İçinde ım olan 7 harfli 135 kelime var. İçerisinde IM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ım olan kelimeler listesine ya da sonu ım ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MÜLAZIM
-
Kelime Kökeni: Arapça mulāzim
-
[sıfat]
Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden
-
[isim, askerlik]
Bakınız teğmen
-
[sıfat]
Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden
- YAYIMCI
-
-
[isim]
Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş; naşir, tabi (II), editör
- "Yayımcılar, kazanç amacıyla, alışılmış yapıtlar sunarlar okuyucuya."
-
Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse; editör
-
Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse
-
[isim]
Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş; naşir, tabi (II), editör
- KAZIMAK
-
-
[-i]
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
- "Tahtanın boyasını kazımak."
-
Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak
- "O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin."
-
Sertçe ovmak
-
Tıraş etmek
- "Sakalını kazımak."
-
[nesnesiz]
Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak
-
[mecaz]
Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak
- "Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler."
-
[tıp]
Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek
- "Çıbanı kazıyarak aldılar."
-
[-i]
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
- BASIMCI
-
-
[isim]
Basımevi işleten kimse; matbaacı
- "Basımcı baştan büyük masraflara girmemekte, okuyucu da belki tamamı basılsa pahalılığından dolayı alamayacağı bir esere forma forma sanki taksitle alır gibi sahip olmaktadır."
-
[isim]
Basımevi işleten kimse; matbaacı
- BAKIMLI
-
-
[sıfat]
İyi bakılmış, iyi korunmuş olan
- "Bulgaristan’da Hasköy’de Otman Baba Dergâhı yine bakımlı idi."
-
Beslenme, giyinme vb. gereksinimleri iyi bir biçimde karşılanmış
- "Avludan atlar geçmeye başladı. Hepsi besili ve bakımlı idi."
-
Kıyafet, beden temizliği vb. bakımından kendisine özen gösteren
-
Özen gösterilmiş (saç, sakal vb.)
- "Çalışanların da kıyafetleri, saçı sakalı bakımlı ve temiz olmalıdır."
-
[sıfat]
İyi bakılmış, iyi korunmuş olan
- TARIMCI
-
-
[isim]
Tarım işleriyle uğraşan kimse; ziraatçı
- "Tarımcı sınıf aynı zamanda, toprağa yatırımlar yaparak üretimde artışları gerçekleştiren gruptur."
-
Tarım mühendisi veya teknisyeni; ziraatçı
- "Tarımcı yavaş yavaş düzeltiyordu durumunu. Nihat’ı ise neredeyse oyuna sokmuyordu yargıç."
-
[isim]
Tarım işleriyle uğraşan kimse; ziraatçı
- DOLAŞIM
-
-
[isim]
Dolaşmak işi; sirkülasyon
-
[ekonomi]
Bakınız dolanım
-
[anatomi]
Bakınız kan dolaşımı
-
[isim]
Dolaşmak işi; sirkülasyon
- SARIMSI
-
-
[sıfat]
Rengi sarıyı andıran, sarıya benzeyen; sarımtırak
- "Sarımsı, pürüzsüz, meyve tazeliğinde teni meydana çıktı."
-
[sıfat]
Rengi sarıyı andıran, sarıya benzeyen; sarımtırak
- KAZANIM
-
-
[isim]
Kazanmak işi
-
Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak; avantaj
-
[isim]
Kazanmak işi
- CİVANIM
-
-
sevgi bildiren bir seslenme sözü
- "Arabaya taş koydum, civanım / Arabaya taş koydum / Ben bu yola baş koydum, civanım / Ben bu yola baş koydum"
-
sevgi bildiren bir seslenme sözü
- SANCIMA
-
-
[isim]
Sancımak işi
-
[isim]
Sancımak işi
- UYLAŞIM
-
-
[isim]
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
-
Bakınız uzlaşma
- "Bu en azından bir ortak uylaşım zemini, dolayısıyla bir kurallar dizisi gerektirir."
-
[isim]
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
- MADIMAK
-
Kelime Kökeni: Ermenice
-
[isim, ağızlardan, bitki bilimi]
İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki
-
[isim, ağızlardan, bitki bilimi]
İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki
- AKLIMDA
-
-
[ünlem]
Lades oyununa katılanlardan biri ötekine bir şey verirken karşıdakinin "unutmadım" anlamında söylediği söz
-
[ünlem]
Lades oyununa katılanlardan biri ötekine bir şey verirken karşıdakinin "unutmadım" anlamında söylediği söz
- ATIMLIK
-
-
[sıfat]
Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir defa atış yapabilecek miktarda olan (barut, saçma vb.)
- "Kiminin bir atımlık barutu varmış, atmış bitirmiş ama hırsı bitip tükenme bilmiyor."
-
Atılan kurşun vb.nin ulaşacağı mesafe kadar olan
- "Devran içinde anlık bir göz kırpması gibi / Bir koşumluk yol ya da bir atımlık mesafe gibi"
-
Kalp vb.nin bir defa atma süresi kadar olan
- "Hiçbir gözdeki pırıltı coşturmadı beni böylesine / Kımıldatamadı kalbimi yerinden tek bir atımlık"
-
Bir tutam kadar, bir defa eklemeye veya koymaya yetecek kadar olan (susam, tuz, biber, çay vb.)
- "Evde bir atımlık biberle bir atımlık çay kalmış."
-
Bir defada ağza alınıp yenilecek büyüklükte olan (kurabiye vb.)
-
[sıfat]
Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir defa atış yapabilecek miktarda olan (barut, saçma vb.)
- LEVAZIM
-
Kelime Kökeni: Arapça levāzim
-
[isim]
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
- "Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderdiler."
-
Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro
- "Hayri Efendi ayakta bekledi, müsteşar kâğıdı okudu, levazım müdürü ile konuştu."
-
[askerlik]
Ordunun geri hizmetinde ihtiyacı olan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm
- "Sağlık, levazım gibi geri hizmetlerde çalıştırılıyor, sedye, karavana taşıyorduk."
-
[isim]
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
- KAYITIM
-
-
[isim, felsefe]
Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi; rücu
-
[isim, felsefe]
Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi; rücu
- BALKIMA
-
-
[isim]
Balkımak işi
- "Yüzüne usulca bir balkıma geldi."
-
[isim]
Balkımak işi
- ZARIMSI
-
-
[sıfat]
Bakınız zarsı
-
[sıfat]
Bakınız zarsı
- BAKALIM
-
-
Bakınız bakmak (bakmak fiilinin istek kipi, birinci çoğul kişi çekimi)
-
Bakınız bakmak (bakmak fiilinin istek kipi, birinci çoğul kişi çekimi)