İçinde ırm olan 9 harfli 99 kelime var. İçerisinde IRM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ırm olan kelimeler listesine ya da sonu ırm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Irm Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I M R
2 Harfli Kelimeler
IR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ACINDIRMA
-
-
[isim]
Acındırmak işi
- "Bütün bunlar görünürde pazarlama taktiği ama aslında bir acındırma, kandırma seansı idi."
-
[isim]
Acındırmak işi
- ARINDIRMA
-
-
[isim]
Arındırmak işi
-
[isim]
Arındırmak işi
- AZIŞTIRMA
-
-
[isim]
Azıştırmak işi
-
[isim]
Azıştırmak işi
- KIYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kıyma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Kıyma işini yaptırmak
- KARDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Karma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Karma işini yaptırmak
- İNANDIRMA
-
-
[isim]
İnandırmak işi
-
[isim]
İnandırmak işi
- BASTIRMAK
-
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- "Kitap bastırmak."
-
Basma işini yapmak
- "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta."
-
Zararlı bir olayı önlemek
- "Yangını bastırmak."
-
Bakınız durdurmak
- "Oradaki ayaklanmaları bastırdık, yığınla şehit verdik! Bulgaristan’da, Sırbistan’da, Karadağ’da bütün ayaklanmaları bastırdık."
-
Üstünlüğünü göstermek
- "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor."
-
Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
-
Bakınız gidermek
- "Heyecanını bir türlü bastıramıyor."
-
Hemen söylemek
- "Cevabı bastırdı."
-
[nesnesiz]
Bir yere beklenmedik bir anda kalabalık hâlde gelmek
- "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar."
-
[nesnesiz]
Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
- "Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz."
-
[-e]
Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
- "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar."
-
[ağızlardan]
Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- SIKTIRMAK
-
-
[-i]
Sıkma işini yaptırmak
-
[-i]
Sıkma işini yaptırmak
- ULAŞTIRMA
-
-
[isim]
Ulaştırmak işi; isal
- "Aralarında düşmanlık oluşturan olayları hep birlikte oturup karar alarak çözüme ulaştırmaya çalışırlardı."
-
İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü; münakalat
-
[askerlik]
Orduda malzeme ve personel taşıma işlerini sağlayan sınıf
-
[isim]
Ulaştırmak işi; isal
- AÇINDIRMA
-
-
[isim]
Açındırmak işi; düzlemleştirme
-
[isim]
Açındırmak işi; düzlemleştirme
- SARDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sarma işini yaptırmak
- "Eski kahverengi ayakkabılarını sardırdı, parasını ödeyip çıktı."
-
[mecaz]
Sürekli olarak bir konuyu düşünmek
-
[-e, -i]
Sarma işini yaptırmak
- ILINDIRMA
-
-
[isim]
Ilındırmak işi
-
[isim]
Ilındırmak işi
- SAĞDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sağma işini yaptırmak
-
Sağmasına sebep olmak
-
[-e, -i]
Sağma işini yaptırmak
- HIÇKIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
-
İçini çekerek ağlamak
- "Anası köşe bucak kaçıyor, tenha bir yer buldukça hıçkırıyordu."
-
[nesnesiz]
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
- KAYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
- "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim."
-
[-e, -i]
Kaymasını sağlamak, kaymasına yol açmak
- SAVDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Savma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Savma işini yaptırmak
- SAYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak
- "Garsonu çağırır, yemekleri bir de garsona yüksek sesle saydırır."
-
Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak
- "Şimdiye kadar hoşlandığı her kadına kendini sevdirmemişse bile saydırmıştır."
-
[argo]
Sövüp saymak
- "Zidan açtı ağzını yumdu gözünü, saydırdı da saydırdı."
-
[-e, -i]
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak
- FIŞKIRMAK
-
-
[-den]
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
- "Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."
-
Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek
- "Kaldırım taşları arasından fışkırmış otların bütün sokağı bürüyeceği muhakkak!"
-
[mecaz]
Bir şey bir yerde bol bol görülmek
- "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı."
-
[-den]
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
- YAYDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yayma işini yaptırmak, yayılmasını sağlamak
-
[-e, -i]
Yayma işini yaptırmak, yayılmasını sağlamak
- ILIŞTIRMA
-
-
[isim]
Ilıştırmak işi
-
[isim]
Ilıştırmak işi