İçinde ü olan 9 harfli 842 kelime var. İçerisinde Ü harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ü harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ü harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÜMELEŞİM

  1. [isim, biyoloji] Herhangi bir sıvı içindeki gözelerin, parçacıkların vb.nin bir araya gelmesi; aglütinasyon
ÖRTTÜRMEK

  1. [-e, -i] Örtme işini yaptırmak
AÇGÖZLÜCE

  1. [zarf] Açgözlüye yaraşır bir biçimde
    • "Vatan haini, ister aileden zengin ister yoksulluktan gelerek zengin olmuş olsun, zenginliğine zenginlik, gücüne güç katma hırsıyla açgözlüce hareket eden ve düşünendir." (İbrahim Sarı)
DÜŞSÜZLÜK

  1. [isim] Düşsüz olma durumu
GÜMÜŞHANE

  1. [isim] Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
KOYUNGÖZÜ

  1. [isim, bitki bilimi] Birleşikgillerden, beyaz ve iri bir tür papatya; margarit (Matricaria parthenium)
MÜESSESAT

Kelime Kökeni: Arapça müessesāt

  1. [isim, eskimiş] Kurumlar, müesseseler
    • "Köpek olmasa ne bu cemiyetler ne bu memleketler ne bu akvam ne bu saadet ve servet ne bu müessesat ve şimendiferler olacaktı." (Ömer Seyfettin)
ÖLDÜRÜLME

  1. [isim] Öldürülmek işi; gebertilme
SÜRGÜNLÜK

  1. [isim] Sürgün olma durumu
  2. [sıfat] Sürgün olan
GÖRGÜLÜCE

  1. [zarf] Görgülü bir biçimde
TEKAÜDİYE

Kelime Kökeni: Arapça teḳāʿudiyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız emekli aylığı
    • "Tiyatro artistlerinin tekaüdiyeleri olmalıdır." (Nâzım Hikmet)
BÜKÜVERME

  1. [isim] Büküvermek işi
HÖYKÜRMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Heyecanlı veya kızgın bir biçimde bağırarak konuşmak
DÜŞLEMSİZ

  1. [sıfat] Düşlemi olmayan
GÜNGÖRMÜŞ

  1. [sıfat, mecaz] İyi yaşamış
    • "Anadolu şoförlerinin birçoğunda ben böyle güngörmüş, hâline göre para yemiş eski kibarlar hâli gördüm." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Birçok hayat deneyimi bulunan (kimse)
    • "Ayşe Hanım, güngörmüş, yaş yaşamış kadındır." (Sermet Muhtar Alus)
GÜNGÖRMEZ

  1. [sıfat, mecaz] Güneş ışığı almayan (yer)
    • "Güngörmez, rutubetli mezbele hâlini almış müteaffin aralıklardan sefaletin kokusu sızıyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
NATÜRMORT

Kelime Kökeni: Fransızca nature morte

  1. [isim] Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim; ölüdoğa
    • "Atölyede tek başına bir köşeye çekilir, sonsuz natürmortlar yapardı." (Oğuz Atay)
SÖVDÜRMEK

  1. [-e] Sövme işini yaptırmak veya sövmesine yol açmak
MÜSTELZİM

Kelime Kökeni: Arapça mustelzim

  1. [sıfat, eskimiş] Gerektiren, gerekli kılan
    • "Gizlilik derecesi yüksek bir dosya bilgisinin dışarıya sızdırılması ayrıca cezayı müstelzimdir." (Osman Aysu)
  2. Gerekli olan, gereken
MÜTEKASİF

Kelime Kökeni: Arapça mutekās̱if

  1. [sıfat, eskimiş] Yoğunlaşmış, koyulaşmış
    • "Fikirleri mütekâsiftir, bununla beraber beyni rahatsız etmez, kafayı yormaz." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [kimya] Bakınız derişik
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü