İçinde ık olan 6 harfli 177 kelime var. İçerisinde IK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ık olan kelimeler listesine ya da sonu ık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAMLIK

  1. [isim] Eksik olmama durumu; tamamiyet
  2. Bakınız olgunluk
    • "Binbir çeşit meziyet, fazilet, tamlık ve kemal..." (Refik Halit Karay)
ODACIK

  1. [isim] Küçük oda
    • "Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti." (Reşat Enis Aygen)
  2. [bitki bilimi] Açık tohumlarda çiçek tozunun çimlenerek döllenmeyi sağlamadan önce bir süre beklediği, yumurtanın ön kısmında ve kapıcığın altında bulunan boşluk
BASTIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız pestil
SABIKA

Kelime Kökeni: Arapça sābiḳa

  1. [isim] Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay
  2. [hukuk] Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç
    • "Üstelik sabıkası olduğu için iş bulması daha da güçtür." (Necati Cumalı)
APAÇIK

  1. [sıfat] Çok açık, çok belirgin
    • "Apaçık bir yalanla kızı yanından uzaklaştırıyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [zarf] Çok açık olarak, çok belirgin biçimde
    • "Yeteneksizliğim apaçık ortada görülüp dururken babam neden keman öğrenmem konusunda böylesine direniyordu?" (Nadir Nadi)
CAMLIK

  1. [isim] Bakınız camekân
    • "Girişine yaptırdığımız camlık yere oturmuşuz karşılıklı baba kız…" (Leylâ Erbil)
SARSIK

  1. [sıfat] Sarsılmış
UFACIK

  1. [sıfat] Bakınız küçücük
    • "Tepede ev yerine evcilik oynayan ufacık bir kız gördüler." (Lâtife Tekin)
ILIKÇA

  1. [sıfat] Biraz ılık; ılıcak
KIRTIK

  1. [sıfat] Özellikle kıtlama çay içerken kullanılan, küçük parçalara ayrılmış (kesme şeker)
    • "… bir kırtık şekerle alabildiğine çay içmeye çalışan tiryakiler gibi, sınırlı ömürlerimizi sınırsız bir yaşam içinde alabildiğine uzatmaya çalışıyoruz." (Üstün Dökmen)
ŞIKŞIK

  1. [isim] Çıngıraklı çocuk oyuncağı
ANILIK

  1. [isim] Bakınız anı defteri
  2. [sıfat] Anı özelliği taşıyan
IKINTI

  1. [isim] Ikınmak işi
    • "Elbette ki sebep vücuda gelmeyince, netice, bütün ıkıntı ve sıkıntılara rağmen doğmayacaktı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Ikınma sesi
SARKIK

  1. [sıfat] Aşağı doğru uzanmış veya sarkmış
    • "İri yarı, bıyıkları sarkık bir ozan elini dostça omzuna attı." (Çetin Altan)
  2. Sıkı ve gergin olmayan; sölpük, salpa
AÇIKÇA

  1. [zarf] Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde; alenen
    • "Artık açıkça mahallenin başına dert olmaya başlamış." (Yaşar Nabi Nayır)
  2. Belli ederek; aşikâre
AĞARIK

  1. [sıfat] Beyazlaşmış
    • "O, kış ortancalarının, küpe çiçeklerinin, yediveren güllerinin kireçle badanalanmış saksıları, ağarık yüzleriyle ışıl ışıl gülen bir annenin dişleri oldu sanki." (Ayşe Kilimci)
  2. Rengi solmuş
AÇIKÇI

  1. [isim, ekonomi] Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse
  2. [ağızlardan] Anadolu köylerinde çiftçinin mahsulünü daha yetişmeden önce satın alıp bedelini peşin ödeyen ve böylece büyük kâr sağlayan tüccar
    • "Eğer ‘açıkçılar’ denilen sınıf, alacağını her mevsim katlaya katlaya gidiyorsa yaptığı en kötü tarafından tefeciliktir ve bu her bakımdan kötüdür." (Necip Fazıl Kısakürek)
BATÇIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız alt geçit
HAMLIK

  1. [isim] Ham olma durumu
    • "Gençlerde bile zor dayanılabilen hamlık, hoppalık yaşlı adamlarda zoraki ve üzüntü gibi geliyor, can sıkıyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bakınız idmansızlık
ZITLIK

  1. [isim] Bakınız karşıtlık
    • "Uzun ve yapılı gövdesi, diğerinin çarpık bacakları üzerinde yükselen kısacık boyu ile tam bir zıtlık oluşturuyordu." (Yusuf Nazım)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü