İçinde ş olan 5 harfli 511 kelime var. İçerisinde Ş harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ş harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AŞİNA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Bildik, tanıdık
    • "Sanki herkes uzun yolculuktan yeni dönmüş ve aşinalara kavuşmuştu." (Tarık Buğra)
  2. Bilinen

DALAŞ

  1. [isim] Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma

HAŞAT

  1. [sıfat] Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü
  2. Yorgun, bitkin

İŞLEM

  1. [isim] Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat
  2. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi
  3. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele
  4. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele
  5. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi
    • "Her işlem yeni bir sayı bulmaya varır."

MUŞTU

  1. [isim] Sevindiren haber, sava, müjde, erim, beşaret

ŞAYKA

Kelime Kökeni : Macarca

  1. [isim] Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi

DEĞİŞ

  1. [isim] Değme işi veya biçimi
    • "Buğdayı pirinçle değiş etmek."
  2. Değişim

KROŞE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Boksta bir yumruk vuruş biçimi

SARIŞ

  1. [isim] Sarma işi veya biçimi

BEŞER

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İnsanoğlu, insan

GEVİŞ

  1. [isim] Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi
    • "Bir kuzu yere çömelmiş, geviş getiriyordu." (Sait Faik Abasıyanık)

TIRAŞ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Saç veya sakalı kesme işi, yülüme
    • "Tıraştan sonra da bıyık, sakal yerleri belli olurdu." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Ve hele kaybedilecek zaman yüzünden ya tıraş olmaya ya da temizlenmeye vakit kalmazsa..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme
    • "Asker tıraşı."
  3. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal
    • "Üç günlük tıraşıyla hasta yatıyordu."
  4. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma
  5. Yalan, asılsız, bıktırıcı söz
    • "Bırak tıraşı, doğru konuş."

BEŞİK

  1. [isim] Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir çeşit küçük karyola
    • "Ayaklarının ucuna basarak beşiğin yanına geldi." (Halide Edip Adıvar)
  2. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü
  3. Bir şeyin doğup geliştiği yer
    • "Sırbistan'ın beşiği ve kaynağı burasıdır." (Falih Rıfkı Atay)
  4. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma

KAMIŞ

  1. [isim] Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis)
    • "Bugünlerin birinde kamışların birbirine sürtünmesinden hasıl olan bir yangın gördü." (Halide Edip Adıvar)
    • "Sıkıntılı bir durumdu ama onun kamışı o kadar zekice atması hoşuma gitmişti." (Refik Erduran)
  2. [sıfat] Bu bitkiden yapılmış
    • "Kamış sepet."
    • "Kamış dam."
  3. Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet
  4. Erkeklik organı

KLİŞE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha
    • "Klişecilik sanatını usta bir klişeci kadar bildiği hatta kendisi de klişe yaptığı için, siyah ve beyazın tonlarını son derece hünerle kaynaştırır." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [sıfat] Basmakalıp (söz, görüş vb.)
    • "Söylediği sözün klişe olduğunu, bir yazarın klişelerle yazmamak zorunda olduğunu kabul etmez o." (Necati Cumalı)

ŞEKİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Biçim
    • "Dünyayı alıp avucuna bir gün Tanrı'm / Avucunda bu dünyaya bir şekil ver." (Arif Nihat Asya)
    • "O, biraz da bana yardım olsun diye, mektepteki Amerika'dan gelen gazeteleri toplar, getirir, bu işe şekil verirdi." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim
    • "Bu kitapta birçok şekil var."
  3. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz
    • "Bu şekilde hareket etmek doğru değildir."
  4. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
    • "Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi
    • "Yönetim şekli."
  6. Anlatım biçimi
    • "Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  7. Biçim
  8. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim
    • "Geometrik şekil."

AFŞAR
...
BİHUŞ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Şaşkın, sersem, aklı başında olmayan, deli

DİNİŞ

  1. [isim] Dinme işi veya biçimi

GERİŞ

  1. [isim] Germe işi
  2. Dağların ve tepelerin üst kısmı, sırt

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü