İçinde şi olan 5 harfli 54 kelime var. İçerisinde Şİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şi olan kelimeler listesine ya da sonu şi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇEŞİT
-
Kelime Kökeni: Farsça çeşīd
-
[isim]
Aynı cinsten olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri; çeşitleme, makule, nevi
- "Güçlüğün hiçbir çeşidinden yılmamak, dil arıtıcısı olmanın vazgeçilmez bir koşuludur."
-
Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik
-
[sıfat]
Aralarında aykırılık bulunan (aynı cins varlıklar)
- "Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir."
-
[isim]
Aynı cinsten olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri; çeşitleme, makule, nevi
- MEŞİN
-
Kelime Kökeni: Farsça mīşīn
-
[isim]
İşlenmiş koyun derisi
-
[sıfat]
Bu deriden yapılan
- "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı."
-
[isim]
İşlenmiş koyun derisi
- ŞİNİK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Tahıl ve bakliyat için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek
-
[sıfat]
Bu miktarda olan
- "Altı yüz şinik buğday hakkımı alıp çoluğumun çocuğumun rızkını karşılamak..."
-
[isim]
Tahıl ve bakliyat için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek
- HAŞİN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaşīn
-
[sıfat]
Sert, kırıcı, gönül kırıcı
- "Bu ağlamayacak kadar keskin, sert, haşin çocuk yüzü birdenbire bir yağmur gibi ağlamaya başladı."
-
[zarf]
Sert, kırıcı, gönül kırıcı bir biçimde
- "Öyle ani ve haşin çıkmıştı ki bu soru, karşıdaki boş bulunup ismini söyledi."
-
[sıfat]
Sert, kırıcı, gönül kırıcı
- ŞİMAL
-
Kelime Kökeni: Arapça şimāl
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız kuzey
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız kuzey
- KAŞİF
-
Kelime Kökeni: Arapça kāşif
-
[isim]
Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse; bulucu
-
[isim]
Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse; bulucu
- NAKŞİ
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳş + -ī
-
[isim]
Bakınız Nakşibendi
-
[isim]
Bakınız Nakşibendi
- AFŞİN
-
-
[isim]
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri
- DİŞİL
-
-
[sıfat, dil bilgisi]
Cinsiyet kategorisinin söz konusu olduğu dillerde dişi cinsten sayılan (kelime); müennes
-
[sıfat, dil bilgisi]
Cinsiyet kategorisinin söz konusu olduğu dillerde dişi cinsten sayılan (kelime); müennes
- KEŞİK
-
Kelime Kökeni: Moğolca
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nöbet
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nöbet
- GAŞİY
-
Kelime Kökeni: Arapça ġaşy
-
[isim, eskimiş]
Bakınız esrime
- "Sesimdeki vecdi, gaşyi, teslimiyeti hissetmemek kabil değildi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız esrime
- KEŞİF
-
Kelime Kökeni: Arapça keşf
-
[isim]
Ortaya çıkarma, meydana çıkarma
-
Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması
- "Amerika'nın keşfi."
-
Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme
-
[mecaz]
Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme; tahmin
-
[hukuk]
Bir olay veya durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma
- "Bu davaların dağ tepe keşiflerine koşar, kararlarını kaleme alır."
-
[isim]
Ortaya çıkarma, meydana çıkarma
- ARŞİV
-
Kelime Kökeni: Fransızca archives
-
[isim]
Belge veya yazıların saklandığı yer; belgelik
- "Ölümsüzlük mitleri arşivimde özel bir yer kaplıyor. Mutlaka göz atmalısınız."
-
[isim]
Belge veya yazıların saklandığı yer; belgelik
- VAHŞİ
-
Kelime Kökeni: Arapça vaḥşī
-
[sıfat]
Bakınız yabani
- "Adada vahşi bir kabile varmış, dikkatli davranalım."
-
Yırtıcı olan (hayvan)
-
[mecaz]
Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse)
-
[sıfat]
Bakınız yabani
- KEŞİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça keşīş
-
[isim]
Bakınız rahip
-
[isim]
Bakınız rahip
- APOŞİ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ
- "Apoşi dolduktan sonra kopardığı süngerleri bıçağının kuşağı arasına iliştirdi."
-
[isim, denizcilik]
Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ
- YEŞİL
-
-
[isim]
Sarı ile mavinin karışımından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk
- "Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil / Tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun"
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?"
-
[sıfat]
Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı
- "Yeşil fasulye."
-
[sıfat]
Olmamış, ham (meyve)
- "Yeşil kayısı."
-
[isim]
Sarı ile mavinin karışımından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk
- YEŞİM
-
Kelime Kökeni: Farsça yeşm
-
[isim, mineraloji]
Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş
-
[isim, mineraloji]
Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş
- ŞİRİN
-
Kelime Kökeni: Farsça şīrīn
-
[sıfat]
Bakınız sevimli
- "Gözlerin, dişlerin ve ak gerdanınla / Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye Abla"
-
[sıfat]
Bakınız sevimli
- NAŞİR
-
Kelime Kökeni: Arapça nāşir
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yayımcı
-
[sıfat]
Yayan, saçan
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yayımcı