İçinde ık olan 7 harfli 348 kelime var. İçerisinde IK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ık olan kelimeler listesine ya da sonu ık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRIKÇI

  1. [isim] Kırıkları düzelten kimse; sınıkçı
ORTALIK

  1. [isim] Bulunulan yer, çevre; piyasa
    • "Ortalık karanlık, bizi kimse görmez, merak etme." (Peyami Safa)
  2. İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer
    • "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Yeryüzünün görünen bölümü; çevre
    • "Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu hâlde, tatlı bir aydınlık vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Soyut anlamda yaşanan ortam
    • "Bu neşe ortalığa sirayet etti." (Peyami Safa)
ATAKLIK

  1. [isim] Atak olanın durumu veya atak bir biçimde yapılan iş, davranış
    • "Kara Yusuf ve arkadaşlarındaki ataklık halkı sarıyor." (Tarık Buğra)
CIVIKLI

  1. [isim] Çift bıçakla küçük parçalar hâline getirilmiş koyunun bel ve kaburga etlerinin domates, biber ve ince kıyılmış soğanla harmanlanıp hamurun üzerine serilerek fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür etli pide
ASMALIK

  1. [sıfat] Asma için ayrılmış (yer veya toprak)
  2. Asmaları bol olan
    • "Bağlıktı, İncesu derlerdi, bağlıktı, üzümlük asmalık." (Mine Göğüş Tan)
IŞIKLIK

  1. [isim, mimarlık] Bakınız ışık bacası
YIKILMA

  1. [isim] Yıkılmak işi; çöküş, yıkıntı, inhidam
    • "Duvarın yıkılması epey zaman aldı." (İhsan Oktay Anar)
UŞAKLIK

  1. [isim] Uşak olma durumu; hizmetkârlık
    • "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin." (Namık Kemal)
  2. [mecaz] Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
YAYALIK

  1. [isim] Yaya olma durumu
  2. Araç trafiğine kapatılarak sadece yayaların kullanımına sunulan yol
KABALIK

  1. [isim] Kaba olma durumu
  2. Kaba davranış; huşunet
    • "Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız." (Peyami Safa)
MAZILIK

  1. [isim] Mazı ağaçlarının çok olduğu yer
ŞIPIDIK

  1. [isim] Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç; şıpşıp
    • "Çıplak, kuvvetli topuklarının altında şıpıdıklarının ökçelerini ezerek alı al, moru mor bir telaşla geliyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KIKIRTI

  1. [isim] Kıkırdama sırasında çıkan sesin adı
ŞAKAYIK

Kelime Kökeni: Arapça şaḳāʾiḳ

  1. [isim, bitki bilimi] Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi (Paeonia mascula)
AÇIKTAN

  1. [zarf] Bir yerin uzağından
    • "Fakat yüksek rütbeli memurlar ve zülfüyâre dokunmaktan çekinenler sazın peşinde ve etrafında giden bu kayık ve sandalların aralarına girmezler de onları ancak kenarlarından ve biraz açıktan takip ederlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak
  3. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın
  4. Açık olarak
    • "Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde / Gördüğün her kıtaya açıktan diş bilersin" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  5. Sesli olarak, yüksek sesle
    • "Farz olan, kıraatin yerine gelecek şekilde Fatiha’nın ilk üç ayetinin gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okunmasıdır." (Mehmed Paksu)
  6. [mecaz] Ayrıca, ek olarak
    • "Üstelik açıktan yol harçlığı falan da veriyor bana." (Muzaffer İzgü)
HACILIK

  1. [isim] Hacı olma durumu
    • "Hüseyin Rahmi bu romanında Birinci Dünya Savaşı sırasında halkın çektiği sefaleti, hacılık perdesi arkasına sığınarak halkı soyan tüccarları ele alır." (Mehmet Kaplan)
ŞAŞILIK

  1. [isim] Şaşı olma durumu
  2. [tıp] Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu
AZATLIK

  1. [isim] Azat olma durumu
    • "Hâlbuki bir elçi için bu kadarcık bir azatlık, bu kadarcık bir nefes alma imkânı dahi yoktur." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [sıfat, eskimiş] Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle)
SINIKÇI

  1. [isim] Bakınız kırıkçı
SOBALIK

  1. [sıfat] Sobaya girebilecek büyüklükte olan
    • "Sobalık odun."
  2. Soba yapmaya elverişli olan
    • "Sobalık sac."
  3. Sobanın alabileceği miktarda olan
    • "Bir sobalık odun."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü