İçinde ım olan 7 harfli 135 kelime var. İçerisinde IM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ım olan kelimeler listesine ya da sonu ım ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MÜLAZIM

Kelime Kökeni: Arapça mulāzim

  1. [sıfat] Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden
  2. [isim, askerlik] Bakınız teğmen
YAYIMCI

  1. [isim] Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş; naşir, tabi (II), editör
    • "Yayımcılar, kazanç amacıyla, alışılmış yapıtlar sunarlar okuyucuya." (Necati Cumalı)
  2. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse; editör
  3. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse
KAZIMAK

  1. [-i] Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
    • "Tahtanın boyasını kazımak."
  2. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak
    • "O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin."
  3. Sertçe ovmak
  4. Tıraş etmek
    • "Sakalını kazımak."
  5. [nesnesiz] Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak
  6. [mecaz] Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak
    • "Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  7. [tıp] Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek
    • "Çıbanı kazıyarak aldılar."
BASIMCI

  1. [isim] Basımevi işleten kimse; matbaacı
    • "Basımcı baştan büyük masraflara girmemekte, okuyucu da belki tamamı basılsa pahalılığından dolayı alamayacağı bir esere forma forma sanki taksitle alır gibi sahip olmaktadır." (Raif Nezih)
BAKIMLI

  1. [sıfat] İyi bakılmış, iyi korunmuş olan
    • "Bulgaristan’da Hasköy’de Otman Baba Dergâhı yine bakımlı idi." (Bedri Noyan)
  2. Beslenme, giyinme vb. gereksinimleri iyi bir biçimde karşılanmış
    • "Avludan atlar geçmeye başladı. Hepsi besili ve bakımlı idi." (Tarık Buğra)
  3. Kıyafet, beden temizliği vb. bakımından kendisine özen gösteren
  4. Özen gösterilmiş (saç, sakal vb.)
    • "Çalışanların da kıyafetleri, saçı sakalı bakımlı ve temiz olmalıdır." (Bahtiyar Eren)
TARIMCI

  1. [isim] Tarım işleriyle uğraşan kimse; ziraatçı
    • "Tarımcı sınıf aynı zamanda, toprağa yatırımlar yaparak üretimde artışları gerçekleştiren gruptur." (Doğan Avcıoğlu)
  2. Tarım mühendisi veya teknisyeni; ziraatçı
    • "Tarımcı yavaş yavaş düzeltiyordu durumunu. Nihat’ı ise neredeyse oyuna sokmuyordu yargıç." (Necati Cumalı)
DOLAŞIM

  1. [isim] Dolaşmak işi; sirkülasyon
  2. [ekonomi] Bakınız dolanım
  3. [anatomi] Bakınız kan dolaşımı
SARIMSI

  1. [sıfat] Rengi sarıyı andıran, sarıya benzeyen; sarımtırak
    • "Sarımsı, pürüzsüz, meyve tazeliğinde teni meydana çıktı." (Cahit Uçuk)
KAZANIM

  1. [isim] Kazanmak işi
  2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak; avantaj
CİVANIM

  1. sevgi bildiren bir seslenme sözü
    • "Arabaya taş koydum, civanım / Arabaya taş koydum / Ben bu yola baş koydum, civanım / Ben bu yola baş koydum" (Halk türküsü)
SANCIMA

  1. [isim] Sancımak işi
UYLAŞIM

  1. [isim] Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
  2. Bakınız uzlaşma
    • "Bu en azından bir ortak uylaşım zemini, dolayısıyla bir kurallar dizisi gerektirir." (Füsun Akatlı)
MADIMAK

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [isim, ağızlardan, bitki bilimi] İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki
AKLIMDA

  1. [ünlem] Lades oyununa katılanlardan biri ötekine bir şey verirken karşıdakinin "unutmadım" anlamında söylediği söz
ATIMLIK

  1. [sıfat] Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir defa atış yapabilecek miktarda olan (barut, saçma vb.)
    • "Kiminin bir atımlık barutu varmış, atmış bitirmiş ama hırsı bitip tükenme bilmiyor." (Tarık Buğra)
  2. Atılan kurşun vb.nin ulaşacağı mesafe kadar olan
    • "Devran içinde anlık bir göz kırpması gibi / Bir koşumluk yol ya da bir atımlık mesafe gibi" (Ahmet Deniz)
  3. Kalp vb.nin bir defa atma süresi kadar olan
    • "Hiçbir gözdeki pırıltı coşturmadı beni böylesine / Kımıldatamadı kalbimi yerinden tek bir atımlık" (Filiz Uysal)
  4. Bir tutam kadar, bir defa eklemeye veya koymaya yetecek kadar olan (susam, tuz, biber, çay vb.)
    • "Evde bir atımlık biberle bir atımlık çay kalmış."
  5. Bir defada ağza alınıp yenilecek büyüklükte olan (kurabiye vb.)
LEVAZIM

Kelime Kökeni: Arapça levāzim

  1. [isim] Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
    • "Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderdiler." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro
    • "Hayri Efendi ayakta bekledi, müsteşar kâğıdı okudu, levazım müdürü ile konuştu." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [askerlik] Ordunun geri hizmetinde ihtiyacı olan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm
    • "Sağlık, levazım gibi geri hizmetlerde çalıştırılıyor, sedye, karavana taşıyorduk." (Necati Cumalı)
KAYITIM

  1. [isim, felsefe] Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi; rücu
BALKIMA

  1. [isim] Balkımak işi
    • "Yüzüne usulca bir balkıma geldi." (Hasan Erimez)
ZARIMSI

  1. [sıfat] Bakınız zarsı
BAKALIM

  1. Bakınız bakmak (bakmak fiilinin istek kipi, birinci çoğul kişi çekimi)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü