İçinde ük olan 8 harfli 173 kelime var. İçerisinde ÜK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ük olan kelimeler listesine ya da sonu ük ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÜKTÜRME

  1. [isim] Büktürmek işi
KÜÇÜKBAŞ

  1. [isim] Kasaplık hayvanlardan koyun ve keçiye verilen ortak ad
DIŞBÜKEY

  1. [sıfat, matematik, fizik] Yüzeyi tümsek, çıkık ve şişkin olan; tümsekli, muhaddep, konveks
    • "Dışbükey mercek. Dışbükey ayna."
ÖLMÜŞLÜK

  1. [isim] Ölmüş olma durumu
NÜKTEDAN

Kelime Kökeni: Arapça nukte + Farsça -dān

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız nükteci
    • "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı." (Yusuf Ziya Ortaç)
ÇÜKÜNDÜR

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız pancar
HÜKÜMRAN

Kelime Kökeni: Arapça ḥukm + Farsça -rān

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız egemen
    • "Burada ilginç bir karşıtlık vardır: Köyde hükümran olan, şehirde hayrandır." (Mehmet Can Doğan)
HÖDÜKLÜK

  1. [isim] Hödük olma durumu
  2. Hödükçe davranış
BÜRÜMCÜK

  1. [isim] Ham ipekten dokunmuş ince kumaş; bürümcek
    • "Ona, yakası daima açık ve yenleri bol bir bürümcük gömlek giydirdim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış; bürümcek
    • "Kadınları kırmızı canfesten şalvar ve bürümcük gömlek giyerler." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Ham ipekten yapılmış başörtüsü; bürümcek
KÖRÜKSÜZ

  1. [sıfat] Körüğü olmayan
GÖRÜMLÜK

  1. [isim] Yalnız görülmek için konulan nesne
  2. Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan
GÖZCÜLÜK

  1. [isim] Gözcünün yaptığı iş
    • "Körfezde gözcülük vazifesini yapan bir düşman gemisi hareketimizi sezse, bizi pek güzel avlayabilir." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
GÖZLÜKLÜ

  1. [sıfat] Gözlük takmış olan, gözlük kullanan
    • "Arkasındaki masada biri gözlüklü iki adam vardı." (Yusuf Atılgan)
SÜMÜKSEL

  1. [sıfat] Sümükle ilgili
GÖZLÜKÇÜ

  1. [isim] Gözlük satan veya onaran kimse; optik, optikçi
  2. Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse; optikçi
  3. Gözlük satılan ve onarılan iş yeri; optik, optikçi
GÜMRÜKÇÜ

  1. [isim] Gümrük görevlisi
  2. Başkalarıyla ilgili eşyayı bir ücret karşılığında gümrükten çıkarma işini üzerine alan komisyoncu
BÜYÜKLÜK

  1. [isim] Büyük olma durumu; çap (I), cesamet
    • "Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır." (Nezihe Araz)
  2. Taşıdığı nitelikler bakımından üstün olma; şevket
  3. [mecaz] Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış
  4. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü
GÜMRÜKLÜ

  1. [sıfat] Gümrük vergisi ödenmesi gerekli olan
    • "Gümrüklü mal."
  2. Gümrük vergisi ödenmiş olan
SÖĞÜŞLÜK

  1. [sıfat] Söğüş yapmaya elverişli (et veya sebze)
YÜZLÜLÜK

  1. [isim] Yüzlü olma durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü