İçinde ık olan 7 harfli 348 kelime var. İçerisinde IK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ık olan kelimeler listesine ya da sonu ık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRIKÇI
-
-
[isim]
Kırıkları düzelten kimse; sınıkçı
-
[isim]
Kırıkları düzelten kimse; sınıkçı
- ORTALIK
-
-
[isim]
Bulunulan yer, çevre; piyasa
- "Ortalık karanlık, bizi kimse görmez, merak etme."
-
İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer
- "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı."
-
Yeryüzünün görünen bölümü; çevre
- "Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu hâlde, tatlı bir aydınlık vardı."
-
Soyut anlamda yaşanan ortam
- "Bu neşe ortalığa sirayet etti."
-
[isim]
Bulunulan yer, çevre; piyasa
- ATAKLIK
-
-
[isim]
Atak olanın durumu veya atak bir biçimde yapılan iş, davranış
- "Kara Yusuf ve arkadaşlarındaki ataklık halkı sarıyor."
-
[isim]
Atak olanın durumu veya atak bir biçimde yapılan iş, davranış
- CIVIKLI
-
-
[isim]
Çift bıçakla küçük parçalar hâline getirilmiş koyunun bel ve kaburga etlerinin domates, biber ve ince kıyılmış soğanla harmanlanıp hamurun üzerine serilerek fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür etli pide
-
[isim]
Çift bıçakla küçük parçalar hâline getirilmiş koyunun bel ve kaburga etlerinin domates, biber ve ince kıyılmış soğanla harmanlanıp hamurun üzerine serilerek fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür etli pide
- ASMALIK
-
-
[sıfat]
Asma için ayrılmış (yer veya toprak)
-
Asmaları bol olan
- "Bağlıktı, İncesu derlerdi, bağlıktı, üzümlük asmalık."
-
[sıfat]
Asma için ayrılmış (yer veya toprak)
- IŞIKLIK
-
-
[isim, mimarlık]
Bakınız ışık bacası
-
[isim, mimarlık]
Bakınız ışık bacası
- YIKILMA
-
-
[isim]
Yıkılmak işi; çöküş, yıkıntı, inhidam
- "Duvarın yıkılması epey zaman aldı."
-
[isim]
Yıkılmak işi; çöküş, yıkıntı, inhidam
- UŞAKLIK
-
-
[isim]
Uşak olma durumu; hizmetkârlık
- "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin."
-
[mecaz]
Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
-
[isim]
Uşak olma durumu; hizmetkârlık
- YAYALIK
-
-
[isim]
Yaya olma durumu
-
Araç trafiğine kapatılarak sadece yayaların kullanımına sunulan yol
-
[isim]
Yaya olma durumu
- KABALIK
-
-
[isim]
Kaba olma durumu
-
Kaba davranış; huşunet
- "Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız."
-
[isim]
Kaba olma durumu
- MAZILIK
-
-
[isim]
Mazı ağaçlarının çok olduğu yer
-
[isim]
Mazı ağaçlarının çok olduğu yer
- ŞIPIDIK
-
-
[isim]
Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç; şıpşıp
- "Çıplak, kuvvetli topuklarının altında şıpıdıklarının ökçelerini ezerek alı al, moru mor bir telaşla geliyordu."
-
[isim]
Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç; şıpşıp
- KIKIRTI
-
-
[isim]
Kıkırdama sırasında çıkan sesin adı
-
[isim]
Kıkırdama sırasında çıkan sesin adı
- ŞAKAYIK
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḳāʾiḳ
-
[isim, bitki bilimi]
Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi (Paeonia mascula)
-
[isim, bitki bilimi]
Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi (Paeonia mascula)
- AÇIKTAN
-
-
[zarf]
Bir yerin uzağından
- "Fakat yüksek rütbeli memurlar ve zülfüyâre dokunmaktan çekinenler sazın peşinde ve etrafında giden bu kayık ve sandalların aralarına girmezler de onları ancak kenarlarından ve biraz açıktan takip ederlerdi."
-
Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak
-
Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın
-
Açık olarak
- "Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde / Gördüğün her kıtaya açıktan diş bilersin"
-
Sesli olarak, yüksek sesle
- "Farz olan, kıraatin yerine gelecek şekilde Fatiha’nın ilk üç ayetinin gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okunmasıdır."
-
[mecaz]
Ayrıca, ek olarak
- "Üstelik açıktan yol harçlığı falan da veriyor bana."
-
[zarf]
Bir yerin uzağından
- HACILIK
-
-
[isim]
Hacı olma durumu
- "Hüseyin Rahmi bu romanında Birinci Dünya Savaşı sırasında halkın çektiği sefaleti, hacılık perdesi arkasına sığınarak halkı soyan tüccarları ele alır."
-
[isim]
Hacı olma durumu
- ŞAŞILIK
-
-
[isim]
Şaşı olma durumu
-
[tıp]
Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu
-
[isim]
Şaşı olma durumu
- AZATLIK
-
-
[isim]
Azat olma durumu
- "Hâlbuki bir elçi için bu kadarcık bir azatlık, bu kadarcık bir nefes alma imkânı dahi yoktur."
-
[sıfat, eskimiş]
Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle)
-
[isim]
Azat olma durumu
- SINIKÇI
-
-
[isim]
Bakınız kırıkçı
-
[isim]
Bakınız kırıkçı
- SOBALIK
-
-
[sıfat]
Sobaya girebilecek büyüklükte olan
- "Sobalık odun."
-
Soba yapmaya elverişli olan
- "Sobalık sac."
-
Sobanın alabileceği miktarda olan
- "Bir sobalık odun."
-
[sıfat]
Sobaya girebilecek büyüklükte olan