İçinde ğla olan 8 harfli 50 kelime var. İçerisinde ĞLA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğla olan kelimeler listesine ya da sonu ğla ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ğla Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L Ğ
2 Harfli Kelimeler
AĞ, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞLAMALI
-
-
[sıfat]
Bakınız ağlamaklı
-
[sıfat]
Bakınız ağlamaklı
- KELOĞLAN
-
-
[isim]
Saf göründüğü hâlde zekâsı ve yiğitliğiyle amacına eren, saçsız bir masal kahramanı
-
[isim]
Saf göründüğü hâlde zekâsı ve yiğitliğiyle amacına eren, saçsız bir masal kahramanı
- SAĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Sağlamak işi
- "İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor."
-
[isim]
Sağlamak işi
- BAĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Bağlamak işi
- "Eksiklik, sistemsizlik, biraz da gönülsüzlük ve oluruna bağlayış hâli ortadadır."
-
[isim]
Bağlamak işi
- SAĞLANMA
-
-
[isim]
Sağlanmak işi
- "Bir aralık cenk durduruldu ve bir anlaşma yolu sağlanmaya çalışıldı."
-
[isim]
Sağlanmak işi
- DAĞLANMA
-
-
[isim]
Dağlanmak işi
-
[isim]
Dağlanmak işi
- YAĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Yağlamak işi
-
[isim]
Yağlamak işi
- SAĞLANIŞ
-
-
[isim]
Sağlanmak işi
-
[isim]
Sağlanmak işi
- YAĞLATMA
-
-
[isim]
Yağlatmak işi
-
[isim]
Yağlatmak işi
- SIĞLAŞMA
-
-
[isim]
Sığlaşmak işi
-
[isim]
Sığlaşmak işi
- KIZOĞLAN
-
-
[sıfat]
Bakınız bakire
-
[sıfat]
Bakınız bakire
- LOĞLAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak
- "Dama toprak çekip, müteaddit defalar loğlayıp akıntının önüne geçinceye kadar geceleri hep şemsiye ile yattık."
-
[-i, ağızlardan]
Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak
- AĞLAKLIK
-
-
[isim]
Ağlak olma durumu
-
[isim]
Ağlak olma durumu
- BAĞLATMA
-
-
[isim]
Bağlatmak işi
-
[isim]
Bağlatmak işi
- DAĞLANIŞ
-
-
[isim]
Dağlanmak işi
- "Bu yanış, bu dağlanış anlatılmaz dostlarım."
-
[isim]
Dağlanmak işi
- DAĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Dağlamak işi
-
[isim]
Dağlamak işi
- AĞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağlama işi yapılmak
- "Atatürk'ün arkasından çok ağlandı."
-
[nesnesiz]
Ağlama işi yapılmak
- AĞLATMAK
-
-
[-i]
Ağlamasına yol açmak
- "Meşrutiyet onun için ölümdür; o zulmetmeden, öldürtmeden, ağlatmadan, kan ve gözyaşı döktürmeden yaşayamaz, ölür."
-
[-i]
Ağlamasına yol açmak
- BAĞLAMAK
-
-
[-e, -i]
İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere veya birkaç şeyi birbirine tutturmak, birleştirmek
- "Gemiyi iskeleye bağlamak."
-
Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirmek suretiyle düğümlemek
- "İpi ipe bağlamak."
-
[-i]
Yaraya ilaç koyup bezle sarmak
- "Yarayı bağlamak."
-
[-i]
Denk yapmak, paket yapmak
- "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
-
Anlaşma yapmak
- "İşleri bugün sözleşmeye bağladı."
-
[-i]
Uyulması zorunlu olmak
- "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."
-
[-e, -i]
Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek
-
Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
- "Bu iş beni bağladı."
-
[-i]
Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
-
[-i]
Geçişi engellemek
- "Bütün yolları bağlamışlar."
-
[-i]
Birini söz veya yazı ile bağlamak; taahhüt etmek, angaje etmek
-
[-i]
Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
-
Yoğurt, yara vb. yüzey üzerinde katman oluşmak; tutmak
- "Hem öylesine bir yağmur ki toprağın yüzü kaymak bağladı ve Mehmet'le babasını ‘kaymak kıran’ tırmıklar ile bir hayli uğraştırdı."
-
[mecaz]
Gönlünü kazanmak
- "Bu davranışınız beni size bağladı."
-
[mecaz]
Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
-
[mecaz]
Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
- "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"
-
[-e, -i]
İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere veya birkaç şeyi birbirine tutturmak, birleştirmek
- YAĞLAMAK
-
-
[-i]
Yağ sürmek
-
[teknik]
Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek
-
[argo]
Dalkavukça övmek, yağ çekmek
-
[-i]
Yağ sürmek