İçinde ın olan 5 harfli 59 kelime var. İçerisinde IN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ın olan kelimeler listesine ya da sonu ın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIŞIN
-
-
[zarf]
Kış mevsiminde, kış süresince
- "Cuma ve pazartesi geceleri, kışın Aksaray'daki evimizde boza partisi verilirdi."
-
[zarf]
Kış mevsiminde, kış süresince
- HARIN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarūn
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
-
[mecaz]
Hain, huysuz
-
[mecaz]
Bakınız obur
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
- ALGIN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Cılız, zayıf, hastalıklı olan
-
Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Cılız, zayıf, hastalıklı olan
- KIYIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zulüm
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zulüm
- YAZIN
-
-
[zarf]
Yaz mevsiminde, yaz aylarında
- "Köyümüzde örtüleri gelinlerim asma çardakların altında yazın işlerdi."
-
[zarf]
Yaz mevsiminde, yaz aylarında
- KINLI
-
-
[sıfat]
Kını olan, bir kınla sarılı olan
-
[isim, bitki bilimi]
Kını çok gelişerek bağlı bulunduğu sapı az veya çok saran yaprak
-
[sıfat]
Kını olan, bir kınla sarılı olan
- ARGIN
-
-
[sıfat]
Yorgun, bitkin, mecalsiz durumda olan
- "Şimdi kadının argın, uçuk benzi, yorgun, düşük kımıldanışı daha ziyade görünüyordu."
-
[sıfat]
Yorgun, bitkin, mecalsiz durumda olan
- SAYIN
-
-
[sıfat]
Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
-
[sıfat]
Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
- SINIF
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣinf
-
[isim]
Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri
- "Birinci sınıf öğrencileri."
-
Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler
-
Bakınız derslik
-
Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri
- "Üçüncü sınıf bir gazeteciydi."
-
[biyoloji]
Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü
- "Memeliler, kuşlar, balıklar, omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar."
-
[mantık]
Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği
-
[toplum bilimi]
Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu; tabaka, klas
- "Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi."
-
[isim]
Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri
- ARŞIN
-
-
[isim]
Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü
- "Bu duvarlar yerden bir arşın kadar yüksek, üstünde güzel bir parmaklığı olan duvarlardı."
-
Bu uzunluk ölçüsüne göre ölçüm yapan, demirden, çelikten veya tahtadan alet
-
[isim]
Yaklaşık 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü
- MAYIN
-
Kelime Kökeni: İngilizce mine
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- "Mıknatıslı mayın."
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- LAÇIN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Beyaz renkli bir cins şahin
-
[isim, hayvan bilimi]
Beyaz renkli bir cins şahin
- SINIK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Kırık, çıkık
-
Yenilmiş, bozguna uğramış
-
[sıfat, ağızlardan]
Kırık, çıkık
- ZIBIN
-
-
[isim]
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi
- "Nadiren kapağı açılır, içinden kâh benim çocukluk zıbınım, kâh annemin gelinlik duvağı çıkar."
-
[ağızlardan]
Kolsuz kadın giysisi
-
[isim]
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi
- SINIR
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi; hudut
-
Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi
-
Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi; uç, had
- "Bataklığın sınırı. Ormanın sınırı."
-
Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer; limit
- "Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı."
-
[matematik]
Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük; limit
-
[isim]
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi; hudut
- YIĞIN
-
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim."
-
Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- ANGIN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız ünlü
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız ünlü
- SINMA
-
-
[isim]
Sınmak işi
-
[isim]
Sınmak işi
- SINAV
-
-
[isim]
Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama; imtihan
- "Annem, derslerine çalışıp eylülde sınavları başarması gerektiğini hatırlatıyordu."
-
[mecaz]
Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum
- "Evliliğin ilk yılları bir sınavdır."
-
[isim]
Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama; imtihan
- AYGIN
-
-
[sıfat]
Bitkin durumda olan
- "Aygın mısın Halime’m, baygın mısın gel / Hiç haberin gelmiyor, dargın mısın gel"
-
[sıfat]
Bitkin durumda olan