İçinde şi olan 5 harfli 54 kelime var. İçerisinde Şİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şi olan kelimeler listesine ya da sonu şi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

İ Ş

2 Harfli Kelimeler

İŞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇEŞİT

Kelime Kökeni: Farsça çeşīd

  1. [isim] Aynı cinsten olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri; çeşitleme, makule, nevi
    • "Güçlüğün hiçbir çeşidinden yılmamak, dil arıtıcısı olmanın vazgeçilmez bir koşuludur." (Nermi Uygur)
  2. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik
  3. [sıfat] Aralarında aykırılık bulunan (aynı cins varlıklar)
    • "Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir." (Yahya Kemal Beyatlı)
MEŞİN

Kelime Kökeni: Farsça mīşīn

  1. [isim] İşlenmiş koyun derisi
  2. [sıfat] Bu deriden yapılan
    • "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
ŞİNİK

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Tahıl ve bakliyat için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek
  2. [sıfat] Bu miktarda olan
    • "Altı yüz şinik buğday hakkımı alıp çoluğumun çocuğumun rızkını karşılamak..." (Abbas Sayar)
HAŞİN

Kelime Kökeni: Arapça ḫaşīn

  1. [sıfat] Sert, kırıcı, gönül kırıcı
    • "Bu ağlamayacak kadar keskin, sert, haşin çocuk yüzü birdenbire bir yağmur gibi ağlamaya başladı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [zarf] Sert, kırıcı, gönül kırıcı bir biçimde
    • "Öyle ani ve haşin çıkmıştı ki bu soru, karşıdaki boş bulunup ismini söyledi." (Elif Şafak)
ŞİMAL

Kelime Kökeni: Arapça şimāl

  1. [isim, eskimiş, coğrafya] Bakınız kuzey
KAŞİF

Kelime Kökeni: Arapça kāşif

  1. [isim] Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse; bulucu
NAKŞİ

Kelime Kökeni: Arapça naḳş + -ī

  1. [isim] Bakınız Nakşibendi
AFŞİN

  1. [isim] Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri
DİŞİL

  1. [sıfat, dil bilgisi] Cinsiyet kategorisinin söz konusu olduğu dillerde dişi cinsten sayılan (kelime); müennes
KEŞİK

Kelime Kökeni: Moğolca

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız nöbet
GAŞİY

Kelime Kökeni: Arapça ġaşy

  1. [isim, eskimiş] Bakınız esrime
    • "Sesimdeki vecdi, gaşyi, teslimiyeti hissetmemek kabil değildi." (Orhan Seyfi Orhon)
KEŞİF

Kelime Kökeni: Arapça keşf

  1. [isim] Ortaya çıkarma, meydana çıkarma
  2. Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması
    • "Amerika'nın keşfi."
  3. Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme
  4. [mecaz] Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme; tahmin
  5. [hukuk] Bir olay veya durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma
    • "Bu davaların dağ tepe keşiflerine koşar, kararlarını kaleme alır." (Necati Cumalı)
ARŞİV

Kelime Kökeni: Fransızca archives

  1. [isim] Belge veya yazıların saklandığı yer; belgelik
    • "Ölümsüzlük mitleri arşivimde özel bir yer kaplıyor. Mutlaka göz atmalısınız." (Murat Gülsoy)
VAHŞİ

Kelime Kökeni: Arapça vaḥşī

  1. [sıfat] Bakınız yabani
    • "Adada vahşi bir kabile varmış, dikkatli davranalım." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Yırtıcı olan (hayvan)
  3. [mecaz] Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse)
KEŞİŞ

Kelime Kökeni: Farsça keşīş

  1. [isim] Bakınız rahip
APOŞİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ
    • "Apoşi dolduktan sonra kopardığı süngerleri bıçağının kuşağı arasına iliştirdi." (Halikarnas Balıkçısı)
YEŞİL

  1. [isim] Sarı ile mavinin karışımından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk
    • "Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil / Tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?" (Enis Behiç Koryürek)
  3. [sıfat] Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı
    • "Yeşil fasulye."
  4. [sıfat] Olmamış, ham (meyve)
    • "Yeşil kayısı."
YEŞİM

Kelime Kökeni: Farsça yeşm

  1. [isim, mineraloji] Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş
ŞİRİN

Kelime Kökeni: Farsça şīrīn

  1. [sıfat] Bakınız sevimli
    • "Gözlerin, dişlerin ve ak gerdanınla / Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye Abla" (Ahmet Muhip Dıranas)
NAŞİR

Kelime Kökeni: Arapça nāşir

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yayımcı
  2. [sıfat] Yayan, saçan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü