İçinde ağı olan 8 harfli 48 kelime var. İçerisinde AĞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağı olan kelimeler listesine ya da sonu ağı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ağı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I Ğ

3 Harfli Kelimeler

AĞI

2 Harfli Kelimeler

AĞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAZIDAĞI

  1. [isim] Mardin iline bağlı ilçelerden biri
KIRAĞILI

  1. [sıfat] Kırağısı olan
    • "İşte niyetim o vergili, kırağılı, o tohumu çürüklü topraktan çok, denizle uğraşmak." (Sait Faik Abasıyanık)
ÇAĞIRMAK

  1. [-i] Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
  2. [-e, -i] Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek; davet etmek, seslemek
    • "O akşam Orhan’ı yemeğe çağırdı." (Tarık Buğra)
  3. [nesnesiz] Binmek için bir araç istemek
    • "Bir taksi çağırdım." (Cahit Uçuk)
  4. [nesnesiz, ağızlardan] Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek; çığırmak
    • "Türküler çağırarak tahta siliyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
BAĞIRSAK

  1. [isim, anatomi] Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
    • "Dayım o kadar cimridir ki bağırsakları da sarfiyatı önlemek için düğümlenmiş, hatta kördüğüm olmuş olabilir." (Aziz Nesin)
SAĞILMAK

  1. [nesnesiz] Sağma işine konu olmak
  2. Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek
    • "Kilimin kenarı sağıldı."
  3. Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek
    • "Yılan deliğe sağıldı."
AĞILAMAK

  1. [-i] Bakınız zehirlemek
  2. Bir şeye zehir katmak
BUKAĞILI

  1. [sıfat] Ayağında bukağı bulunan
    • "Eli boş kaldıkça ötekilerden uzak, arka ayakları demir bukağılı, yuları kısa bağlanmış aygırın beş on adım ötesine dikiliyor, hayran hayran seyre koyuluyordu." (Mitat Enç)
  2. Bilekleri beyaz olan (hayvan)
BUNCAĞIZ

  1. [sıfat, ağızlardan] Bu kadar çok
    • "Anam buncağız işinin arasında babama yamalı da olsa her vakit temiz mintan giydirir, bizden çok ona bakar, bebekmiş gibi el üstünde tutardı." (Buket Uzuner)
  2. Bu zavallı, bu küçücük
    • "O zaman dedem anneme demiş ki buncağıza biz bakalım." (Elif Şafak)
TOPRAĞIM

  1. “hemşehrim” anlamında kullanılan bir söz
ÇAĞIRTMA

  1. [isim] Çağırtmak işi; çığırtma
    • "Başasistanın kendisini böyle biçimsiz zamanda çağırtmasına sinirlenmişti." (Haldun Taner)
DAĞITMAK

  1. [-i] Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
    • "Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [-i, nesnesiz] Belli bir orana göre bölüştürmek; tevzi etmek
    • "Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı." (Lâtife Tekin)
  3. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek
    • "Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu." (Refik Halit Karay)
  4. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak
    • "Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak."
  5. [nesnesiz] Bakınız ulaştırmak
  6. [mecaz] Yenilgiye uğratmak
  7. [mecaz] Bir topluluğun varlığına son vermek; feshetmek
    • "Kooperatifi dağıttılar."
  8. [mecaz] Kurulu bir düzeni bozmak
  9. [mecaz] Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
  10. [nesnesiz, mecaz] Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek
  11. [nesnesiz, argo] Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak
AĞIRSAMA

  1. [isim] Ağırsamak işi
    • "Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu." (Refik Halit Karay)
KILAĞILI

  1. [sıfat] Kılağılanarak üzerindeki kalıntılar giderilmiş olan; zağlı
SAĞIMLIK

  1. [sıfat] Sağılmak için beslenen (hayvan)
BAĞIRTMA

  1. [isim] Bağırtmak işi
SAKAĞILI

  1. [sıfat] Sakağı hastalığı olan
    • "Karakolun hizası dönülürken sakağılı, soluğan, bir deri bir kemik beygirlerden biri küttedek çatlayıverirdi." (Sermet Muhtar Alus)
BAĞIRDAK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız bağıldak
    • "Bağırdak, yirmi beş otuz santim eninde, bir metre boyunda, astarlı ve kıymetli ipek ve sırma işlemeli bir kumaştır." (Musahipzade Celal)
BAĞIRMAK

  1. [nesnesiz] İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
    • "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti." (Ömer Seyfettin)
  2. [-e] Yüksek sesle azarlamak
  3. [mecaz] Kendini belli etmek
    • "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."
AÇIKAĞIZ

  1. [isim, bitki bilimi] Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris)
AĞIRLAMA

  1. [isim] Ağırlamak işi; izaz, izzetüikram
    • "Kusursuz bir düzenle kurulmuş geleneksel iftar sofrası, yabancı konukları karşılamaya ve ağırlamaya hazırdı." (Attilâ İlhan)
  2. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü