İçinde üz olan 5 harfli 47 kelime var. İçerisinde ÜZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üz olan kelimeler listesine ya da sonu üz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜZÜNÇ

  1. [isim] Bakınız üzüntü
    • "Çocukların oyun gürültülerinde bile insanı burkan bir üzünç gizlidir." (Selim İleri)
MÜZİK

Kelime Kökeni: Fransızca musique

  1. [isim] Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı; musiki
    • "Müzik eğitimi."
  2. Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması
    • "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."
BÜZGÜ

  1. [isim] Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım
    • "Büzgüleri gevşetti ve keseyi sağ eliyle altından tutarak..." (Cahit Uçuk)
SÜZÜŞ

  1. [isim] Süzmek işi
    • "Hırsını yüreğinde saklayan derin bir mana belirmiş bu süzüşte." (Kerim Korcan)
ÖKSÜZ

  1. [sıfat] Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk)
    • "Anasız kız, han soyu olsa öksüzdür gene / Kapandım bak, senin de ölmeden cenazene" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [mecaz] Bakınız kimsesiz
    • "Duvarda bir posta kutusu var / Belki aşk mektupları bekliyor / İçimdeki öksüz daha mı küçüldü / Emekliyor" (Halit Fahri Ozansoy)
HÜZÜN

Kelime Kökeni: Arapça ḥuzn

  1. [isim] Gönül üzgünlüğü; melankoli
    • "Morgun parlak mermer duvarlarında dağılan gölgemin hüzün verici bir görüntüsü var." (Ahmet Ümit)
YÜZER

  1. [sıfat] Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı
HÜZME

Kelime Kökeni: Arapça ḥuzme

  1. [isim] Bakınız ışık demeti
    • "Sokaktaki kızın vücudundan dağılan bir sevinç hüzmesi görünmez ışıklar gibi evimizi dolduruyor." (Orhan Seyfi Orhon)
YÜZEY

  1. [isim, matematik] Bir cismi uzaydan ayıran yaygın bölüm; satıh, yüz (II)
YÜZDE

  1. [isim] Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret; yüzdelik
  2. Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz
    • "Denildiğine göre, nüfusumuzun yüzde kırkını on beş yaşından aşağı çocuklar teşkil ediyor." (Mehmet Kaplan)
HENÜZ

Kelime Kökeni: Farsça henūz

  1. [zarf] Az önce; daha
    • "Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız hâlâ
    • "Henüz, yüreğimin bir yanı da söylenememiş, dışa atılamamış acılıklarla dolu." (Adalet Ağaoğlu)
NÜZUL

Kelime Kökeni: Arapça nuzūl

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız inme
    • "Zavallıyı bir de nüzul örselemiş, sağ kolu ile sağ bacağını işlemez hâle getirmişti." (Reşat Nuri Güntekin)
ÜZMEK

  1. [-i] Üzüntü vermek
    • "Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak
    • "Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
ÜNSÜZ

  1. [sıfat] Ünü olmayan; şansız, şöhretsiz
  2. [isim, dil bilgisi] Akciğerlerden gelen havanın ses yolundaki bir engelle karşılaşması sonucu oluşan ses; sessiz, konson, konsonant
YÜZÜK

  1. [isim] Parmağa geçirilen genellikle metal halka
    • "Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız yüzük oyunu
YÜZME

  1. [isim] Yüzmek işi
  2. Yüzme sporu
GÜZEY

  1. [isim, coğrafya] Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç
    • "Dağların güzeyindeki karlar geç erir."
TÜZEL

  1. [sıfat, hukuk] Bakınız hukuki
  2. Hükümle ilgili; hükmi
DÜZEM

  1. [isim] Bakınız düzey
    • "Bu filmleri, Türk sinemasına insancıl ve belli bir düzemde yeraltı gerçekliği getiren yapıtlardır." (Selim İleri)
  2. [kimya] Bakınız dozaj
YÜZÜŞ

  1. [isim] Yüzmek işi
    • "Sevdalı yüzüşlerde yunuslar / Yol gösteriyordu" (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü