İçinde çal olan 10 harfli 46 kelime var. İçerisinde ÇAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çal olan kelimeler listesine ya da sonu çal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L Ç
3 Harfli Kelimeler
ÇAL
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇALKALATIŞ
-
-
[isim]
Çalkalatmak işi
-
[isim]
Çalkalatmak işi
- ÇALKALANIŞ
-
-
[isim]
Çalkalanmak işi
-
[isim]
Çalkalanmak işi
- BOHÇALAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak
- "İki kat giysisini bohçaladı."
-
Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak
-
[spor]
Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak
-
[-i]
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak
- BOHÇALATMA
-
-
[isim]
Bohçalatmak işi
-
[isim]
Bohçalatmak işi
- ÇALKALANMA
-
-
[isim]
Çalkalanmak işi
-
[isim]
Çalkalanmak işi
- ÇALKALAMAK
-
-
[-i]
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak; çalkamak
- "Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!"
-
[nesnesiz]
İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak
- "Kahvelerde zar çalkalayan avuçlar görüyorum."
-
Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek
- "Tabakları çalkalamak. Bardakları çalkalamak. Ağzını çalkalamak."
-
Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek
-
[nesnesiz]
Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak
- "Aşağıdan yavrum, aşağıdan diye göbek çalkalıyordu."
-
Kuluçka yumurtalarını çevirmek
-
Sağlığının bozulmasına yol açmak
-
[-i]
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak; çalkamak
- ÇALKANTILI
-
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- "Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır."
-
[mecaz]
Düzensiz, karmakarışık
- "Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı."
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- FIRÇALAMAK
-
-
[-i]
Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek
-
Sık ve bataklık ormandan geçmek
-
[mecaz]
Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek
-
[-i]
Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek
- FIRÇALATMA
-
-
[isim]
Fırçalatmak işi
-
[isim]
Fırçalatmak işi
- SAÇALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Saçılmak, dökülmek
-
[nesnesiz]
Saçılmak, dökülmek
- ÇALIŞTIRAN
-
-
[isim]
Bakınız işveren
-
[isim]
Bakınız işveren
- BOHÇALANMA
-
-
[isim]
Bohçalanmak işi
-
[isim]
Bohçalanmak işi
- ÇALAKIRBAÇ
-
-
[zarf]
Şiddetli ve sürekli kırbaç vurarak
-
[zarf]
Şiddetli ve sürekli kırbaç vurarak
- KOPÇALANMA
-
-
[isim]
Kopçalanmak işi
-
[isim]
Kopçalanmak işi
- ALÇALTILIŞ
-
-
[isim]
Alçaltılmak işi
-
[isim]
Alçaltılmak işi
- ÇALIŞILMAK
-
-
[nesnesiz]
Çalışma işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Çalışma işine konu olmak
- ÇALABİLMEK
-
-
[-i]
Çalma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Onunki altın, benimki teneke ise demek bir şey çalabilmiş değilim."
-
Çalmaya gücü yetmek
-
Çalma becerisi bulunmak
-
[-i]
Çalma ihtimali veya imkânı bulunmak
- PARÇALANIŞ
-
-
[isim]
Parçalanma işi
-
[isim]
Parçalanma işi
- ÇALÇENELİK
-
-
[isim]
Çalçene olma durumu
- "Bu çalçeneliğin için evvela sen kendine acı, sonra ben sana acıyayım."
-
[isim]
Çalçene olma durumu
- YÜRÜRÇALAR
-
-
[isim]
Kulaklık aracılığıyla müzik dinlemeye yarayan, insanın üzerinde taşıyabileceği teyp
-
[isim]
Kulaklık aracılığıyla müzik dinlemeye yarayan, insanın üzerinde taşıyabileceği teyp