İçinde ışt olan 11 harfli 45 kelime var. İçerisinde IŞT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ışt olan kelimeler listesine ya da sonu ışt ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAKIŞTIRMAK

  1. [-i] Çakışma işini yaptırmak
  2. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] İçki içip keyfetmek
    • "Güzel meze ile arada bir de çakıştırıyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [müzik] Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek
ÇALIŞTIRTMA

  1. [isim] Çalıştırtmak işi
SAÇIŞTIRMAK

  1. [-i] Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek
  2. Rastgele saçmak
KARIŞTIRMAK

  1. [-e, -i] Bir maddenin başka bir madde içine karışmasını sağlamak
  2. [-i] İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak
    • "Ceplerimi karıştırdım, bozuk para bulamadım." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [-i] Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek
    • "Ocak başında oturmuş bir ihtiyarca kadın, bir tencereyi karıştırıyor hem de için için ağlıyordu." (Ahmet Kabaklı)
  4. [-i] Bakınız kurcalamak
  5. [-i] Bir şeye göz atmak, ayrıntılarıyla incelemek
    • "Saatlerce, istediğim kitapları, divanları, Servetifünun koleksiyonlarını karıştırdım." (Yusuf Ziya Ortaç)
  6. [-i] Üstünkörü okumak
    • "Verdiğim cevapları dinlemiyor gibi dalgın, parmaklarıyla bir risaleyi karıştırıyordu." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  7. Ayırt edememek, tam olarak seçememek
    • "Siz düşle gerçeği birbirine karıştırıyorsunuz."
  8. [mecaz] Berraklığını ve duruluğunu kaybettirmek; bulandırmak
ÇIKIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
    • "Yine dernekler doldurmuştu kapıları, yine üç avukat savunuyordu tilkiyi ama köylüler çıkıştırıp da bir avukat bile tutamamışlardı." (Emir Kalkan)
  2. Çıkışma işini yaptırmak
FIŞTAKLAMAK

  1. [-i] Bakınız fişteklemek
TAKIŞTIRMAK

  1. [nesnesiz] Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak
  2. [mecaz] Birbirine takmak, birbirleriyle tartıştırmak
    • "Ortak dostlarımız eski günleri anıp ikimizi birbirimize takıştırarak gönüllerini eğliyorlardı." (Mehmed Kemal Kurşunluoğlu)
SIKIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
    • "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti." (Necati Cumalı)
  2. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
  3. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
    • "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
    • "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
  5. Bakınız tutuşturmak
    • "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar." (Refik Halit Karay)
  6. Bakınız kıstırmak
    • "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [mecaz] Üstüne düşüp zorlamak
    • "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  8. [argo] Elle sarkıntılık etmek
TARTIŞTIRMA

  1. [isim] Tartıştırmak işi
YAPIŞTIRICI

  1. [isim] Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne; yapışkan
  2. [sinema] Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz
ÇATIŞTIRMAK

  1. [-i, -le] Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
ÇALIŞTIRMAK

  1. [-e, -i] Çalışmasını sağlamak
  2. Çalışma işini yaptırmak
YATIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
    • "Hükûmet kuvvetleri ayaklanmayı yatıştırdı."
  2. Bakınız sakinleştirmek
    • "O, tombul tombul iyimserliği ile beni yatıştırmak istedi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Yumuşatmak, razı etmek
    • "Ekrem'i zorla yatıştırıp bizim eve götürdüm." (Ahmet Ümit)
ÇAĞRIŞTIRIŞ

  1. [isim] Çağrıştırmak işi
ALIŞTIRILMA

  1. [isim] Alıştırılmak işi
KARIŞTIRICI

  1. [isim] İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı
  2. [teknik] Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet
    • "Çorba piştikten sonra karıştırıcı yardımıyla püre hâline getirin." (Hatice Kübra Tongar)
  3. [sıfat, mecaz] Bakınız fitneci
ANIŞTIRILMA

  1. [isim] Anıştırılmak işi
ÇARPIŞTIRMA

  1. [isim] Çarpıştırmak işi
SIKIŞTIRICI

  1. [isim] Sıkıştırma işini yapan alet
ÇAĞRIŞTIRMA

  1. [isim] Çağrıştırmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü