İçinde ağı olan 8 harfli 48 kelime var. İçerisinde AĞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağı olan kelimeler listesine ya da sonu ağı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ağı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I Ğ
3 Harfli Kelimeler
AĞI
2 Harfli Kelimeler
AĞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAZIDAĞI
-
-
[isim]
Mardin iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Mardin iline bağlı ilçelerden biri
- KIRAĞILI
-
-
[sıfat]
Kırağısı olan
- "İşte niyetim o vergili, kırağılı, o tohumu çürüklü topraktan çok, denizle uğraşmak."
-
[sıfat]
Kırağısı olan
- ÇAĞIRMAK
-
-
[-i]
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
-
[-e, -i]
Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek; davet etmek, seslemek
- "O akşam Orhan’ı yemeğe çağırdı."
-
[nesnesiz]
Binmek için bir araç istemek
- "Bir taksi çağırdım."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek; çığırmak
- "Türküler çağırarak tahta siliyor."
-
[-i]
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
- BAĞIRSAK
-
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- "Dayım o kadar cimridir ki bağırsakları da sarfiyatı önlemek için düğümlenmiş, hatta kördüğüm olmuş olabilir."
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- SAĞILMAK
-
-
[nesnesiz]
Sağma işine konu olmak
-
Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek
- "Kilimin kenarı sağıldı."
-
Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek
- "Yılan deliğe sağıldı."
-
[nesnesiz]
Sağma işine konu olmak
- AĞILAMAK
-
-
[-i]
Bakınız zehirlemek
-
Bir şeye zehir katmak
-
[-i]
Bakınız zehirlemek
- BUKAĞILI
-
-
[sıfat]
Ayağında bukağı bulunan
- "Eli boş kaldıkça ötekilerden uzak, arka ayakları demir bukağılı, yuları kısa bağlanmış aygırın beş on adım ötesine dikiliyor, hayran hayran seyre koyuluyordu."
-
Bilekleri beyaz olan (hayvan)
-
[sıfat]
Ayağında bukağı bulunan
- BUNCAĞIZ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bu kadar çok
- "Anam buncağız işinin arasında babama yamalı da olsa her vakit temiz mintan giydirir, bizden çok ona bakar, bebekmiş gibi el üstünde tutardı."
-
Bu zavallı, bu küçücük
- "O zaman dedem anneme demiş ki buncağıza biz bakalım."
-
[sıfat, ağızlardan]
Bu kadar çok
- TOPRAĞIM
-
-
“hemşehrim” anlamında kullanılan bir söz
-
“hemşehrim” anlamında kullanılan bir söz
- ÇAĞIRTMA
-
-
[isim]
Çağırtmak işi; çığırtma
- "Başasistanın kendisini böyle biçimsiz zamanda çağırtmasına sinirlenmişti."
-
[isim]
Çağırtmak işi; çığırtma
- DAĞITMAK
-
-
[-i]
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
- "Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı."
-
[-i, nesnesiz]
Belli bir orana göre bölüştürmek; tevzi etmek
- "Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı."
-
Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek
- "Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu."
-
Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak
- "Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak."
-
[nesnesiz]
Bakınız ulaştırmak
-
[mecaz]
Yenilgiye uğratmak
-
[mecaz]
Bir topluluğun varlığına son vermek; feshetmek
- "Kooperatifi dağıttılar."
-
[mecaz]
Kurulu bir düzeni bozmak
-
[mecaz]
Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
-
[nesnesiz, mecaz]
Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek
-
[nesnesiz, argo]
Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak
-
[-i]
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
- AĞIRSAMA
-
-
[isim]
Ağırsamak işi
- "Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu."
-
[isim]
Ağırsamak işi
- KILAĞILI
-
-
[sıfat]
Kılağılanarak üzerindeki kalıntılar giderilmiş olan; zağlı
-
[sıfat]
Kılağılanarak üzerindeki kalıntılar giderilmiş olan; zağlı
- SAĞIMLIK
-
-
[sıfat]
Sağılmak için beslenen (hayvan)
-
[sıfat]
Sağılmak için beslenen (hayvan)
- BAĞIRTMA
-
-
[isim]
Bağırtmak işi
-
[isim]
Bağırtmak işi
- SAKAĞILI
-
-
[sıfat]
Sakağı hastalığı olan
- "Karakolun hizası dönülürken sakağılı, soluğan, bir deri bir kemik beygirlerden biri küttedek çatlayıverirdi."
-
[sıfat]
Sakağı hastalığı olan
- BAĞIRDAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız bağıldak
- "Bağırdak, yirmi beş otuz santim eninde, bir metre boyunda, astarlı ve kıymetli ipek ve sırma işlemeli bir kumaştır."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız bağıldak
- BAĞIRMAK
-
-
[nesnesiz]
İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
- "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti."
-
[-e]
Yüksek sesle azarlamak
-
[mecaz]
Kendini belli etmek
- "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."
-
[nesnesiz]
İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
- AÇIKAĞIZ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris)
-
[isim, bitki bilimi]
Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris)
- AĞIRLAMA
-
-
[isim]
Ağırlamak işi; izaz, izzetüikram
- "Kusursuz bir düzenle kurulmuş geleneksel iftar sofrası, yabancı konukları karşılamaya ve ağırlamaya hazırdı."
-
Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava
-
[isim]
Ağırlamak işi; izaz, izzetüikram