İçinde ük olan 10 harfli 136 kelime var. İçerisinde ÜK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ük olan kelimeler listesine ya da sonu ük ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜKLETİLME

  1. [isim] Yükletilmek işi
NÜKTECİLİK

  1. [isim] Nükteci olma durumu; nekrelik
PÜRÜZLÜLÜK

  1. [isim] Pürüzlü olma durumu
GÜMRÜKLEME

  1. [isim] Gümrüklemek işi
MÜLKSÜZLÜK

  1. [isim] Mülksüz olma durumu
    • "Alevilikte mülkiyete ilişkin yaklaşımın mülksüzlük değil de mülkün esiri olmamak biçiminde yorumlandığı da bilinmektedir." (Sabır Güler)
TÜTÜNCÜLÜK

  1. [isim] Tütün yetiştirme veya satma işi
    • "Ben tütüncülük üzerinde ihtisas yapmıştım." (Refik Halit Karay)
GÜBÜRCÜLÜK

  1. [isim] Bakınız çöpçülük
MÜKERREREN

Kelime Kökeni: Arapça mukerreren

  1. [zarf] Tekrarlanarak, tekrar edilmiş olarak
    • "… hayatının muayyen anlarını mükerreren yaşıyor, aynı ızdırabı tekrar tekrar çekiyorsun." (Attilâ İlhan)
YÜKSÜNÜLME

  1. [isim] Yüksünülmek işi
SÜRÜKLEMEK

  1. [-i] Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek
    • "Prenses koluma girdi, sürüklercesine büfeye götürdü." (Aka Gündüz)
  2. Akarsu alıp götürmek
    • "Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu." (Attilâ İlhan)
  3. [mecaz] İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek
    • "Seni bırakmam vallahi diyor ve bazen gittiği yerlere bile onu sürükleyip götürmek istiyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [-e, -i, mecaz] Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak
  5. [-e, -i, mecaz] Bir kimseyi aldatarak kötü bir duruma, sona doğru götürmek
    • "Hepimizi bu dipsiz denizin enginlerinde mahvolmaya sürükledin, dediler." (Ahmet Kabaklı)
  6. [-e, -i, mecaz] İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek
    • "Benim çağdaşlarımdan kim bilir kaç bin genci bahtiyar rüyalara sürüklemiştir." (Yusuf Ziya Ortaç)
ARMATÖRLÜK

  1. [isim, denizcilik] Armatör olma durumu
  2. Gemi işletme işi, gemi işletmeciliği
    • "Tabii armatörlük yirmi yaşında çocuklara kalırsa iş böyle olur." (Cevat Fehmi Başkut)
KULÜPÇÜLÜK

  1. [isim] Kulüpçünün yaptığı iş
DÖNÜŞLÜLÜK

  1. [isim] Dönüşlü olma durumu
KAVLÜKARAR

Kelime Kökeni: Arapça ḳavl + ḳarār

  1. [isim, eskimiş] Söz, sözleşme
ALKOLLÜLÜK

  1. [isim] Alkollü olma durumu
PÜSÜRÜKLÜK

  1. [isim] Bakınız pısırıklık
    • "Ben bir akşamüzeri köşeciğimde oturmuş bir ıslanmış tavuk püsürüklüğüyle elimde bir kitap okuyorum." (Halit Ziya Uşaklıgil)
BÜZÜŞÜKLÜK

  1. [isim] Büzüşük olma durumu
ÖLÜMSÜZLÜK

  1. [isim] Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
BÜTÜNLÜKLÜ

  1. [sıfat] Derli toplu, kapsayıcı olan
    • "Bu durum da resmî istatistiklerin bütünlüklü bir yapıya sahip olmadığının net bir göstergesi niteliğindedir." (Mevlüt Tatlıyer)
  2. Çok yönlü, donanımlı olan
    • "Bütünlüklü sanatkâr adlandırmasıyla anabileceğim insanlar hem muhayyileye hem gerçek olana dair derinlikli ve sahici bir faaliyet ortaya koyar." (İbrahim Tüzer)
BÜYÜKORHAN

  1. [isim] Bursa iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü