İçinde ük olan 10 harfli 136 kelime var. İçerisinde ÜK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ük olan kelimeler listesine ya da sonu ük ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YÜKLETİLME
-
-
[isim]
Yükletilmek işi
-
[isim]
Yükletilmek işi
- NÜKTECİLİK
-
-
[isim]
Nükteci olma durumu; nekrelik
-
[isim]
Nükteci olma durumu; nekrelik
- PÜRÜZLÜLÜK
-
-
[isim]
Pürüzlü olma durumu
-
[isim]
Pürüzlü olma durumu
- GÜMRÜKLEME
-
-
[isim]
Gümrüklemek işi
-
[isim]
Gümrüklemek işi
- MÜLKSÜZLÜK
-
-
[isim]
Mülksüz olma durumu
- "Alevilikte mülkiyete ilişkin yaklaşımın mülksüzlük değil de mülkün esiri olmamak biçiminde yorumlandığı da bilinmektedir."
-
[isim]
Mülksüz olma durumu
- TÜTÜNCÜLÜK
-
-
[isim]
Tütün yetiştirme veya satma işi
- "Ben tütüncülük üzerinde ihtisas yapmıştım."
-
[isim]
Tütün yetiştirme veya satma işi
- GÜBÜRCÜLÜK
-
-
[isim]
Bakınız çöpçülük
-
[isim]
Bakınız çöpçülük
- MÜKERREREN
-
Kelime Kökeni: Arapça mukerreren
-
[zarf]
Tekrarlanarak, tekrar edilmiş olarak
- "… hayatının muayyen anlarını mükerreren yaşıyor, aynı ızdırabı tekrar tekrar çekiyorsun."
-
[zarf]
Tekrarlanarak, tekrar edilmiş olarak
- YÜKSÜNÜLME
-
-
[isim]
Yüksünülmek işi
-
[isim]
Yüksünülmek işi
- SÜRÜKLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek
- "Prenses koluma girdi, sürüklercesine büfeye götürdü."
-
Akarsu alıp götürmek
- "Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu."
-
[mecaz]
İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek
- "Seni bırakmam vallahi diyor ve bazen gittiği yerlere bile onu sürükleyip götürmek istiyordu."
-
[-e, -i, mecaz]
Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak
-
[-e, -i, mecaz]
Bir kimseyi aldatarak kötü bir duruma, sona doğru götürmek
- "Hepimizi bu dipsiz denizin enginlerinde mahvolmaya sürükledin, dediler."
-
[-e, -i, mecaz]
İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek
- "Benim çağdaşlarımdan kim bilir kaç bin genci bahtiyar rüyalara sürüklemiştir."
-
[-i]
Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek
- ARMATÖRLÜK
-
-
[isim, denizcilik]
Armatör olma durumu
-
Gemi işletme işi, gemi işletmeciliği
- "Tabii armatörlük yirmi yaşında çocuklara kalırsa iş böyle olur."
-
[isim, denizcilik]
Armatör olma durumu
- KULÜPÇÜLÜK
-
-
[isim]
Kulüpçünün yaptığı iş
-
[isim]
Kulüpçünün yaptığı iş
- DÖNÜŞLÜLÜK
-
-
[isim]
Dönüşlü olma durumu
-
[isim]
Dönüşlü olma durumu
- KAVLÜKARAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳavl + ḳarār
-
[isim, eskimiş]
Söz, sözleşme
-
[isim, eskimiş]
Söz, sözleşme
- ALKOLLÜLÜK
-
-
[isim]
Alkollü olma durumu
-
[isim]
Alkollü olma durumu
- PÜSÜRÜKLÜK
-
-
[isim]
Bakınız pısırıklık
- "Ben bir akşamüzeri köşeciğimde oturmuş bir ıslanmış tavuk püsürüklüğüyle elimde bir kitap okuyorum."
-
[isim]
Bakınız pısırıklık
- BÜZÜŞÜKLÜK
-
-
[isim]
Büzüşük olma durumu
-
[isim]
Büzüşük olma durumu
- ÖLÜMSÜZLÜK
-
-
[isim]
Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
-
[isim]
Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
- BÜTÜNLÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Derli toplu, kapsayıcı olan
- "Bu durum da resmî istatistiklerin bütünlüklü bir yapıya sahip olmadığının net bir göstergesi niteliğindedir."
-
Çok yönlü, donanımlı olan
- "Bütünlüklü sanatkâr adlandırmasıyla anabileceğim insanlar hem muhayyileye hem gerçek olana dair derinlikli ve sahici bir faaliyet ortaya koyar."
-
[sıfat]
Derli toplu, kapsayıcı olan
- BÜYÜKORHAN
-
-
[isim]
Bursa iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bursa iline bağlı ilçelerden biri