İçinde ür olan 8 harfli 242 kelime var. İçerisinde ÜR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ür olan kelimeler listesine ya da sonu ür ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜRMEDAN
-
Kelime Kökeni: Türkçe sürme + Farsça -dān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sürmelik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sürmelik
- SÜRMENAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca surmenage
-
[isim, tıp]
Sürekli ve aşırı çalışmadan doğan yorgunluk, bitkinlik
-
[isim, tıp]
Sürekli ve aşırı çalışmadan doğan yorgunluk, bitkinlik
- TEKEBBÜR
-
Kelime Kökeni: Arapça tekebbur
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kibirlenme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kibirlenme
- SÜRTÜŞME
-
-
[isim]
Sürtüşmek işi
-
[mecaz]
Bakınız anlaşmazlık
- "Herkesten uzak duruşu, çekingenliğinden, pısırıklığından çok, birtakım sürtüşmelerden korunmak içindi."
-
[isim]
Sürtüşmek işi
- KÖPÜRTÜŞ
-
-
[isim]
Köpürtmek işi
-
[isim]
Köpürtmek işi
- BÖĞÜRMEK
-
-
[nesnesiz]
Öküz, manda, deve acı acı bağırmak
-
İnsan anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak; öğürmek
- "Böğürerek ağlayan babam, halam, hizmetçiler, hepsi dışarı çıktılar."
-
[nesnesiz]
Öküz, manda, deve acı acı bağırmak
- ÖKSÜRMEK
-
-
[nesnesiz]
Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek
- "Efendim, çocuk durmaz, koşar, terler, öksürür."
-
Öksürtücü bir hastalığa tutulmuş olmak
- "Çocuk öksürüyor, sokağa çıkarmamalı."
-
[nesnesiz]
Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek
- PÜRÇEKLİ
-
-
[sıfat]
Pürçeği olan
-
[ağızlardan]
Bakınız havuç
- "Meyve olarak pürçekli (havuç), lahana, yazın da yuvarlak küçük hıyarlar var."
-
[sıfat]
Pürçeği olan
- SÜRÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Karnı üzerinde sürünerek gitmek
- "İçimize tekrar emniyet geldikten sonra, karnımız üstünde sürünerek Nil'e, sonra öteki sahile geçtik."
-
[-i]
Kendi üzerine koku, krem vb. sürmek
- "Bir şişe kolonyayı süründüm."
-
[-e]
Bir şeye değerek geçmek, geçerken değmek
- "Duvara sürünmek. Boyaya sürünmek."
-
Sürünme işine konu olmak
- "Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün."
-
[mecaz]
Yoksul ve perişan yaşamak
- "Semiz bir köpeğe bile yetmeyecek bir parayla bu kadar süründüm."
-
[mecaz]
Başıboş, sahipsiz kalmak
- "Kedi sokaklarda sürünürken bile, eğer sizden korkmadıysa yine mağrur, kibirli ve rahatına düşkündür."
-
[nesnesiz]
Karnı üzerinde sürünerek gitmek
- ÖTÜRÜKLÜ
-
-
[sıfat]
İshalli, amel olmuş (insan veya hayvan)
-
[sıfat]
İshalli, amel olmuş (insan veya hayvan)
- YÜRÜTMEK
-
-
[-i]
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
-
Gerektiği gibi yapmak, uygulamak
- "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."
-
[hukuk]
Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak
-
[nesnesiz]
Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek
- "Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."
-
[mecaz, teklifsiz konuşmada]
İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak
- "Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi."
-
[argo]
Habersiz olarak almak, çalmak
- "Bizim kalemi yürütmüşler."
-
[-i]
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
- KÖPÜRTME
-
-
[isim]
Köpürtmek işi
-
[isim]
Köpürtmek işi
- GÜRPEDEK
-
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- "Dağın dört yanına yayılı kollarını çekip de bir yerde toplamış, yükseklerden taşa taşa gelip de Feyezan’ı gürpedek sarıp sarmalamış gibiydi."
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- SÜRTÜNME
-
-
[isim]
Sürtünmek işi
- "Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti."
-
[fizik]
Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu; delk
- "Sürtünme, kinetik enerjinin bir bölümünü ısıl enerjiye çevirdiğinden motorun verimini azaltır."
-
[isim]
Sürtünmek işi
- KÜRNEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak
- SÖMÜRTME
-
-
[isim]
Sömürtmek işi
-
[isim]
Sömürtmek işi
- ÖLDÜRÜCÜ
-
-
[sıfat]
Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan
- "Öldürücü bir kalp aksesinin bazen saatlerce sürebileceğini gayet iyi biliyor."
-
[mecaz]
Bayıltıcı, bunaltıcı, sıkıcı, yorucu
-
[sıfat]
Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan
- DÜŞÜRTME
-
-
[isim]
Düşürtmek işi
-
[isim]
Düşürtmek işi
- PÜFKÜRME
-
-
[isim]
Püfkürmek işi
-
[isim]
Püfkürmek işi
- TÜRKOĞLU
-
-
[isim]
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri