İçinde ör olan 7 harfli 94 kelime var. İçerisinde ÖR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ör olan kelimeler listesine ya da sonu ör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ANONSÖR

Kelime Kökeni: Fransızca annonceur

  1. [isim] Herhangi bir duyuruyu anons eden kimse
ÖRNEĞİN

  1. [bağlaç] Bakınız söz gelişi
    • "Örneğin bir insan kendisini engelleyen bir duruma ilişkin kızgınlığını açıkça yaşayabilir, kendisini kızdıran durumdan uzaklaşabilir…" (Engin Geçtan)
KÖRELME

  1. [isim] Körelmek işi
  2. [fizyoloji] Bir organın beslenemeyerek zayıflaması; dumur
GÖRÜŞME

  1. [isim] Görüşmek işi; konuşma
    • "O gün herkes sinekkaydı tıraşlıdır, cici elbiselerini giymiştir ve görüşmesini bekler." (Necip Fazıl Kısakürek)
ÖRDÜRME

  1. [isim] Ördürmek işi
ÖRTÜSÜZ

  1. [sıfat] Örtüsü olmayan
  2. Örtülmemiş
    • "İşte yalının penceresinde yengemin örtüsüz başı renkli bir demet..." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. [mecaz] Açık seçik, gizlenmeyen
    • "En ciddileri bile cıvıtan meclis, örtüsüz telmihlere, taşkın hareketlere de müsamaha etmeye başlamıştı." (Peyami Safa)
TÖRENLİ

  1. [sıfat] Törenle yapılan; merasimli
GÖRÜNME

  1. [isim] Görünmek işi; teberrüz
    • "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu." (Necati Cumalı)
SENATÖR

Kelime Kökeni: Fransızca sénateur

  1. [isim] Senato üyesi
TÖRPÜLÜ

  1. [sıfat] Törpülenmiş
GÖRÜNGE

  1. [isim] Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
    • "Romanda gerçek kişileri arayanlar roman sanatına pek dar görüngelerden yaklaşıyorlar." (Selim İleri)
KÖRÜKÇÜ

  1. [isim] Körük yapan veya satan kimse
  2. Körük kullanan kimse
    • "Altı körükçü, körük iplerini bırakarak uçurum dibinden uzaklaşmak üzere kaçmaya başladılar." (Hasan Erimez)
  3. [mecaz] Bakınız körükleyici
ÇÖREOTU

  1. [isim, bitki bilimi] Çörek otu
GÖRÜNÜM

  1. [isim] Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon
    • "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar." (Selim İleri)
  2. Bakınız görünüş
PÖRTLEK

  1. [sıfat] Dışarıya doğru çıkık, patlak (göz)
    • "Yüzü kösele gibi yanmış, kavrulmuş, pörtlek gözlü bir kadın, beyaz başörtüsünün ucuyla yüzünü gizledi." (Osman Şahin)
  2. [isim, ağızlardan] Cıvık şeylerin çatlayan kabuktan, delikten dışarıya çıkmış durumu
KÜRATÖR

Kelime Kökeni: Fransızca curateur

  1. [isim] Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb.ni yöneten ve etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse
PÖTİBÖR

Kelime Kökeni: Fransızca petit-beurre

  1. [isim] Çifte fırınlanmış, tereyağlı, dikdörtgen biçiminde, kenarları tırtıklı bir bisküvi türü
    • "Gülümsemişti adam, bunun üzerine içeri girmiş, çikolatalı pasta, pötibör ve çay istemişti." (Murathan Mungan)
SAĞGÖRÜ

  1. [isim] Bakınız basiret
GÖRÜNÜR

  1. [sıfat] Görünen, gözle görülebilen
  2. [mecaz] Belli, apaçık göze çarpan
GÖRGÜLÜ

  1. [sıfat] Görgüsü olan
    • "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti." (Necati Cumalı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü