İçinde ğ olan 8 harfli 375 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EĞLEŞMEK

  1. [nsz] Oyalanmak, eğlenmek, tevakkuf etmek
    • "Hadi boş yere eğleşme. Git eşeğini ara." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir yerde oturmak, yaşamak, ikamet etmek

BAĞLAMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak
    • "Gemiyi iskeleye bağlamak."
  2. Düğümlemek
    • "İpi ipe bağlamak."
  3. [-i] Yara ilaç koyup bezle sarmak
    • "Yarayı bağlamak."
  4. [-i] Denk yapmak, paket yapmak
    • "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
  5. [nsz] Oluşmak, tutmak, meydana gelmek
    • "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  6. Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek
    • "Birine haftalık bağlamak."
  7. Anlaşma yapmak
    • "İşleri sözleşmeye bağlamak."
  8. [-i] Uyulması zorunlu olmak
    • "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." (Anayasa)
  9. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
    • "Bu iş beni çok bağladı."
  10. [-i] Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
  11. [-i] Geçişi engellemek
    • "Bütün yolları bağlamışlar."
  12. [-i] Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek
  13. [-i] Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
  14. Gönlünü kazanmak
    • "Bu davranışınız beni size bağladı."
  15. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
  16. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
    • "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?" (Reşat Nuri Güntekin)

ÇİĞNENME

  1. [isim] Çiğnenmek işi

DOĞUMEVİ

  1. [isim] Doğum yapılan sağlık kuruluşu

DOĞUŞTAN

  1. Yaradılıştan
    • "İnsan doğuştan medenidir, cemiyet içinde yaşamak için yaratılmıştır." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [sıfat] Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri

KILAĞILI

  1. [sıfat] Kılağılanmış, keskin duruma getirilmiş olan, zağlı

LIĞLANMA

  1. [isim] Lığlanmak işi

CANCİĞER

  1. [sıfat] Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş)
    • "Aynı işi ortaklaşa yaparlardı, canciğer dosttular." (Orhan Kemal)
    • "Bir gün evvel canciğer kuzu sarması, ferdası günü sen kimsin efendi ben seni tanımıyorum." (Haldun Taner)
    • "Birbirinizin yüzüne karşı canciğer olursunuz fakat sekiz on adım ayrıldığınız gibi başka birine mükemmel çekiştirirsiniz." (Reşat Nuri Güntekin)

DOĞANŞAR
...
DOĞRULUK

  1. [isim] Doğru ve dürüst olma durumu, doğru olana yakışır davranış, dürüstlük, adalet
    • "Yazıyı yazana, bu dediklerinin doğruluğuna nasıl inansın okuyucu?" (Necati Cumalı)
  2. Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması

PİSBOĞAZ

  1. [sıfat] Eline geçeni zamansız ve ayırt etmeden yiyen (kimse)
    • "Demek ki küçük kız son derece pisboğaz olmasına rağmen bu paraları yemeyip biriktirmiş." (Reşat Nuri Güntekin)

BOĞULMAK

  1. [nsz] Boğma işine konu olmak
  2. Havasızlıktan ölmek
    • "Denize düşmeden boğulacağız diye haykırıyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. Bunalmak
    • "Bu misalleri görüp de Boğaziçi tepelerinin apartman yığınları ile boğulduklarına yanmaz mısınız?" (Falih Rıfkı Atay)

SÖĞÜTLÜK

  1. [isim] Söğüt ağacı bol olan yer
    • "Uzakta çay kenarında söğütlük içinde küçük bir köy vardı." (Halide Edip Adıvar)

LOĞLAMAK

  1. [-i] Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak

SARIAĞIZ

  1. [isim] Gölge balığıgillerden, ağzının içi sarı, büyük pullarla örtülü bir balık türü, denizgüzeli (Sciaena aquilla)

SOĞUKLUK

  1. [isim] Soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet
    • "Yatağımın içinde bu takır takır tahtaların soğukluğunu, sertliğini duyar gibi olurdum." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler
  3. Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer
    • "Öğle namazını hamamın soğukluğunda kıldı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  4. Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik
    • "Delikanlı, soğukluğu iliklere işleyen soğuk bir sesle evet efendim, dedi." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Sevimsiz olma durumu, antipati
  6. Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması
  7. Cinsel istek duymama durumu

BAĞDAŞIM

  1. [isim] Tutarlık, tutarlılık, insicam

BAĞIRDAK

  1. [isim] Bağıldak

ÇOKRAĞAN

  1. [isim] Gür kaynak

SIKBOĞAZ

  1. [isim] Bir şey yaptırmak için "birini zorlamak, baskı yapmak" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçer
    • "Sen bizi sıkboğaz ediyorsun diyorum yani bu işi yarına bıraksak ha..." (Muammer İzgü)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü