İçinde ğ olan 6 harfli 196 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İÇYAĞI
-
-
[isim]
Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ
- "... ve siner tavanlara bir içyağı kokusu."
-
[isim]
Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ
- SAĞLAM
-
-
[sıfat]
Bozulmadan, değişmeden uzun süre varlığını koruyabilen, dayanıklı olan; bek (I), berk, muhkem
- "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."
-
Zarar görmemiş, bozulmamış
- "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum."
-
Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli
- "Zaten bünyesi pek sağlam değildi, sık sık hastalanıyordu."
-
Belgeye dayanan, doğru, doğruluğuna güvenilen; mevsuk
-
Gerçek, inanılır bir temeli olan
- "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."
-
[zarf]
Her hâlde, muhakkak
- "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."
-
[sıfat]
Bozulmadan, değişmeden uzun süre varlığını koruyabilen, dayanıklı olan; bek (I), berk, muhkem
- ZAĞARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓihāre
-
[isim, eskimiş]
Yakanın üzerine dikilen kürk
-
[isim, eskimiş]
Yakanın üzerine dikilen kürk
- OTAĞCI
-
-
[isim]
Otağ yapan veya satan kimse
-
[tarih]
Orduda otağ kuran er
-
[isim]
Otağ yapan veya satan kimse
- BOĞATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bigotta
-
[isim, denizcilik]
Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara
-
[isim, denizcilik]
Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara
- SAĞKOL
-
-
[isim, mecaz]
Birinin çok güvendiği kimse
- "Kendisine kardeşim gözüyle bakılacağını, isterse her konuda sağkolum olacağını söyledim."
-
[isim, mecaz]
Birinin çok güvendiği kimse
- SAĞLAK
-
-
[sıfat]
İşlerini daha çok sağ eliyle gören; solak karşıtı
-
[sıfat]
İşlerini daha çok sağ eliyle gören; solak karşıtı
- MAĞDUR
-
Kelime Kökeni: Arapça maġdūr
-
[sıfat]
Haksızlığa uğramış (kimse); kıygın
- "Büyük bir millet, gururunda, haklarında, tarihinde mağdur ve muzdaripti."
-
[sıfat]
Haksızlığa uğramış (kimse); kıygın
- BAŞBUĞ
-
-
[isim, tarih]
Eski Türklerde devletin veya ordunun başında olan kimse
-
Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı
-
[isim, tarih]
Eski Türklerde devletin veya ordunun başında olan kimse
- DEĞGİN
-
- FAĞFUR
-
Kelime Kökeni: Farsça faġfūr
-
[isim]
Çin imparatorlarına verilen ünvan
-
Çin'de yapılmış kâse, tabak, vazo vb. porselen eşya
-
[isim]
Çin imparatorlarına verilen ünvan
- BUKAĞI
-
-
[isim, eskimiş]
Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka
- "Bukağılı Baba'nın başı ucunda düşman zindanında taşıdığı bukağılar vardı."
-
Bakınız köstek
-
[isim, eskimiş]
Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka
- EĞLEME
-
-
[isim]
Eğlemek işi
-
[isim]
Eğlemek işi
- AĞDALI
-
-
[sıfat]
Ağda kıvamına gelmiş
-
[mecaz]
Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş)
-
[mecaz]
Bakınız karmaşık
- "Tam bir düşünce denemezdi buna. Sakız gibi uzayan, ağdalı bir düş gibiydi bunlar."
-
[sıfat]
Ağda kıvamına gelmiş
- BUĞDAY
-
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, karasal iklimin olduğu bölgelerde yetişen, un yapımında kullanılan tanelerini taşıyan kılçıklı çiçekleri olan, tek yıllık otsu bitki (Triticum)
-
Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, karasal iklimin olduğu bölgelerde yetişen, un yapımında kullanılan tanelerini taşıyan kılçıklı çiçekleri olan, tek yıllık otsu bitki (Triticum)
- OLAĞAN
-
-
[sıfat]
Sık sık olan, olagelen, doğal biçimde olan, olmadık karşıtı
- "Dilimizi doğru yazmak, doğru konuşmak olağan değil ulusal bir görevdir."
-
Bakınız normal
- "Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur."
-
[sıfat]
Sık sık olan, olagelen, doğal biçimde olan, olmadık karşıtı
- ZÜĞÜRT
-
-
[sıfat]
Parasız, yoksul olan (kimse); meteliksiz
- "Bana züğürt bir asistan ile evlen, demek keseye dokunur."
-
[sıfat]
Parasız, yoksul olan (kimse); meteliksiz
- AĞAÇLI
-
-
[sıfat]
Ağacı olan
- "İki yanı ağaçlı yol ta dış kapıya kadar uzayıp gidiyordu."
-
[sıfat]
Ağacı olan
- AĞAÇSI
-
-
[sıfat]
Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi; ağacımsı
- "Cevizin içi gibi yeşil kabuğu ve ağaçsı yemiş kabuğu da ekonomik değere sahiptir."
-
[sıfat]
Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi; ağacımsı
- EREĞLİ
-
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
-
Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri