

  1. [isim] Osmanlı İmparatorluğu döneminde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan

BAĞ

  1. [isim] Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne
    • "Ayakkabının bağı çözüldü."
  2. Sargı
    • "Yaramın bağını değiştireceğim."
  3. Bağlam, deste, demet
    • "Beş bağ ekin, iki bağ maydanoz."
  4. İlgi, ilişki, rabıta
    • "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." (Anayasa)
  5. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti
    • "Eklem bağı, asıcı bağ."
  6. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm
  7. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret

MAŞ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Bir çeşit börülce (Phaseolus aureus)

ACE

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis

TAT

  1. [isim] Bazı cisimlerin tat alma organı üstünde bıraktığı duyum
    • "Nem elbisenize işlemiştir, yaşlığında deniz suyunun tuzlu tadı ve yapışkanlığı duyuluyor." (Refik Halit Karay)
    • "Kelimenin de tadını alır, kafiyenin de." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Buradan itibaren anladım ki memleketin hiç tadı tuzu kalmamış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Ana çorbaya tuz atıyor, baba mancanın tadına bakıyor." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Tatlılık
    • "Eski seyahat hürriyeti, yine tadı damağımızda kalan tatlı bir hatıra olmuş." (Refik Halit Karay)
    • "Bir orman, tadına doyum olmayan bükülüşlerle denize kadar iniyordu." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  3. Hoşa giden durum, lezzet, zevk
    • "Öğle yemeğinden sonra gelen rehavetin tadı, hiçbir gece uykusunda bulunmaz." (Şevket Rado)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü