İçinde ö olan 5 harfli 266 kelime var. İçerisinde Ö harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ö harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ö harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖVÜNÇ

  1. [isim] Bakınız övünme
    • "Bütün oba sevdalıları korumanın sevinci, övüncü içindeydi." (Yaşar Kemal)
PASÖR

Kelime Kökeni: Fransızca passeur

  1. [isim, spor] Bakınız pasçı
KÖSNÜ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız şehvet
BÖĞÜR

  1. [isim] İnsan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü
    • "Ali'nin sağ böğründe bir derin yara, sağ kolunda iki kurşun yarası bulundu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Yan taraf
  3. Bakınız yamaç
    • "Akşam serinliği başlamıştı; Kaz Dağı'nın böğürleri gölgeler içindeydi."
ÖREKE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek
    • "Günümüzdeki modern iplik makineleri geliştirilmeden evvel annelerimiz ipliklerini öreke, kirmen, eğirmen gibi eğirme aletleri kullanarak kendileri üretmişlerdir." (Alper Gürarslan)
ÇÖZME

  1. [isim] Çözmek işi
    • "Bu çeşitten karmaşık soruları bir çırpıda çözmeye kalkışacak değilim buracıkta." (Nermi Uygur)
  2. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez
SÖKÜŞ

  1. [isim] Sökmek işi
ÇÖZÜK

  1. [sıfat] Çözülmüş olan
    • "Bu direkler olmasaydı yaşamamızdaki gerginlik buruşurdu. Çözük bir çadıra benzeyebilirdik." (Nermi Uygur)
GÖRÜŞ

  1. [isim] Görmek işi
  2. Gözle bir şeyi algılama yetisi
  3. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılan ziyaret
  4. [mecaz] Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir; kanaat
    • "Kolektif bir görüş rahatlığı insanı düşündürmekten kurtarır." (Asaf Halet Çelebi)
  5. [mecaz] Benzerlerinden ayıran özellik; konsept
ÇÖZÜM

  1. [isim] Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç; çıkış yolu, hal (I)
    • "Ayrıca olasılıkları azaltmak da bir anlamda çözüme yaklaşmak demektir." (Ahmet Ümit)
  2. [matematik] Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar
  3. [matematik] Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi
GÖNEN

  1. [isim, ağızlardan] Ekilecek toprağın sulandırılması
  2. Nem, rutubet
  3. [sıfat] Nemli (toprak)
GÖLEK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız gölet
ÇÖĞÜR

  1. [isim, müzik] İri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı
    • "Fütuhat devirlerinde Osmanlı ordugâhlarında çöğür ve kopuz çalınır, savaşlarda askeri heyecana getirirdi." (Mehmet Nazmi Özalp)
ÖZENİ

  1. [isim] Özenme işi
    • "Acıyla her şeye, en küçük ayrıntıya özeni gösteriyordu." (Orhan İyiler)
GÖLÜK

  1. [isim, ağızlardan] Yük taşıyan ve binilen at, eşek, beygir, katır vb. hayvan
    • "Gölüğü yitirdim. -Ne gölüğü? Eşek hani, eşeği yitirdim de." (Memduh Şevket Esendal)
ÖDÜNÇ

  1. [sıfat] İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey); iare
DÖKÜM

  1. [isim] Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
  2. Kumaşın dökümlü olma niteliği
  3. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma
  4. Dökülme zamanı
    • "Yaprak dökümü."
  5. [sıfat] Kalıba dökülerek yapılan
AKTÖR

Kelime Kökeni: Fransızca acteur

  1. [isim, sinema, tiyatro] Bakınız (erkek) oyuncu
    • "En pişkin aktörler bile bizim kadar rollerini başaramazlar." (Etem İzzet Benice)
  2. [mecaz] Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse
DÖKÜK

  1. [sıfat] Dökülmüş
    • "Başasistanın saçları dökük olduğundan onu doçent filan sanıyordu." (Haldun Taner)
  2. Çok eskimiş
  3. Bakınız dökümlü
DÖVEÇ

  1. [isim, ağızlardan] Ağaçtan yapılmış havan
    • "Sarımsak döveci."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü