İçinde KAZ olan 8 harfli 12 kelime var. İçerisinde KAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında KAZ olan kelimeler listesine ya da Sonu KAZ ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A K Z Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KAZ

2 Harfli Kelimeler

AK, AZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAZITMAK

  1. [-i] Kazıma işini yaptırmak
    • "Berbere o koskoca bıyıklarını kazıt da çocuklarla yeniden zıpzıp oynamaya başla!" (Osman Cemal Kaygılı)

KAZDIRMA

  1. [isim] Kazdırmak işi

KAMİKAZE

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonların kullandığı intihar uçağı

KAZILMAK

  1. [nsz] Kazma işi yapılmak

KAZAKLIK

  1. [isim] Karısına söz geçirme, dediğini yaptırma durumu

KAZAZEDE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse
    • "... şu dakikada o gafil kazazedelerden biriydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

KAZANÇLI

  1. [sıfat] Kazanmış olan
  2. Kazanç getiren, kazanç sağlayan
    • "Kazançlı bir iş."

KAZINMAK

  1. [nsz] Kendi kendini kazımak
  2. Kazıma işi yapılmak
  3. Derisini kazır gibi kaşımak
  4. Derisi yüzülürcesine tıraş olmak
    • "Bıyığını kesmeyen bir azınlık kaldı ise bile sakal dipten kazınmıştı." (Haldun Taner)
  5. Her tarafı iyice temizlemek
  6. Varı yoğu, elindeki bütün parası alınmak veya çalınmak

KAZAYAĞI

  1. [isim] Çok kollu çengel
  2. Çaprazlama yapılan teyel, Hristo teyeli
  3. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu

KAZASKER

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi
    • "Aslında Lale, eski konakları pek bilmez değildi. Bir kazasker kızıydı." (Halide Edip Adıvar)
  2. Osmanlı döneminde mahkemelerin en yetkilisi

KAZANMAK

  1. [-i] Kazanç sağlamak
    • "Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım." (Peyami Safa)
  2. [nsz] Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek
    • "Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız." (Burhan Felek)
  3. Çıkmak, isabet etmek
  4. Edinmek, sahip olmak
    • "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [nsz] Tutulmak, yakalanmak
    • "Huy kazanmak."
    • "Dert kazanmak."
  6. Kendinden yana çekmek
    • "Bu genç şairin dostluğunu kazanmak için hiçbir külfete katlanmadım." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [-den] Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak
    • "Düşmandan yer kazanmak."
  8. Yenmek, galip gelmek
    • "İşte kesin muharebeyi bu manevi kudret kazanacaktır." (Ruşen Eşref Ünaydın)

KUMKAZAN

  1. [isim] Kemirgenlerden, Afrika'nın güneyinde yaşayan bir memeli türü (Bathyergus maritimus)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü