İçinde ö olan 6 harfli 307 kelime var. İçerisinde Ö harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ö harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ö harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖSTAKİ

Kelime Kökeni: (Eustachio özel adından)

  1. [isim, anatomi] Bakınız östaki borusu
ÖVÜLÜŞ

  1. [isim] Övülmek işi
SEKTÖR

Kelime Kökeni: Fransızca secteur

  1. [isim] Bakınız kesim
    • "Özel sektör."
  2. [bilişim] Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketin üzerine yazılacak veriler için önceden hazırlanmış eşit boydaki alanlar, dilimler
ÖZENİŞ

  1. [isim] Özenmek işi
ÖLÜMLÜ

  1. [sıfat] Sonunda mutlaka ölecek olan; kalımsız, fâni
    • "Onu hâlâ hiç olmazsa rüyalarında ölümlülerin sevdiği gibi sevebilir." (Halide Edip Adıvar)
  2. [isim, mecaz] Bakınız insan
SÖYLEM

  1. [isim] Bir düşünceyi ortaya koymaktaki yaklaşım tarzı
  2. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade
    • "Yalan değil, destansı söylemin ögelerine sık sık rastlarız futbol yazılarında." (Tahsin Yücel)
  3. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri
GÖMLEK

  1. [isim] Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi; işlik (II)
    • "Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı; kombinezon
  3. Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı
    • "Don ve gömleği ile fırlamış erkekler kapıların önlerinde giyiniyorlardı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  4. Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf
    • "İplik dikiş, karton kapak ve beş renkli kuşe gömlek içinde çıkacak olan ... kitaplığımızın en değerli eserleri arasında yer alacaktır." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf
  6. Dosya kartonu
  7. Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar
  8. [mecaz] Basamak, kat, derece
    • "İki pehlivan yenişememiştir ama Aliço'nun bir gömlek üstün olduğu iyice belirlenmiştir." (Salâh Birsel)
GÖZELİ

  1. [sıfat] Gözesi olan
ÖLÜNME

  1. [isim] Ölünmek işi veya durumu
ÖDEVLİ

  1. [sıfat] Ödev yüklenmiş olan; vazifeli
    • "Her ölüm yargılısını ödevli bir aylıkçıymış gibi gönderiyorlar buraya." (Adnan Özyalçıner)
ÖNEMLİ

  1. [sıfat] Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
    • "Benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz." (Tarık Buğra)
  2. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan; stratejik
ÖRÜLÜŞ

  1. [isim] Örülmek işi
    • "Bu ağır ve etkili örülüşün ilmikleri arasında sıkışıp inceliyor, ufak ufak koparak toz olup dağılıyordu." (Attilâ İlhan)
ÖYLECE

  1. [zarf] Tam öyle; o biçimde, o şekilde
    • "Dudaklarının kenarını kırıştıran bir nefret duygusuyla öylece kaldı." (Peyami Safa)
  2. Bakınız öylelikle
RÖVANŞ

Kelime Kökeni: Fransızca revanche

  1. [isim] Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun
ÖNAYAK

  1. [isim, mecaz] "Diğerlerine örnek olmak üzere bir işe ilk önce başlamak" anlamındaki önayak olmak deyiminde geçer
    • "Ekrem daha önceden durumu annesine yazmış, bu hayırlı iş için önayak olmalarını istemiş." (Ahmet Ümit)
ÇÖKKÜN

  1. [sıfat] Çökmüş olan
    • "Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü." (Elif Şafak)
  2. [mecaz] Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan
    • "Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu." (Tarık Buğra)
ÇÖLLÜK

  1. [sıfat] Çölü çok olan
    • "Derken orman bitti, önlerine kırlık, çöllük bir düz çıktı." (Şemsettin Kutlu)
  2. Bakınız çorak
KÖKNAR

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı; göknar (Abies)
    • "Önce bir yıldız kaymış, sonra belki bir uçak geçmiş ve daha sonrasında parlak bir ışık az ötemdeki köknar ağaçlarının arasında belirmişti." (Metin Savaş)
KÖSELE

Kelime Kökeni: Farsça gosāle

  1. [isim] Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi; gön
  2. [sıfat] Bu deriden yapılan
    • "Kösele ayakkabı."
GÖZEME

  1. [isim] Gözemek işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü