İçinde ü olan 6 harfli 580 kelime var. İçerisinde Ü harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ü harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ü harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TELEÜT

  1. [isim] Rusya Federasyonu içerisinde Batı Sibirya bölgesinde yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
GÜVENÇ

  1. [isim] Güvenme duygusu
    • "Anneler babalar çocuklarını yarına güvençle yetiştireceklerdir." (Selim İleri)
MÜSAİT

Kelime Kökeni: Arapça musāʿid

  1. [sıfat] Uygun, elverişli olan
    • "Asla hissîliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz." (Necip Fazıl Kısakürek)
KONSÜL

Kelime Kökeni: Fransızca consul

  1. [isim, tarih] Roma'da her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri
  2. 1799'dan 1804'e kadar Fransa'da birlikte görev alan üç devlet başkanından her biri
YÜZLÜK

  1. [isim] Yüz lira değerinde olan para
  2. [matematik] On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak
  3. [sıfat] Yüzü, yüz tanesi bir arada olan; yüzerlik
    • "Yüzlük paket. Yüzlük deste."
  4. [sıfat] Herhangi bir şeyden yüz tane alabilen
  5. [sıfat] Yüz yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
MÜDRİR

Kelime Kökeni: Arapça mudrir

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız idrar söktürücü
    • "Müdrir bir ilaç."
GÜÇLÜK

  1. [isim] Bakınız zorluk
    • "Halk için, halkla beraber her güçlüğü yeneceğine inanarak dağlar gibi gürlüyor." (Eflâtun Cem Güney)
  2. Ağır ve yorucu emek; zahmet, meşakkat
    • "Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar." (Burhan Felek)
  3. Engel, pürüz
    • "Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, kuvvetli insan olmalı." (Orhan Veli Kanık)
LÜZUCİ

Kelime Kökeni: Arapça luzūcī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız yapışkan
TÜRBAN

Kelime Kökeni: Fransızca turban

  1. [isim] İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü
    • "Osmanlı kadınının ev içinde giydiği başörtülerden yapılan süslü başlıklar Fransa’daki şapka modasını etkiler, kadınlar arasında türban modası yaygınlaşır." (Filiz Barın Akman)
ÖTÜMLÜ

  1. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız tonlu
TÜRBİN

Kelime Kökeni: Fransızca turbine

  1. [isim, fizik] Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve birtakım özel düzenekler yardımıyla dönerek çalışan, genellikle elektrik üretmede kullanılan araç
ÜRKÜNÇ

  1. [sıfat] Ürkme, çekinme duygusu veren
    • "İncecik bir lüks değil kaba, zevkten yoksun, çok daha ürkünç bir lüks sergilenecek şimdi." (Selim İleri)
ÖĞÜRTÜ

  1. [isim] Öğürmek işi
    • "İnsan rakı masasının başına eğlenelim, iş görelim diye oturur ve ekseriya eğlence öğürtü, iş gürültü ile biter." (Refik Halit Karay)
  2. Öğürürken çıkan sesin adı
    • "Cevap beklemeden hastanın öğürtüleri işitilen odaya koştu." (Peyami Safa)
ÜFÜRÜM

  1. [isim, tıp] Kalbin kanı damarlara pompalaması sırasında, zarında veya kapakçığında bulunan delik yüzünden ortaya çıkan normal dışı ses
GÜNSÜZ

  1. [sıfat, tıp] Günü belli olmayan (tarih)
    • "Küçücük harflerle yazılmış bir isim gördü sonra. Altında aysız, günsüz, mevsimsiz bir tarih." (Faruk Duman)
  2. Güneş görmeyen
    • "Oysa burada açarız oda kapısını, dışarısı diyerek çıkarız kuyulara, sarnıçlara. Günsüz, nursuz sokaklara." (Füruzan)
  3. [mecaz] Günlük hayatını sürdürmekte zorlanan, düzenli bir işi gücü olmayan
    • "Feodal dönemin krizli çözülme yıllarında, üretim ve geçim araçları, para, bunların anlatımı olarak servet birikmiş, öte yanda çiftçilikten ve zanaattan kopan günsüz ve geleceksiz insan kümeleri ortaya çıkmıştı." (Haluk Yurtsever)
  4. [tıp] Bakınız erkendoğan
ÜTÜSÜZ

  1. [sıfat] Ütülenmemiş veya ütüsü bozulmuş
    • "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti." (Tarık Buğra)
ENFÜSİ

Kelime Kökeni: Arapça enfusī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız öznel
    • "Kant’ın estetik telakkisi son derece enfüsi bir karakteri haizdir." (Suut Kemal Yetkin)
GRANÜL

Kelime Kökeni: Fransızca granule

  1. [isim] Bir maddenin en küçük tanesi
  2. Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler
ÜZENGİ

  1. [isim] Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka
    • "İyi süvarilik gururuyla ayaklarını üzengiden çıkarmış, dizginleri bırakmış." (Falih Rıfkı Atay)
TÜVEYÇ

Kelime Kökeni: Arapça tuveyc

  1. [isim, eskimiş, bitki bilimi] Bakınız çiçek tacı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü