İçinde D olan 5 harfli 622 kelime var. İçerisinde D harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında D harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu D harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HADİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Hizmet eden, hizmet edici, yarayan

HİNDİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü kümes hayvanlarının en büyüğü (Meleagris gallopavo)
  2. [sıfat] Aptal, şaşkın

MADER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Ana, anne

ADSAL

  1. [sıfat] Adla ilgili, ad niteliğinde olan

DALMA

  1. [isim] Dalmak işi
  2. Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması

IĞDIR
...
İHDAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ortaya çıkarma, meydana getirme
  2. Kurma

SEDİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen kerevet, divan
    • "Bizi geniş sedirlerle çevrilmiş keten örtülü bir büyük odaya aldılar." (Burhan Felek)

TEDİP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Uslandırma, yola getirme, terbiye etme
    • "Emirlerini dinlemeyen milletleri hep bu cezalarla tedip ettiğini söylemiyor muydu?" (Ömer Seyfettin)

DÜŞÜŞ

  1. [isim] Düşme işi veya biçimi

DÜZEÇ

  1. [isim] Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç, tesviye aleti

DAVUL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı, bateri
    • "Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum." (Falih Rıfkı Atay)

GİDER

  1. [isim] Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf
    • "Böylece temizleyici giderlerinden tasarruf ettiklerini sanırım." (Haldun Taner)
  2. Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı
  3. Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar

ŞEDİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Yeğin, şiddetli
    • "Bu şedit boğuşma yarım saatten ziyade sürdü." (Ömer Seyfettin)

DALIZ

  1. [isim] İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü

DÜNYA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Güneşe yakınlık bakımından üçüncü gezegen, yer, yerküre, yer yuvarı, yer yuvarlağı, acun
    • "Fakat kendi tabiri üzerine dünya başına yıkılmış zannetti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "... bütün dünya bir araya gelse fikrimi değiştiremez." (Ömer Seyfettin)
    • "Seni dünya gözüyle bir daha görmeyi nasip edene şükrolsun." (Yahya Kemal)
    • "Eve döneyim desen Feneryolu istasyonuna dünya kadar yol var." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Dış, çevre, ortam
    • "Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu
    • "Batı dünyası. Doğu dünyası."
  4. Meslek veya iş birliği içinde bulunma, camia
    • "Ressamlar dünyasında onun yeri ayrıdır."
  5. [zamir] Elgün, herkes
  6. Duygu, düşünce ve hayal âlemi
    • "Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı." (Yusuf Ziya Ortaç)

FEDAİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen kimse, serdengeçti
    • "Senin yanına fedai yazılacağım ve dini bir uğruna çalışacağım." (Refik Halit Karay)
  2. Bir kimseyi veya bir yeri koruyan kimse
    • "İlk zamanlar sadık fedailerini sık sık gelip yokladılar." (Haldun Taner)

KÜRDİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde
  2. Dügâh perdesindeki bir makam

MADİK

Kelime Kökeni : Ermenice

  1. [isim] Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu
  2. Dolap, hile
    • "Gazetecilerin pintiliklerinden, kitapçıların madiklerinden uzak ve serbest yaşıyorum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

OYDAŞ

  1. [sıfat] Aynı düşüncede, aynı inançta olan, düşündeş, fikirdeş
    • "Benimle oydaş olmayan başka gazeteci." (Falih Rıfkı Atay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü