İçinde ğ olan 8 harfli 375 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞCILIK

  1. [isim] Bağ yetiştirme ve ürününü satma işi

DEĞİNMEK

  1. [-e] Bir konuyu ele alarak ondan kısaca söz etmek, dokunmak, temas etmek
    • "Gündüz yüzme havuzunda açmadığı bir konuya değinmek gereksinmesi duyuyordu." (Necati Cumalı)

SEĞRİMEK

  1. [nsz] Seğirmek

BAĞLANAK

  1. [isim] Bağlantı
    • "Bu kopuk kopuk, küçük yaşantıların ekseni, tek bağlanağı da kendisi." (Haldun Taner)

YIĞIŞMAK

  1. [nsz] Bir araya gelip toplanmak, birikmek

DEĞİMSİZ

  1. [sıfat] Liyakati olmayan, liyakatsiz

ÇİĞNENME

  1. [isim] Çiğnenmek işi

DAĞALASI

  1. [isim] Eti kırmızı bir çeşit küçük alabalık (Salmo alpinus)

BAĞILLIK

  1. [isim] Görece olma durumu, izafiyet, rölativite

COĞRAFYA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim
  2. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü
    • "Süratli otomobiller artık şehrin coğrafyasını da hüviyetini de değiştirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)

BAĞLAMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak
    • "Gemiyi iskeleye bağlamak."
  2. Düğümlemek
    • "İpi ipe bağlamak."
  3. [-i] Yara ilaç koyup bezle sarmak
    • "Yarayı bağlamak."
  4. [-i] Denk yapmak, paket yapmak
    • "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
  5. [nsz] Oluşmak, tutmak, meydana gelmek
    • "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  6. Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek
    • "Birine haftalık bağlamak."
  7. Anlaşma yapmak
    • "İşleri sözleşmeye bağlamak."
  8. [-i] Uyulması zorunlu olmak
    • "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." (Anayasa)
  9. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
    • "Bu iş beni çok bağladı."
  10. [-i] Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
  11. [-i] Geçişi engellemek
    • "Bütün yolları bağlamışlar."
  12. [-i] Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek
  13. [-i] Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
  14. Gönlünü kazanmak
    • "Bu davranışınız beni size bağladı."
  15. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
  16. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
    • "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?" (Reşat Nuri Güntekin)

DEĞNEKÇİ

  1. [isim] Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse, kâhya
  2. Parklarda düzeni sağlamaya çalışan kimse
  3. Şehir düzeni ile ilgili görevli

SEĞİRMEK

  1. [nsz] Hafif kımıldamak, genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak
    • "Üç dört gün oluyor, sol gözümün alt kapağı seğiriyordu." (Burhan Felek)

DÜĞÜNSÜZ

  1. [sıfat] Düğünü olmayan
  2. [zarf] Düğün olmadan, düğün yapmadan

EĞİTİMLİ

  1. [sıfat] Eğitim görmüş, eğitilmiş

KARAAĞAÇ

  1. [isim] Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç, narven (Ulmus)

SAĞLAMAK

  1. [-i] Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek
    • "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık." (Haldun Taner)
  2. Elde etmek, sahip olmak
    • "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti." (Yaşar Nabi Nayır)
  3. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak

UĞRATMAK

  1. [-i] Uğrama işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak
    • "Öteki tabancayla, o da mağdurun belinden aşağısını felce uğrattı." (Burhan Felek)
  2. [-den] Savmak, çıkmak, dışarı atmak, kovmak

ÇIĞIRMAK

  1. [-i] Çağırmak, seslenmek
  2. Türkü söylemek
    • "Gazi Rahman gene türküler çığıracaktır, eski türküleri çığıracaktır." (Tarık Buğra)

DAĞLAYIŞ

  1. [isim] Dağlama işi veya biçimi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü