İçinde ğ olan 4 harfli 61 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖĞÜR
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız akran
-
[sıfat]
Öğrenmiş
-
[sıfat]
Alışılmış, yadırganmaz olmuş; menus
-
Takım, fırka, zümre
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız akran
- YAĞI
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşman
- "Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşman
- ÖĞÜT
-
-
[isim]
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz; mevize, nasihat
- "Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk."
-
[isim]
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz; mevize, nasihat
- İĞSİ
-
-
[sıfat]
İğ şeklinde olan, iği andıran
-
[sıfat]
İğ şeklinde olan, iği andıran
- OĞUZ
-
-
[isim]
Tarihte Selçuklu ve Osmanlı Devletlerini kurmuş, günümüzde Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve başka ülkelerde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Tarihte Selçuklu ve Osmanlı Devletlerini kurmuş, günümüzde Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve başka ülkelerde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- ÖĞÜN
-
-
[isim]
Kez, defa
-
Yemek vakti
- "Her öğün tıka basa yediği iki katlı ekmek kadayıfı ile..."
-
Bir vakitte yenilen yemek
-
[isim]
Kez, defa
- EĞME
-
-
[isim]
Eğmek işi
-
[isim]
Eğmek işi
- AĞVA
-
-
[isim]
İstanbul'un Şile ilçesine bağlı, Karadeniz kıyısında bir mahalle ve tatil yeri
-
[isim]
İstanbul'un Şile ilçesine bağlı, Karadeniz kıyısında bir mahalle ve tatil yeri
- OĞUL
-
-
[isim]
Erkek evlat; mahdum, zade
- "Bir emrihak vaki olduğu zaman yerimize oğullarımız geçecek."
-
Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz
- "Hinoğluhin."
-
Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılıp ikinci bir kovan kuran arı topluluğu
-
[ünlem]
Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü
- "Bu su onu da devirir oğul!"
-
[isim]
Erkek evlat; mahdum, zade
- UĞUT
-
-
[isim, ağızlardan]
Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek
- "Cennet Hanım eskiden, uğut ve uğut çöreği yapardık ama şimdi yapmıyoruz, diyor."
-
[isim, ağızlardan]
Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek
- UĞUR
-
-
[isim]
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı; sur (III), meymenet
- "Onlar da uğurlar dilediler, aralarında konuşmaya başladılar."
-
Bu nitelikte olduğuna inanılan şey
- "Madam Carrot derhâl bunu gördü ve “uğurdur, uğurdur. Evime uğur getirdin Ekrem!” diye bağırmağa başladı."
-
İyi nitelik; meymenet, kadem
-
[isim]
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı; sur (III), meymenet
- KUĞU
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu (Cygnus olor)
-
[isim, hayvan bilimi]
Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu (Cygnus olor)
- IĞIL
-
-
[isim, ağızlardan]
Yavaş akan su
- "Iğılda yüzmek kolaydır."
-
[isim, ağızlardan]
Yavaş akan su
- ÇOĞU
-
-
[zamir]
Bir şeyin büyük bölümü
- "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."
- "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."
-
[zamir]
Bir şeyin büyük bölümü
- SIĞA
-
-
[isim]
Bakınız kapasite
-
[isim]
Bakınız kapasite
- BAĞA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kaplumbağa
-
Deniz kaplumbağasının kabuğu
-
Kaplumbağa kabuğu
- "Bağanın ne olduğunu biliyorsun değil mi Meryem, kaplumbağanın sırtını kaplayan kabuktur."
-
Bakınız ur
-
[sıfat]
Kaplumbağa kabuğundan yapılmış veya bu kabuğu andırır biçimde olan
- "Bağa gözlük."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kaplumbağa
- EĞİÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Yemiş koparırken dalları eğerek çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç
-
[isim, ağızlardan]
Yemiş koparırken dalları eğerek çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç
- BAĞI
-
-
[isim]
Bakınız göz bağı
-
[isim]
Bakınız göz bağı
- DAĞİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe dağ + Arapça -ī
-
[isim, müzik]
Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı
-
[isim, müzik]
Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı
- AĞAÇ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki
- "Pencerenin yakınındaki ağacın çiçekli dalları altında siyah bir kelebek uçuyordu."
-
[sıfat]
Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan
- "Ancak yakın yıllardan dahi ağaç kaşıklar günümüze kadar gelememiştir."
-
Bakınız kereste
- "Rendelenmiş ağaç kokusu, hızar veya planya sesi, bir çivinin ağaca gömülmesi mest ediyordu beni."
-
[isim, bitki bilimi]
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki