İçinde ş olan 8 harfli 1456 kelime var. İçerisinde Ş harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAVUŞLUK

  1. [isim] Çavuş olma durumu
  2. Çavuşun rütbesi
  3. Çavuşun görevi
FAREDİŞİ

  1. [isim] Bir iğne veya boncuk oyası türü
GÜNEŞLİK

  1. [isim] Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç
  2. Bakınız siperlik
    • "Gözleri kasketinin güneşliğinde kayboldu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [sıfat] Güneş ışınlarını alan (yer)
  4. [sinema] Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü
FOTOŞİMİ

Kelime Kökeni: Fransızca photochimie

  1. [isim, kimya] Bakınız fotokimya
İKİLEŞİM

  1. [isim, biyoloji] İki eşit parçaya ayrılmak üzere büyüme noktasından ikiye bölünerek dallanma; dikotomi
DOLMUŞÇU

  1. [isim] Dolmuş işleten kimse
    • "Dolmuşçuların çoğu da babasının, anasının evini satarak bir araba edinmiştir." (Falih Rıfkı Atay)
KAŞIKLIK

  1. [isim] İçine kaşık, çatal, bıçak vb. konulan kap
  2. [sıfat] Kaşık yapmaya elverişli
    • "Gidengelmez Dağı’nda kestiği kaşıklık ağacı sırtında taşırken bir yardan düştü öldü." (Ali Sümbül)
  3. [sıfat] Kaşığın alabileceği ölçüde
    • "İki kaşıklık reçel."
KAVUŞTAK

  1. [isim, edebiyat] Bakınız nakarat
BİLİŞMEK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirini tanımak; muarefesi olmak
    • "Hep Trabzonlular kalabalık bir toplantıda istif hâlindeyiz, aramızda yabancı yok, hep bilişip tanışan hemşehrileriz." (İhsan Hamamizade)
TUTULMUŞ

  1. [sıfat] Engellenmiş
  2. Ele geçirilmiş
DOLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız gezinmek
  2. Doğru gitmeyip yolu uzatmak
    • "Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız."
  3. Dönüp başka bir yönden gelmek
    • "Dolaş da arka kapıdan gel."
  4. Bir şey akmak
    • "Damarlarında aynı kan dolaşıyor."
  5. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek; dolanmak
    • "Saçları taranmamaktan dolaşmış."
  6. [-i] Bir yeri belli bir amaçla gezmek
    • "Müzeleri dolaşmak."
  7. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
  8. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
  9. [müzik] Bakınız gezinmek
  10. [mecaz] Çok kimse tarafından söylenmek
  11. [mecaz] Kendini hissettirmek
    • "Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
HAPŞIRMA

  1. [isim] Hapşırmak işi; aksırma
    • "Bir öğretmenin gözlerini süze süze, ağzını yaya yaya kürsüden hapşırması onlar için kimbilir ne tatlı bir eğlence sahnesiydi." (Vasfi Mahir Kocatürk)
ŞEFKATLİ

  1. [sıfat] Bakınız sevecen
    • "Fazla şefkatli bir ana baba elinde bin türlü nazla büyüdü." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [zarf] Sevecen bir biçimde
    • "Kocasına bir şeyler demek, anlayışlı, şefkatli davranmak istiyor." (Attilâ İlhan)
BAŞPOLİS

Kelime Kökeni: Türkçe baş + Fransızca police

  1. [isim] Polis memuru ile kıdemli başpolis memuru arasındaki rütbede olan polis
KALEMŞOR

Kelime Kökeni: Arapça ḳalem + Farsça -şor

  1. [isim, alay yollu] Bakınız kalem savaşçısı
BÜZÜŞMEK

  1. [nesnesiz] Büzülerek alan hacmini küçültmek
  2. Bakınız ilişmek
    • "Geniş hasırlı sofanın bir kenarına da biz büzüşmüştük." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [tıp] Bakınız kasılmak
ALTINTAŞ

  1. [isim] Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
HÖŞMERİM

  1. [isim, ağızlardan] Tuzsuz taze peynir, nişasta, pirinç unu konularak yapılan bir tatlı türü
İYİLEŞME

  1. [isim] İyileşmek işi
BAŞHAKEM

Kelime Kökeni: Türkçe baş + Arapça ḥakem

  1. [isim, spor] Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı; başyargıcı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü