İçinde ğ olan 4 harfli 61 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖĞÜR

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız akran
  2. [sıfat] Öğrenmiş
  3. [sıfat] Alışılmış, yadırganmaz olmuş; menus
  4. Takım, fırka, zümre
YAĞI

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşman
    • "Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm." (Memduh Şevket Esendal)
ÖĞÜT

  1. [isim] Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz; mevize, nasihat
    • "Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk." (Aka Gündüz)
İĞSİ

  1. [sıfat] İğ şeklinde olan, iği andıran
OĞUZ

  1. [isim] Tarihte Selçuklu ve Osmanlı Devletlerini kurmuş, günümüzde Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve başka ülkelerde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
ÖĞÜN

  1. [isim] Kez, defa
  2. Yemek vakti
    • "Her öğün tıka basa yediği iki katlı ekmek kadayıfı ile..." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bir vakitte yenilen yemek
EĞME

  1. [isim] Eğmek işi
AĞVA

  1. [isim] İstanbul'un Şile ilçesine bağlı, Karadeniz kıyısında bir mahalle ve tatil yeri
OĞUL

  1. [isim] Erkek evlat; mahdum, zade
    • "Bir emrihak vaki olduğu zaman yerimize oğullarımız geçecek." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
  2. Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz
    • "Hinoğluhin."
  3. Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılıp ikinci bir kovan kuran arı topluluğu
  4. [ünlem] Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü
    • "Bu su onu da devirir oğul!" (Sait Faik Abasıyanık)
UĞUT

  1. [isim, ağızlardan] Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek
    • "Cennet Hanım eskiden, uğut ve uğut çöreği yapardık ama şimdi yapmıyoruz, diyor." (Kutlu Özen)
UĞUR

  1. [isim] Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı; sur (III), meymenet
    • "Onlar da uğurlar dilediler, aralarında konuşmaya başladılar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey
    • "Madam Carrot derhâl bunu gördü ve “uğurdur, uğurdur. Evime uğur getirdin Ekrem!” diye bağırmağa başladı." (Ali Ekrem Bolayır)
  3. İyi nitelik; meymenet, kadem
KUĞU

  1. [isim, hayvan bilimi] Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu (Cygnus olor)
IĞIL

  1. [isim, ağızlardan] Yavaş akan su
    • "Iğılda yüzmek kolaydır."
ÇOĞU

  1. [zamir] Bir şeyin büyük bölümü
    • "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
SIĞA

  1. [isim] Bakınız kapasite
BAĞA

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kaplumbağa
  2. Deniz kaplumbağasının kabuğu
  3. Kaplumbağa kabuğu
    • "Bağanın ne olduğunu biliyorsun değil mi Meryem, kaplumbağanın sırtını kaplayan kabuktur." (Emine Işınsu)
  4. Bakınız ur
  5. [sıfat] Kaplumbağa kabuğundan yapılmış veya bu kabuğu andırır biçimde olan
    • "Bağa gözlük."
EĞİÇ

  1. [isim, ağızlardan] Yemiş koparırken dalları eğerek çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç
BAĞI

  1. [isim] Bakınız göz bağı
DAĞİ

Kelime Kökeni: Türkçe dağ + Arapça -ī

  1. [isim, müzik] Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı
AĞAÇ

  1. [isim, bitki bilimi] Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki
    • "Pencerenin yakınındaki ağacın çiçekli dalları altında siyah bir kelebek uçuyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan
    • "Ancak yakın yıllardan dahi ağaç kaşıklar günümüze kadar gelememiştir." (Naci Eren)
  3. Bakınız kereste
    • "Rendelenmiş ağaç kokusu, hızar veya planya sesi, bir çivinin ağaca gömülmesi mest ediyordu beni." (Cemil Kavukçu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü