İçinde aşı olan 7 harfli 73 kelime var. İçerisinde AŞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aşı olan kelimeler listesine ya da sonu aşı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aşı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I Ş

3 Harfli Kelimeler

AŞI

2 Harfli Kelimeler

AŞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAYBAŞI

  1. [isim] Ordu iline bağlı ilçelerden biri
BULAŞIK

  1. [isim] Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
    • "Gemide bulaşık yıkamak kolay iş değildi." (Azra Erhat)
  2. [mecaz] Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki
    • "Daha balayının bulaşığı geçmedi." (Burhan Felek)
  3. [sıfat] Bakınız kirli
    • "Bulaşık kap."
  4. [sıfat] Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.)
    • "Bu karmakarışık ve bulaşık âlemi kendi hâline bırakırdı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. [sıfat, mecaz] Bakınız yapışkan
    • "Böyle bir sivri akıllı, bulaşık biri çıkar ortaya, dirliği düzeni berbat eder." (Kerim Korcan)
TAŞIMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
    • "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Üstünde bulundurmak
    • "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
    • "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur." (Salâh Birsel)
  4. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
  5. [nesnesiz] Bir giysiyi üzerine giymiş olmak
    • "Devlet üniforması taşıyordu." (Haldun Taner)
  6. [mecaz] Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
    • "İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler." (İsmet Özel)
  7. [mecaz] Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
  8. [nesnesiz, mecaz] Duymak, hissetmek
    • "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar." (Tarık Dursun K)
YARAŞIR

  1. [sıfat] Layık, uygun
    • "Yüzüne kahramanlığına yaraşır bir tebessüm sindirdi." (Nermi Uygur)
DAĞBAŞI

  1. [isim, mecaz] Yasaların veya toplum kurallarının uygulanamadığı yer
    • "Burası dağbaşı değil bırakın utanmayı." (Mustafa Kutlu)
YARAŞIK

  1. [isim] Bakınız yaraşma
YANAŞIK

  1. [sıfat] Yanaşmış durumda olan
  2. [zarf] Yanaşmış bir biçimde
    • "Arabalar kapı önündeki kaldırıma yanaşık park etmişler." (İnci Aral)
OBABAŞI

  1. [isim] Obanın başı olan kimse
UYLAŞIM

  1. [isim] Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
  2. Bakınız uzlaşma
    • "Bu en azından bir ortak uylaşım zemini, dolayısıyla bir kurallar dizisi gerektirir." (Füsun Akatlı)
ŞAŞIRTI

  1. [isim] Bakınız sürpriz
    • "Meğer beni güzel bir şaşırtı bekliyormuş." (Fakir Baykurt)
ÇAMAŞIR

Kelime Kökeni: Farsça cāmeşūr

  1. [isim] İç giysisi
    • "Çamaşırlığa çamaşır yıkamaya gitmiştim." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Kirli eşyaları yıkama işi
    • "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı." (Halide Edip Adıvar)
MIHBAŞI

  1. [isim, bitki bilimi] Çimenlik alanlarda, yol kenarları ve parklarda ilkbahar aylarında öbekler hâlinde yetişen, çan biçimli, bazitli bir tür mantar; mıhtepesi (Marasmius oreades)
AŞIRTMA

  1. [isim] Aşırtmak işi
ARABAŞI

  1. [isim] Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba
GÖLBAŞI

  1. [isim] Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
  2. Ankara iline bağlı ilçelerden biri
TAŞIMSI

  1. [sıfat] Bakınız taşsı
AŞIKANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿāşiḳ + Farsça -āne

  1. [sıfat] Âşığa yaraşır bir biçimde olan
    • "Sende başka âşıkane müsvedde varsa bana ver." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [zarf] Âşığa yaraşır bir biçimde
    • "Bir de yağmur sesi var ki Sabahattin ona da âşıkane, mestane kulak kabartır." (Salâh Birsel)
AŞIRICI

  1. [sıfat] Beklenenin üstünde aşırı davranan
    • "Bu kez, onların gözünde tutucuyken özgürlükleri savunduğum gerekçesiyle ailemin gözünde aşırıcı oluyorum." (Tomris Uyar)
TAŞIYIŞ

  1. [isim] Taşımak işi
AŞILAMA

  1. [isim] Aşılamak işi; ilkah, telkih
    • "Belki bu da romandaki gibi bir örnekle kişiyi güçlü kılmanın, bilinç altından dayanma gücü aşılamanın başka bir yoludur ve yazarımızın ustalığı da buradadır." (Yılmaz Çongar)
  2. Yeni aşılanmış ağaç
    • "Aşılamaları sık sık sulamalı."
  3. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma
  4. [sıfat] Bu yolla elde edilmiş olan
    • "Aşılama su."
  5. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi; ilkah
  6. [sıfat] Aşılanmış (ağaç)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü