İçinde aşı olan 7 harfli 73 kelime var. İçerisinde AŞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aşı olan kelimeler listesine ya da sonu aşı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aşı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I Ş
3 Harfli Kelimeler
AŞI
2 Harfli Kelimeler
AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAYBAŞI
-
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
- BULAŞIK
-
-
[isim]
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
- "Gemide bulaşık yıkamak kolay iş değildi."
-
[mecaz]
Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki
- "Daha balayının bulaşığı geçmedi."
-
[sıfat]
Bakınız kirli
- "Bulaşık kap."
-
[sıfat]
Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.)
- "Bu karmakarışık ve bulaşık âlemi kendi hâline bırakırdı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız yapışkan
- "Böyle bir sivri akıllı, bulaşık biri çıkar ortaya, dirliği düzeni berbat eder."
-
[isim]
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
- TAŞIMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
- "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı."
-
Üstünde bulundurmak
- "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."
-
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
- "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur."
-
Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
-
[nesnesiz]
Bir giysiyi üzerine giymiş olmak
- "Devlet üniforması taşıyordu."
-
[mecaz]
Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
- "İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler."
-
[mecaz]
Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
-
[nesnesiz, mecaz]
Duymak, hissetmek
- "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar."
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
- YARAŞIR
-
-
[sıfat]
Layık, uygun
- "Yüzüne kahramanlığına yaraşır bir tebessüm sindirdi."
-
[sıfat]
Layık, uygun
- DAĞBAŞI
-
-
[isim, mecaz]
Yasaların veya toplum kurallarının uygulanamadığı yer
- "Burası dağbaşı değil bırakın utanmayı."
-
[isim, mecaz]
Yasaların veya toplum kurallarının uygulanamadığı yer
- YARAŞIK
-
-
[isim]
Bakınız yaraşma
-
[isim]
Bakınız yaraşma
- YANAŞIK
-
-
[sıfat]
Yanaşmış durumda olan
-
[zarf]
Yanaşmış bir biçimde
- "Arabalar kapı önündeki kaldırıma yanaşık park etmişler."
-
[sıfat]
Yanaşmış durumda olan
- OBABAŞI
-
-
[isim]
Obanın başı olan kimse
-
[isim]
Obanın başı olan kimse
- UYLAŞIM
-
-
[isim]
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
-
Bakınız uzlaşma
- "Bu en azından bir ortak uylaşım zemini, dolayısıyla bir kurallar dizisi gerektirir."
-
[isim]
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
- ŞAŞIRTI
-
-
[isim]
Bakınız sürpriz
- "Meğer beni güzel bir şaşırtı bekliyormuş."
-
[isim]
Bakınız sürpriz
- ÇAMAŞIR
-
Kelime Kökeni: Farsça cāmeşūr
-
[isim]
İç giysisi
- "Çamaşırlığa çamaşır yıkamaya gitmiştim."
-
Kirli eşyaları yıkama işi
- "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı."
-
[isim]
İç giysisi
- MIHBAŞI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Çimenlik alanlarda, yol kenarları ve parklarda ilkbahar aylarında öbekler hâlinde yetişen, çan biçimli, bazitli bir tür mantar; mıhtepesi (Marasmius oreades)
-
[isim, bitki bilimi]
Çimenlik alanlarda, yol kenarları ve parklarda ilkbahar aylarında öbekler hâlinde yetişen, çan biçimli, bazitli bir tür mantar; mıhtepesi (Marasmius oreades)
- AŞIRTMA
-
-
[isim]
Aşırtmak işi
-
[isim]
Aşırtmak işi
- ARABAŞI
-
-
[isim]
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba
-
[isim]
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba
- GÖLBAŞI
-
-
[isim]
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
-
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
- TAŞIMSI
-
-
[sıfat]
Bakınız taşsı
-
[sıfat]
Bakınız taşsı
- AŞIKANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāşiḳ + Farsça -āne
-
[sıfat]
Âşığa yaraşır bir biçimde olan
- "Sende başka âşıkane müsvedde varsa bana ver."
-
[zarf]
Âşığa yaraşır bir biçimde
- "Bir de yağmur sesi var ki Sabahattin ona da âşıkane, mestane kulak kabartır."
-
[sıfat]
Âşığa yaraşır bir biçimde olan
- AŞIRICI
-
-
[sıfat]
Beklenenin üstünde aşırı davranan
- "Bu kez, onların gözünde tutucuyken özgürlükleri savunduğum gerekçesiyle ailemin gözünde aşırıcı oluyorum."
-
[sıfat]
Beklenenin üstünde aşırı davranan
- TAŞIYIŞ
-
-
[isim]
Taşımak işi
-
[isim]
Taşımak işi
- AŞILAMA
-
-
[isim]
Aşılamak işi; ilkah, telkih
- "Belki bu da romandaki gibi bir örnekle kişiyi güçlü kılmanın, bilinç altından dayanma gücü aşılamanın başka bir yoludur ve yazarımızın ustalığı da buradadır."
-
Yeni aşılanmış ağaç
- "Aşılamaları sık sık sulamalı."
-
Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma
-
[sıfat]
Bu yolla elde edilmiş olan
- "Aşılama su."
-
Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi; ilkah
-
[sıfat]
Aşılanmış (ağaç)
-
[isim]
Aşılamak işi; ilkah, telkih