İçinde ü olan 4 harfli 152 kelime var. İçerisinde Ü harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ü harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ü harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HÜMA
-
Kelime Kökeni: Arapça humā
-
[isim]
Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan talih kuşu
-
[isim]
Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan talih kuşu
- DÜZE
-
-
[isim, kimya]
Bakınız doz
-
[isim, kimya]
Bakınız doz
- TÜYO
-
Kelime Kökeni: Fransızca tuyau
-
[isim]
Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi
- "Ankara’dan alındığını tahmin ettiğimiz bu tüyolar ne kadar saçma sapan olursa olsun, onu heyecanlandırıyordu."
-
Sınavda başkasından yardım görme veya bir kaynaktan yararlanma, kopya
-
[spor]
Yarış öncesinde belirlenen veya tahmin edilen yarışmacı hakkında verilen gizli bilgi
- "Coğrafya hocanız memleketteki kaçakçılardan kahve geldiğini düşünürse at yarışı merakını paylaştığınız insanlar da memleketten tüyo geldiğini düşünürdü, doğal olarak."
-
[isim]
Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi
- ÖĞÜN
-
-
[isim]
Kez, defa
-
Yemek vakti
- "Her öğün tıka basa yediği iki katlı ekmek kadayıfı ile..."
-
Bir vakitte yenilen yemek
-
[isim]
Kez, defa
- ÜZGÜ
-
-
[isim]
Bakınız eziyet
-
[isim]
Bakınız eziyet
- GÜNÜ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kıskançlık
-
Zamanından önce doğan yavru
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kıskançlık
- ÖYKÜ
-
-
[isim]
Ayrıntılarıyla anlatılan olay
-
[edebiyat]
Bakınız hikâye
- "Çok yazamıyorum ama öyküler içinde yaşıyorum."
-
[isim]
Ayrıntılarıyla anlatılan olay
- ÖĞÜR
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız akran
-
[sıfat]
Öğrenmiş
-
[sıfat]
Alışılmış, yadırganmaz olmuş; menus
-
Takım, fırka, zümre
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız akran
- CÜDA
-
Kelime Kökeni: Farsça cudā
-
[sıfat, eskimiş]
Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan
-
[sıfat, eskimiş]
Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan
- GÜCÜ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı
-
[isim, ağızlardan]
Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı
- ÖĞÜT
-
-
[isim]
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz; mevize, nasihat
- "Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk."
-
[isim]
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz; mevize, nasihat
- BÜYÜ
-
-
[isim]
İnsan ve tabiatla ilgili olarak, birtakım gizli güçlerle insan geleceği üzerinde etkiler yapma, yönlendirmede bulunma gibi işlem ve davranışlara verilen genel ad; afsun, efsun, füsun, sihir
- "Akkız Ana, Hasan'a gönül vermenin bir büyü olduğunu, ne kadar anlatmışsa da kâr etmemiş."
-
[mecaz]
Bir şeyin insan üzerinde bıraktığı, onu şiddetle hükmü altına alacak kadar kuvvetli etki, karşı konulamaz çekicilik; afsun, efsun, füsun, sihir
- "Ondan tüten görünmez bir büyünün içinde titriyorum."
-
[isim]
İnsan ve tabiatla ilgili olarak, birtakım gizli güçlerle insan geleceği üzerinde etkiler yapma, yönlendirmede bulunma gibi işlem ve davranışlara verilen genel ad; afsun, efsun, füsun, sihir
- SÜRÜ
-
-
[isim]
Birlikte yaşayan hayvan topluluğu
- "Karşıki yamaçların sırtında kısrak sürüleri çanlarını sallayarak otluyordu."
-
Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü
- "Sözlerim acı diye kızım gücenme bana / Bak cılız sürüsünü dolaştıran çobana"
-
Kalabalık, küme, yığın
-
[mecaz]
Yönlendirilebilen insan topluluğu
- "Sokaklarda alay geçerken başka çocuklar da sürüye katılır, mektebe kadar giderler."
-
[isim]
Birlikte yaşayan hayvan topluluğu
- ÜRÜN
-
-
[isim]
Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey; hasılat, mahsul
-
Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey
-
[mecaz]
Sanatçının ortaya koyduğu eser
- "Cumhuriyet Dönemi ressamlarının ürünleri sergilendi."
-
[mecaz]
Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey; meyve
-
[isim]
Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey; hasılat, mahsul
- ÖÇLÜ
-
-
[sıfat]
Kin ve intikam dolu, öç alma isteğinde olan
- "Fransız general beyaz at üstünde Galata'dan geçtiği gün, tıpkı 1908 Meşrutiyeti'nin ilk günlerindeki gazete başyazıları gibi hınçlı ve öçlü idi."
-
[sıfat]
Kin ve intikam dolu, öç alma isteğinde olan
- KÜME
-
-
[isim]
Bakınız grup
- "Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler."
-
Tümsek biçimindeki yığın
-
Herhangi bir nesnenin oluşturduğu tomar; öbek
-
[eğitim]
Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek
- "… kendi arzusu ile seçtiği konuya dahi gereği gibi çalışmamakta, noksan gayret göstermekte ve genellikle çalışmaların ilerlemesine doğru herhangi sınıf içerisindeki bir kümeye dâhil olmayı arzulamaktadır."
-
[spor]
Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup
-
[spor]
Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri
-
[isim]
Bakınız grup
- RÜŞT
-
Kelime Kökeni: Arapça ruşd
-
[isim]
Bakınız erginlik
- "O, vaktiyle, hiç hatırlamak istemediği ölümle bir an göz göze gelmiş olduğu içindir ki ruh rüşdüne ererek böyle uhrevi bir tevekkülle selamete erişmişti."
-
[isim]
Bakınız erginlik
- ÜNYE
-
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
- KÜRK
-
-
[isim]
Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu
-
[sıfat]
Bu posttan yapılmış
- "Kürk manto."
-
Hayvan postundan yapılan giysi
- "Ben yatağımın üstünde, kürkümün içinde soğuktan titreyerek oturuyorum."
-
[isim]
Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu
- RÜYA
-
Kelime Kökeni: Arapça ruʾyā
-
[isim]
Bakınız düş
- "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım"
-
[mecaz]
Gerçekleşmesi imkânsız durum; hayal
- "Bu saadetin bir ay, bir buçuk ay sonra yeniden bir rüya olacağını bile aklına getirmiyordu."
-
[mecaz]
Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey, umut
-
[isim]
Bakınız düş