İçinde ız olan 5 harfli 45 kelime var. İçerisinde IZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ız olan kelimeler listesine ya da sonu ız ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIZIK
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- KIZIŞ
-
-
[isim]
Kızmak işi
-
[isim]
Kızmak işi
- CILIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız sıska
- "Hanın sahibi cılız bir adamdı."
-
Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
- "Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum."
-
Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
- "Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu."
-
Bakınız ince
- "Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı."
-
Basit ve değersiz olan (şey)
- "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu."
-
[zarf]
Belli belirsiz bir biçimde
- "Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu."
-
[sıfat]
Bakınız sıska
- ARIZA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāriża
-
[isim]
Bakınız aksaklık
-
Bakınız bozulma
- "Bana göre yola devama mâni bir arıza değildi."
-
[coğrafya]
Bakınız engebe
-
[müzik]
Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı
-
[sıfat, mecaz]
Uyumsuz, düzeni bozan, sıkıntı çıkaran (kişi)
-
[isim]
Bakınız aksaklık
- KIZMA
-
-
[isim]
Kızmak işi
- "Şimdi artık kızma sırası bana gelmişti."
-
[isim]
Kızmak işi
- SIZIŞ
-
-
[isim]
Sızmak işi
-
[isim]
Sızmak işi
- SAKIZ
-
-
[isim]
Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine
-
Şekerli ve şekersiz, kokulu ve kokusuz türleri bulunan, ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği; ciklet
-
[hayvan bilimi]
Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir tür koyun
-
Bakınız sakız ağacı
- "Sizi İnce dağ yollarının sakız gölgeleri içinde yalnız bırakmak lazım geldiğini hissediyordu."
-
[isim]
Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine
- YAĞIZ
-
- ADSIZ
-
-
[sıfat]
Adı olmayan; isimsiz
-
Tanınmayan, bilinmeyen; isimsiz
- "Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı."
-
[isim, tarih]
Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı; isimsiz
-
[sıfat]
Adı olmayan; isimsiz
- TIKIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız tıknaz
- "İkisi de tıkız ve aynı boyda."
-
Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış; sıkı
- "Bu yastık pek tıkız olmuş."
-
Yoğunluğu çok ve katı olan
- "Tıkız hamur."
-
[sıfat]
Bakınız tıknaz
- SIZMA
-
-
[isim]
Sızmak işi
-
Kapı, pencere aralıklarından oda havasının değişmesi
-
[sıfat]
Sızdırılmış
- "Sızma zeytinyağı."
-
[isim]
Sızmak işi
- ARIZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāriżī
-
[sıfat, eskimiş]
Sonradan olan, dıştan gelen
-
Bakınız geçici
- "Yoksa, arızi bir şeydir ihtiyarlık ve sonu gençliktir."
-
[sıfat, eskimiş]
Sonradan olan, dıştan gelen
- ISSIZ
-
-
[sıfat]
Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan; yaban, kûhi, tenha
- "Köşkün bütün odaları ıssız."
-
[mecaz]
Yalnız, kimsesi olmayan
-
[zarf]
Tenha bir durumda
- "Tenha sokak karın altında olduğundan daha ıssız görünüyor."
-
[sıfat]
Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan; yaban, kûhi, tenha
- SIZAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su, küçük pınar
-
[isim, ağızlardan]
Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su, küçük pınar
- KIZAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Erkek çocuk
-
Silahlı köy delikanlısı
- "Kızanlarla köyün eşiğinde ertesi gün öğle vakti, Menderes Köprüsü'ndeki köpekleri tepelemeye ant içtik."
-
Çoluk çocuk
-
[isim, ağızlardan]
Erkek çocuk
- KIZAK
-
-
[isim]
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt
- "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim."
-
Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça
-
Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası
-
[denizcilik]
Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara
-
[isim]
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt
- IZGIN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
-
[isim, bitki bilimi]
Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
- HAYIZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayż
-
[isim, eskimiş]
Kadınlarda aybaşı hâli
-
[isim, eskimiş]
Kadınlarda aybaşı hâli
- HIZIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫiżr
-
[isim]
"Birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek" anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz
- "Ya annem ya ninem babamın çıkardığı gürültüyü işitip mutlaka Hızır gibi imdadıma yetişir."
-
[isim]
"Birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek" anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz
- IZRAR
-
Kelime Kökeni: Arapça iżrār
-
[isim, eskimiş]
Zarar verme, zarara sokma
-
[isim, eskimiş]
Zarar verme, zarara sokma