İçinde ışt olan 11 harfli 45 kelime var. İçerisinde IŞT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ışt olan kelimeler listesine ya da sonu ışt ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Çakışma işini yaptırmak
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
İçki içip keyfetmek
- "Güzel meze ile arada bir de çakıştırıyorlar."
-
[müzik]
Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek
-
[-i]
Çakışma işini yaptırmak
- ÇALIŞTIRTMA
-
-
[isim]
Çalıştırtmak işi
-
[isim]
Çalıştırtmak işi
- SAÇIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek
-
Rastgele saçmak
-
[-i]
Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek
- KARIŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Bir maddenin başka bir madde içine karışmasını sağlamak
-
[-i]
İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak
- "Ceplerimi karıştırdım, bozuk para bulamadım."
-
[-i]
Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek
- "Ocak başında oturmuş bir ihtiyarca kadın, bir tencereyi karıştırıyor hem de için için ağlıyordu."
-
[-i]
Bakınız kurcalamak
-
[-i]
Bir şeye göz atmak, ayrıntılarıyla incelemek
- "Saatlerce, istediğim kitapları, divanları, Servetifünun koleksiyonlarını karıştırdım."
-
[-i]
Üstünkörü okumak
- "Verdiğim cevapları dinlemiyor gibi dalgın, parmaklarıyla bir risaleyi karıştırıyordu."
-
Ayırt edememek, tam olarak seçememek
- "Siz düşle gerçeği birbirine karıştırıyorsunuz."
-
[mecaz]
Berraklığını ve duruluğunu kaybettirmek; bulandırmak
-
[-e, -i]
Bir maddenin başka bir madde içine karışmasını sağlamak
- ÇIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- "Yine dernekler doldurmuştu kapıları, yine üç avukat savunuyordu tilkiyi ama köylüler çıkıştırıp da bir avukat bile tutamamışlardı."
-
Çıkışma işini yaptırmak
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- FIŞTAKLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız fişteklemek
-
[-i]
Bakınız fişteklemek
- TAKIŞTIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak
-
[mecaz]
Birbirine takmak, birbirleriyle tartıştırmak
- "Ortak dostlarımız eski günleri anıp ikimizi birbirimize takıştırarak gönüllerini eğliyorlardı."
-
[nesnesiz]
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak
- SIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."
-
Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
-
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
- "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar."
-
Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
- "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
-
Bakınız tutuşturmak
- "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar."
-
Bakınız kıstırmak
- "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş."
-
[mecaz]
Üstüne düşüp zorlamak
- "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum."
-
[argo]
Elle sarkıntılık etmek
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- TARTIŞTIRMA
-
-
[isim]
Tartıştırmak işi
-
[isim]
Tartıştırmak işi
- YAPIŞTIRICI
-
-
[isim]
Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne; yapışkan
-
[sinema]
Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz
-
[isim]
Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne; yapışkan
- ÇATIŞTIRMAK
-
-
[-i, -le]
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
-
[-i, -le]
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
- ÇALIŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Çalışmasını sağlamak
-
Çalışma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Çalışmasını sağlamak
- YATIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
- "Hükûmet kuvvetleri ayaklanmayı yatıştırdı."
-
Bakınız sakinleştirmek
- "O, tombul tombul iyimserliği ile beni yatıştırmak istedi."
-
Yumuşatmak, razı etmek
- "Ekrem'i zorla yatıştırıp bizim eve götürdüm."
-
[-i]
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
- ÇAĞRIŞTIRIŞ
-
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
- ALIŞTIRILMA
-
-
[isim]
Alıştırılmak işi
-
[isim]
Alıştırılmak işi
- KARIŞTIRICI
-
-
[isim]
İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı
-
[teknik]
Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet
- "Çorba piştikten sonra karıştırıcı yardımıyla püre hâline getirin."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız fitneci
-
[isim]
İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı
- ANIŞTIRILMA
-
-
[isim]
Anıştırılmak işi
-
[isim]
Anıştırılmak işi
- ÇARPIŞTIRMA
-
-
[isim]
Çarpıştırmak işi
-
[isim]
Çarpıştırmak işi
- SIKIŞTIRICI
-
-
[isim]
Sıkıştırma işini yapan alet
-
[isim]
Sıkıştırma işini yapan alet
- ÇAĞRIŞTIRMA
-
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
-
[isim]
Çağrıştırmak işi