İçinde ız olan 5 harfli 45 kelime var. İçerisinde IZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ız olan kelimeler listesine ya da sonu ız ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIZIK

  1. [isim, tarih] Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
KIZIŞ

  1. [isim] Kızmak işi
CILIZ

  1. [sıfat] Bakınız sıska
    • "Hanın sahibi cılız bir adamdı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
    • "Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
    • "Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu." (Burhan Günel)
  4. Bakınız ince
    • "Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı." (Ayşe Kulin)
  5. Basit ve değersiz olan (şey)
    • "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu." (Burhan Felek)
  6. [zarf] Belli belirsiz bir biçimde
    • "Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu." (Muammer Yüksel)
ARIZA

Kelime Kökeni: Arapça ʿāriża

  1. [isim] Bakınız aksaklık
  2. Bakınız bozulma
    • "Bana göre yola devama mâni bir arıza değildi." (Atilla Kıyat)
  3. [coğrafya] Bakınız engebe
  4. [müzik] Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı
  5. [sıfat, mecaz] Uyumsuz, düzeni bozan, sıkıntı çıkaran (kişi)
KIZMA

  1. [isim] Kızmak işi
    • "Şimdi artık kızma sırası bana gelmişti." (Reşat Nuri Güntekin)
SIZIŞ

  1. [isim] Sızmak işi
SAKIZ

  1. [isim] Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine
  2. Şekerli ve şekersiz, kokulu ve kokusuz türleri bulunan, ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği; ciklet
  3. [hayvan bilimi] Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir tür koyun
  4. Bakınız sakız ağacı
    • "Sizi İnce dağ yollarının sakız gölgeleri içinde yalnız bırakmak lazım geldiğini hissediyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
YAĞIZ

  1. [sıfat] Bakınız esmer
    • "Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bakınız doru
    • "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  3. [ağızlardan] Bakınız yiğit
    • "Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi." (Attilâ İlhan)
ADSIZ

  1. [sıfat] Adı olmayan; isimsiz
  2. Tanınmayan, bilinmeyen; isimsiz
    • "Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı." (Necati Cumalı)
  3. [isim, tarih] Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı; isimsiz
TIKIZ

  1. [sıfat] Bakınız tıknaz
    • "İkisi de tıkız ve aynı boyda." (Haldun Taner)
  2. Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış; sıkı
    • "Bu yastık pek tıkız olmuş."
  3. Yoğunluğu çok ve katı olan
    • "Tıkız hamur."
SIZMA

  1. [isim] Sızmak işi
  2. Kapı, pencere aralıklarından oda havasının değişmesi
  3. [sıfat] Sızdırılmış
    • "Sızma zeytinyağı."
ARIZİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿāriżī

  1. [sıfat, eskimiş] Sonradan olan, dıştan gelen
  2. Bakınız geçici
    • "Yoksa, arızi bir şeydir ihtiyarlık ve sonu gençliktir." (Nâzım Hikmet)
ISSIZ

  1. [sıfat] Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan; yaban, kûhi, tenha
    • "Köşkün bütün odaları ıssız." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Yalnız, kimsesi olmayan
  3. [zarf] Tenha bir durumda
    • "Tenha sokak karın altında olduğundan daha ıssız görünüyor." (Ahmet Ümit)
SIZAK

  1. [isim, ağızlardan] Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su, küçük pınar
KIZAN

  1. [isim, ağızlardan] Erkek çocuk
  2. Silahlı köy delikanlısı
    • "Kızanlarla köyün eşiğinde ertesi gün öğle vakti, Menderes Köprüsü'ndeki köpekleri tepelemeye ant içtik." (Halide Edip Adıvar)
  3. Çoluk çocuk
KIZAK

  1. [isim] Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt
    • "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim." (Reha Mağden)
  2. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça
  3. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası
  4. [denizcilik] Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara
IZGIN

  1. [isim, bitki bilimi] Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
HAYIZ

Kelime Kökeni: Arapça ḥayż

  1. [isim, eskimiş] Kadınlarda aybaşı hâli
HIZIR

Kelime Kökeni: Arapça ḫiżr

  1. [isim] "Birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek" anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz
    • "Ya annem ya ninem babamın çıkardığı gürültüyü işitip mutlaka Hızır gibi imdadıma yetişir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
IZRAR

Kelime Kökeni: Arapça iżrār

  1. [isim, eskimiş] Zarar verme, zarara sokma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü