İçinde ö olan 6 harfli 307 kelime var. İçerisinde Ö harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ö harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ö harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖSTAKİ
-
Kelime Kökeni: (Eustachio özel adından)
-
[isim, anatomi]
Bakınız östaki borusu
-
[isim, anatomi]
Bakınız östaki borusu
- ÖVÜLÜŞ
-
-
[isim]
Övülmek işi
-
[isim]
Övülmek işi
- SEKTÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca secteur
-
[isim]
Bakınız kesim
- "Özel sektör."
-
[bilişim]
Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketin üzerine yazılacak veriler için önceden hazırlanmış eşit boydaki alanlar, dilimler
-
[isim]
Bakınız kesim
- ÖZENİŞ
-
-
[isim]
Özenmek işi
-
[isim]
Özenmek işi
- ÖLÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Sonunda mutlaka ölecek olan; kalımsız, fâni
- "Onu hâlâ hiç olmazsa rüyalarında ölümlülerin sevdiği gibi sevebilir."
-
[isim, mecaz]
Bakınız insan
-
[sıfat]
Sonunda mutlaka ölecek olan; kalımsız, fâni
- SÖYLEM
-
-
[isim]
Bir düşünceyi ortaya koymaktaki yaklaşım tarzı
-
Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade
- "Yalan değil, destansı söylemin ögelerine sık sık rastlarız futbol yazılarında."
-
Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri
-
[isim]
Bir düşünceyi ortaya koymaktaki yaklaşım tarzı
- GÖMLEK
-
-
[isim]
Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi; işlik (II)
- "Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı."
-
Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı; kombinezon
-
Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı
- "Don ve gömleği ile fırlamış erkekler kapıların önlerinde giyiniyorlardı."
-
Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf
- "İplik dikiş, karton kapak ve beş renkli kuşe gömlek içinde çıkacak olan ... kitaplığımızın en değerli eserleri arasında yer alacaktır."
-
Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf
-
Dosya kartonu
-
Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar
-
[mecaz]
Basamak, kat, derece
- "İki pehlivan yenişememiştir ama Aliço'nun bir gömlek üstün olduğu iyice belirlenmiştir."
-
[isim]
Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi; işlik (II)
- GÖZELİ
-
-
[sıfat]
Gözesi olan
-
[sıfat]
Gözesi olan
- ÖLÜNME
-
-
[isim]
Ölünmek işi veya durumu
-
[isim]
Ölünmek işi veya durumu
- ÖDEVLİ
-
-
[sıfat]
Ödev yüklenmiş olan; vazifeli
- "Her ölüm yargılısını ödevli bir aylıkçıymış gibi gönderiyorlar buraya."
-
[sıfat]
Ödev yüklenmiş olan; vazifeli
- ÖNEMLİ
-
-
[sıfat]
Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
- "Benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz."
-
Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan; stratejik
-
[sıfat]
Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
- ÖRÜLÜŞ
-
-
[isim]
Örülmek işi
- "Bu ağır ve etkili örülüşün ilmikleri arasında sıkışıp inceliyor, ufak ufak koparak toz olup dağılıyordu."
-
[isim]
Örülmek işi
- ÖYLECE
-
-
[zarf]
Tam öyle; o biçimde, o şekilde
- "Dudaklarının kenarını kırıştıran bir nefret duygusuyla öylece kaldı."
-
Bakınız öylelikle
-
[zarf]
Tam öyle; o biçimde, o şekilde
- RÖVANŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca revanche
-
[isim]
Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun
-
[isim]
Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun
- ÖNAYAK
-
-
[isim, mecaz]
"Diğerlerine örnek olmak üzere bir işe ilk önce başlamak" anlamındaki önayak olmak deyiminde geçer
- "Ekrem daha önceden durumu annesine yazmış, bu hayırlı iş için önayak olmalarını istemiş."
-
[isim, mecaz]
"Diğerlerine örnek olmak üzere bir işe ilk önce başlamak" anlamındaki önayak olmak deyiminde geçer
- ÇÖKKÜN
-
-
[sıfat]
Çökmüş olan
- "Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü."
-
[mecaz]
Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan
- "Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu."
-
[sıfat]
Çökmüş olan
- ÇÖLLÜK
-
-
[sıfat]
Çölü çok olan
- "Derken orman bitti, önlerine kırlık, çöllük bir düz çıktı."
-
Bakınız çorak
-
[sıfat]
Çölü çok olan
- KÖKNAR
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı; göknar (Abies)
- "Önce bir yıldız kaymış, sonra belki bir uçak geçmiş ve daha sonrasında parlak bir ışık az ötemdeki köknar ağaçlarının arasında belirmişti."
-
[isim, bitki bilimi]
Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı; göknar (Abies)
- KÖSELE
-
Kelime Kökeni: Farsça gosāle
-
[isim]
Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi; gön
-
[sıfat]
Bu deriden yapılan
- "Kösele ayakkabı."
-
[isim]
Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi; gön
- GÖZEME
-
-
[isim]
Gözemek işi
-
[isim]
Gözemek işi