İçinde şt olan 11 harfli 210 kelime var. İçerisinde ŞT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şt olan kelimeler listesine ya da sonu şt ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÖRLEŞTİRİŞ

  1. [isim] Körleştirmek işi
DÜZLEŞTİRME

  1. [isim] Düzleştirmek işi
YATIŞTIRICI

  1. [sıfat] Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren
  2. Bakınız sakinleştirici
ÖZDEŞTİRMEK

  1. [-i] Başka birinin veya bir grubun ölçülerini, beklentilerini benimsemek
    • "Gökalp, ferdin kendi vicdanından aldığı emirlerle diğer fertlerin vicdanlarından aldıkları emirleri istiklal ve muhtariyette özdeştirmek istediğini ileri sürer." (Nihat Nurin)
SÜRÜŞTÜRMEK

  1. [-e, -i] Sürekli olarak yavaş yavaş ve ovarak sürmek
  2. Özensizce, çabucak sürmek
    • "Ben ilk defa oyuna çıkıyorum, beyefendi de gelmiş burada allık, pudra sürüştürüyor." (Tarık Buğra)
ÇIRPIŞTIRIŞ

  1. [isim] Çırpıştırmak işi
ARILAŞTIRMA

  1. [isim] Bakınız özleştirme
İRİLEŞTİRME

  1. [isim] İrileştirmek işi
KAVUŞTURMAK

  1. [-e, -i] Kavuşmasını veya kavuşmalarını sağlamak
    • "Kollarını kavuşturup gözyaşı dökmekten başka elinden ne gelir?" (Attilâ İlhan)
OLUŞTURULMA

  1. [isim] Oluşturulmak işi
    • "Şimdilik, bu amaçla özel bir komisyonun hazırlığı niteliğinde bir kurul oluşturulmasını öneriyorum." (Nâzım Hikmet)
ELEŞTİRMELİ

  1. [sıfat] Eleştirme ile ilgili, eleştirme üzerine olan
    • "Eleştirmeli bir yazı."
KOVUŞTURMAK

  1. [-i, hukuk] Suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak; takip etmek
SIKIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
    • "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti." (Necati Cumalı)
  2. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
  3. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
    • "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
    • "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
  5. Bakınız tutuşturmak
    • "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar." (Refik Halit Karay)
  6. Bakınız kıstırmak
    • "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [mecaz] Üstüne düşüp zorlamak
    • "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  8. [argo] Elle sarkıntılık etmek
TİTREŞTİRME

  1. [isim] Titreştirmek işi
BAŞTABİPLİK

  1. [isim] Bakınız başhekimlik
    • "Dr. Sırrı Alıçlı zaferden sonra operatör oldu ve çeşitli hastanelerde baştabiplik yaptı." (Metin Özata)
ELEŞTİRİMCİ

  1. [isim, felsefe] Eleştiricilik yanlısı (kimse)
YAPIŞTIRTMA

  1. [isim] Yapıştırtmak işi
KULLAŞTIRMA

  1. [isim] Kullaştırmak işi
KONUŞTURTMA

  1. [isim] Konuşturtmak işi
BOLLAŞTIRMA

  1. [isim] Bollaştırmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü