İçinde üz olan 5 harfli 47 kelime var. İçerisinde ÜZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üz olan kelimeler listesine ya da sonu üz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜZÜNÇ
-
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- "Çocukların oyun gürültülerinde bile insanı burkan bir üzünç gizlidir."
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- MÜZİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca musique
-
[isim]
Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı; musiki
- "Müzik eğitimi."
-
Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması
- "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."
-
[isim]
Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı; musiki
- BÜZGÜ
-
-
[isim]
Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım
- "Büzgüleri gevşetti ve keseyi sağ eliyle altından tutarak..."
-
[isim]
Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım
- SÜZÜŞ
-
-
[isim]
Süzmek işi
- "Hırsını yüreğinde saklayan derin bir mana belirmiş bu süzüşte."
-
[isim]
Süzmek işi
- ÖKSÜZ
-
-
[sıfat]
Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk)
- "Anasız kız, han soyu olsa öksüzdür gene / Kapandım bak, senin de ölmeden cenazene"
-
[mecaz]
Bakınız kimsesiz
- "Duvarda bir posta kutusu var / Belki aşk mektupları bekliyor / İçimdeki öksüz daha mı küçüldü / Emekliyor"
-
[sıfat]
Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk)
- HÜZÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuzn
-
[isim]
Gönül üzgünlüğü; melankoli
- "Morgun parlak mermer duvarlarında dağılan gölgemin hüzün verici bir görüntüsü var."
-
[isim]
Gönül üzgünlüğü; melankoli
- YÜZER
-
-
[sıfat]
Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı
-
[sıfat]
Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı
- HÜZME
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuzme
-
[isim]
Bakınız ışık demeti
- "Sokaktaki kızın vücudundan dağılan bir sevinç hüzmesi görünmez ışıklar gibi evimizi dolduruyor."
-
[isim]
Bakınız ışık demeti
- YÜZEY
-
-
[isim, matematik]
Bir cismi uzaydan ayıran yaygın bölüm; satıh, yüz (II)
-
[isim, matematik]
Bir cismi uzaydan ayıran yaygın bölüm; satıh, yüz (II)
- YÜZDE
-
-
[isim]
Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret; yüzdelik
-
Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz
- "Denildiğine göre, nüfusumuzun yüzde kırkını on beş yaşından aşağı çocuklar teşkil ediyor."
-
[isim]
Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret; yüzdelik
- HENÜZ
-
Kelime Kökeni: Farsça henūz
-
[zarf]
Az önce; daha
- "Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum."
-
Bakınız hâlâ
- "Henüz, yüreğimin bir yanı da söylenememiş, dışa atılamamış acılıklarla dolu."
-
[zarf]
Az önce; daha
- NÜZUL
-
Kelime Kökeni: Arapça nuzūl
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız inme
- "Zavallıyı bir de nüzul örselemiş, sağ kolu ile sağ bacağını işlemez hâle getirmişti."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız inme
- ÜZMEK
-
-
[-i]
Üzüntü vermek
- "Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım."
-
Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak
- "Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu."
-
[-i]
Üzüntü vermek
- ÜNSÜZ
-
-
[sıfat]
Ünü olmayan; şansız, şöhretsiz
-
[isim, dil bilgisi]
Akciğerlerden gelen havanın ses yolundaki bir engelle karşılaşması sonucu oluşan ses; sessiz, konson, konsonant
-
[sıfat]
Ünü olmayan; şansız, şöhretsiz
- YÜZÜK
-
-
[isim]
Parmağa geçirilen genellikle metal halka
- "Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti."
-
Bakınız yüzük oyunu
-
[isim]
Parmağa geçirilen genellikle metal halka
- YÜZME
-
-
[isim]
Yüzmek işi
-
Yüzme sporu
-
[isim]
Yüzmek işi
- GÜZEY
-
-
[isim, coğrafya]
Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç
- "Dağların güzeyindeki karlar geç erir."
-
[isim, coğrafya]
Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç
- TÜZEL
-
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız hukuki
-
Hükümle ilgili; hükmi
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız hukuki
- DÜZEM
-
- YÜZÜŞ
-
-
[isim]
Yüzmek işi
- "Sevdalı yüzüşlerde yunuslar / Yol gösteriyordu"
-
[isim]
Yüzmek işi