İçinde ürm olan 8 harfli 52 kelime var. İçerisinde ÜRM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ürm olan kelimeler listesine ya da sonu ürm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜMKÜRME

  1. [isim] Sümkürmek işi
    • "Gencecik bir gelin, kocasının mendiline sesli sesli sümkürmesine sinirlenir." (Aziz Nesin)
SÜRMESİZ

  1. [sıfat] Sürme ile boyalı olmayan
  2. [zarf] Sürme ile boyalı olmaksızın
    • "En solgun günlerinde bile gözlerini sürmesiz, dudaklarını boyasız bırakır." (Peyami Safa)
SÜPÜRMEK

  1. [-i] Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek
    • "Herif süpürge ile fesini süpürüp de şak şak eline vurdukça un çuvalı gibi tozuyordu." (Ahmet Rasim)
  2. [mecaz] Çıkarıp atmak, kovmak
    • "Yanında binlerce kurbanlık ile / Süpürdü düşmanı, bastı dayağı" (Âşık Veysel)
  3. [mecaz] Tüketmek, bitirmek
    • "Tatlıya öyle düşkünmüş ki geceleri usulcacık kalkar, tel dolaptaki muhallebiyi, revaniyi, kadayıfı ne bulursa hepsini süpürürmüş." (Peyami Safa)
ÖVDÜRMEK

  1. [-i] Övmek işini yaptırmak
SÖMÜRMEK

  1. [-i] Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak
  2. Bir ulus veya devlet, diğer bir ulusun veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak
  3. Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek, silip süpürmek
  4. Dudaklarını yapıştırarak soluğu ile çekip içmek
  5. [mecaz] Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak
    • "Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır." (Haldun Taner)
BÖLDÜRME

  1. [isim] Böldürmek işi
KÜSTÜRME

  1. [isim] Küstürmek işi
HÜRMETLİ

  1. [sıfat] Bakınız saygılı
  2. [alay yollu] Oldukça büyük
    • "Direk gibi bir boynu, hürmetli bir göğsü vardı." (Haldun Taner)
BÜZDÜRME

  1. [isim] Büzdürmek işi
ÖPTÜRMEK

  1. [-e, -i] Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek
    • "Emine kalkmak istemiyor, boyuna hıçkırıyordu. Ötekiler hep bir olup onu karga tulumba edince yanıma getirdiler ve zorla ona elimi öptürdüler." (Osman Cemal Kaygılı)
HÜRMETEN

Kelime Kökeni: Arapça ḥurmeten

  1. [zarf] Saygı göstermek için
    • "Hürmeten yerinden doğrulup bağdaş kurdu." (İhsan Oktay Anar)
DÜZDÜRME

  1. [isim] Düzdürmek işi
TÜYDÜRME

  1. [isim] Tüydürmek işi
  2. [ağızlardan] Anadolu’da bazı yörelerde oynanan bir tür hareketli oyun
BÖĞÜRMEK

  1. [nesnesiz] Öküz, manda, deve acı acı bağırmak
  2. İnsan anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak; öğürmek
    • "Böğürerek ağlayan babam, halam, hizmetçiler, hepsi dışarı çıktılar." (Ömer Seyfettin)
ÇÖĞDÜRME

  1. [isim] Çöğdürmek işi
BÜKTÜRME

  1. [isim] Büktürmek işi
GÜLDÜRME

  1. [isim] Güldürmek işi
    • "Adam o kadar kederli, o kadar meyustu ki takla atıp ney çalan kambur cüceler bile onu güldürmeyi başaramamıştı." (İhsan Oktay Anar)
SÜZDÜRME

  1. [isim] Süzdürmek işi
GÖTÜRMEK

  1. [-i] Taşımak, ulaştırmak veya koymak
    • "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim." (Ayla Kutlu)
  2. [-e, -i] Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
  3. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek
    • "Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü."
  4. [-i, nesnesiz] Bakınız öldürmek
    • "Hastalık çok insan götürdü."
  5. [-e] Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
  6. [-e, -i] Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek; bırakmak
    • "Beni evime kadar götürdü."
  7. [-e] Bir sonuca vardırmak
    • "Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır." (Nurullah Ataç)
  8. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak
    • "Eksiler artıları götürdü."
  9. Bakınız vardırmak
  10. [mecaz] Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek
  11. [argo] Tümüyle sahip olmak
  12. [argo] Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak
DÜŞÜRMEK

  1. [-e] Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak
    • "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [-i] Değerini, fiyatını indirmek
  3. [-i] Hızını, gücünü azaltmak
  4. [nesnesiz] Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak
    • "Çocuk solucan düşürüyor."
  5. [-i] Görevi bıraktırmak
    • "Bakanlar kurulunu düşürmek."
  6. Bir şeye uğratmak
    • "Tehlikeye düşürmek."
  7. [-i, -den] Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek
  8. [-i] Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak
    • "Annemi verem iyiden iyiye düşürmüştü." (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü