İçinde ık olan 5 harfli 105 kelime var. İçerisinde IK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ık olan kelimeler listesine ya da sonu ık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇARIK

  1. [isim] İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı
    • "Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor." (Ömer Seyfettin)
  2. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha
  3. [denizcilik] Bakınız çene
  4. [argo] Para cüzdanı
    • "Kızı bu çarık sözünün para cüzdanı manasına geldiğini bilmeden dinler." (Refik Halit Karay)
SINIK

  1. [sıfat, ağızlardan] Kırık, çıkık
  2. Yenilmiş, bozguna uğramış
GIDIK

  1. [isim] Bir kimseyi vücudundaki hassas yerlere bir an için dokunarak güldürme veya sinirlendirme işi
  2. [ağızlardan] Çene altı; gıdı
ÇIKIT

  1. [isim] Bakınız çıkak
BATIK

  1. [sıfat] Batmış olan
    • "Batık gemi on kulaçta yan yatıyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [isim] Herhangi bir nedenle su altında kalmış yerleşim birimi, gemi vb
    • "Batıkta dört ceset daha bulunmuş." (Gülsüm Cengiz)
  3. [isim] Genellikle ayak başparmağında görülen tırnağın kenarındaki derinin tırnağın üstüne doğru büyümesi veya tırnağın deriyi delerek batması
  4. [mecaz] İflas etmiş olan
GICIK

  1. [isim] Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı
    • "Bronşit filan desem öksürük değil gıcık bile yok." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [hayvan bilimi] Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir tür koyun
  3. [sıfat, argo] Sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan (kimse)
ÇIKIN

  1. [isim] Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça; çıkı
    • "Gemiden, sırtında çıkını ve üzerinde paçavralarla kör ve sağır bir adam indi." (İhsan Oktay Anar)
YIKIŞ

  1. [isim] Yıkmak işi
ÇIKIM

  1. [isim] Çıkmak işi
  2. Bakınız çıkış yeri
    • "Bebek başı çoktan çıkımda olduğu hâlde doğum yeni başlamıştı." (Ömer Serkan Turan)
  3. Tarla, sürülürken, çapalanırken veya ekilip biçilirken tarla boyunca 1,5 - 2 metre genişliğinde ayrılmış bölümlerin her biri
    • "Bağ bağlanır veya çıkım çıkılırken Mansur, radyo solistlerinden ödünç aldığı türküyü aldığı yerden devam ettirirdi." (Recep Seyhan)
ÇIKTI

  1. [isim, ticaret] Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı
  2. Bakınız artık
    • "Sanayi çıktısı."
  3. [bilişim] Bilgisayardaki bir metnin, şeklin veya çizimin yazıcı kullanılarak kâğıda dökülmüş biçimi; çıkış
    • "Bilgisayardan çıkan metinler bir aydıngerden çıktı alınır ve bu aydıngerler matbaanın grafik bölümünde montajlanır." (Filiz Serdar)
  4. Mezuniyet belgesi
ÇIKIK

  1. [isim] Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması
  2. [sıfat] Yerinden çıkmış (kemik veya organ)
    • "Tarağı sıkarken duyduğu acı, doktorun tek hareketiyle yerine sabitlenen bir çıkıktan arta kalan hafif acıydı." (Bade Kamböre)
  3. [sıfat] Çıkıntısı olan
    • "Bu adam, elli beş, altmış yaşlarında, boynu biraz yana çarpılmış, çıkık alınlı, çökük yanaklı, kara kuru bir ihtiyardı." (Reşat Nuri Güntekin)
AZLIK

  1. [isim] Az olma durumu
    • "Bu hususlardaki vesikaların azlığı maalesef ancak küçük bir ipucu üzerinde yapılan tahminlerden ibaret kalıyor." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Bakınız azınlık
    • "... azlığı teşkil eden Rumlarla Ermenilerin de kendi milliyetlerini muhafaza etmelerini Türklerin memnuniyetle telakki edeceklerini haykırdı." (Ömer Seyfettin)
CICIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız süs
  2. Derisi soyulmuş et
  3. İç organlar
ANDIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız sırtlan
YIKMA

  1. [isim] Yıkmak işi
    • "Şüphe, fena bir kurt gibi ruhunu kemirmeye, masum itikadını yavaş yavaş yıkmaya başlamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
FIKIH

Kelime Kökeni: Arapça fiḳh

  1. [isim] Bir şeyi derinlemesine anlayıp bilme
  2. [din bilimi] İslam hukukunda ana kaynaklardan yararlanılarak konulmuş olan din ve dünya işleri ile ilgili kuralların bütünü
KAÇIK

  1. [sıfat] İlmeği kaçmış (çorap vb.)
  2. Bir yana kaçmış, kaymış
  3. [mecaz] Bazı davranışları dengesiz olan; zıvanasız
    • "Bu köşkün perileri de kaçık galiba." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  4. [isim] Çorabın ilmeği kaçmış yeri
KIYIK

  1. [isim, ağızlardan] İğne, kalın yorgan iğnesi
  2. Bakınız çuvaldız
ÇIKRA

  1. [isim, ağızlardan] Sık çalı
TANIK

  1. [isim] Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse; şahit
    • "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı." (Tarık Buğra)
  2. [hukuk] Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse; şahit
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü