İçinde ça olan 7 harfli 178 kelime var. İçerisinde ÇA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ça olan kelimeler listesine ya da sonu ça ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ça Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A Ç
2 Harfli Kelimeler
AÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALÇAKÇA
-
-
[sıfat]
Oldukça alçak
-
[zarf]
Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına; sefihane
- "Kuduz köpek alçakça ısırır adamı. Sessizce yanaşır arkanızdan, sol bacağınızın baldırını ısırıverir."
-
[sıfat]
Oldukça alçak
- ÇAMARDI
-
-
[isim]
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
- ÇAĞANAK
-
Kelime Kökeni: Farsça çeġāne
-
[isim]
Zilli tef veya dansözlerin kullandığı zil
-
[isim]
Zilli tef veya dansözlerin kullandığı zil
- ABLAKÇA
-
-
[sıfat]
Ablak gibi, biraz ablak
- "Mahmut Moralı, ablakça yüzünü biraz daha şişirerek itiraz etti."
-
[sıfat]
Ablak gibi, biraz ablak
- VÜCUTÇA
-
-
[zarf]
Vücut bakımından, vücudun durumuna göre
- "Kafaca, vücutça dinlenmeye ihtiyacım var."
-
[zarf]
Vücut bakımından, vücudun durumuna göre
- KAÇAMAK
-
-
[isim]
Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma
- "İnan bana, erkeğin elinde armağanla gelmesi, kaçamağını bağışlatmak içindir."
-
Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma
- "Bununla beraber çok üzüntü içinde olduğunu da kaçamakla bana bakan gözlerinden anlıyordum."
-
Bir şeyden kaçınma yolu
- "Bir kaçamak noktası bularak..."
-
Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer
-
[sıfat]
Başkalarına belli etmeden, gizlice yapılan
- "Yatak odasında üzerindekileri çıkarırken boy aynasına kaçamak bir bakış fırlattı."
-
[isim]
Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma
- ÇAĞRILI
-
-
[isim]
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse; davetli
- "Almanların çağrılısı olarak İstanbul'dan ayrıldık."
-
[isim]
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse; davetli
- KAÇAKAÇ
-
-
[isim]
İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun
- "Çalışma saati gelene kadar, kimi bir köşede amiralbattı, kimi kaçakaç oynar, kimi incelemede karşılaştığı sorunu arkadaşları arasında tartışır, kimi fıkra anlatır."
-
[isim]
İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun
- ANGUTÇA
-
-
[zarf]
Anguda yaraşır bir biçimde
-
[zarf]
Anguda yaraşır bir biçimde
- ÇAPKIMA
-
-
[isim]
Çapkımak işi
-
[isim]
Çapkımak işi
- ÇAKIŞMA
-
-
[isim]
Çakışmak işi
-
[isim]
Çakışmak işi
- ORTAKÇA
-
-
[zarf]
Bakınız ortaklaşa
- "Yeni konut alışkanlıklarımızda ortakça sokak köpeği beslemek yok."
-
[zarf]
Bakınız ortaklaşa
- ÇATINMA
-
-
[isim]
Çatınmak işi
-
[isim]
Çatınmak işi
- ÇALIŞMA
-
-
[isim]
Çalışmak işi; faaliyet
- "Sonradan kapının kaldırılıp yerine takılması için yetmiş kişinin çalışması icap etti."
-
Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması
- "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."
-
Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi
- "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."
-
Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün
-
[isim]
Çalışmak işi; faaliyet
- ÇATILIK
-
-
[sıfat]
Çatı yapımına gerekli olan
- "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır."
-
[sıfat]
Çatı yapımına gerekli olan
- ÇAĞIRTI
-
-
[isim]
Çağırma sesi
- "İlk bakışta bu olayın anası, bizim aydınların bağırtısıyla gençlerin çağırtısı gibi gelebilir adama."
-
[isim]
Çağırma sesi
- ÇATISIZ
-
-
[sıfat]
Çatısı olmayan, üstü açık (ev, kulübe)
-
[sıfat]
Çatısı olmayan, üstü açık (ev, kulübe)
- ÇARKACI
-
-
[isim, tarih]
Bakınız çarhacı
- "Davlumbazlar yeğde yeğde vuranda / Çarkacılar sağlı sollu dönende / Eğri kılıç ak gövdeyi bölende / Yiğidi doğuran ana, bin yaşa!"
-
[isim, tarih]
Bakınız çarhacı
- ALÇALIŞ
-
-
[isim]
Alçalmak işi
-
[isim]
Alçalmak işi
- ÇAKINTI
-
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- "Güneşin ağaç yapraklarından sızarak oynak ışık çakıntılarıyla süslediği bahçedeki o ılık günler nine ve çocuk için ne sevinçler yaşanmıştı."
-
Çakılmış olan şey
-
[mecaz]
Beklenmeyen söz veya davranış
- "Sarhoşun bazı sevimli buluşları, delinin beklenmedik çakıntıları olabilir."
-
[argo]
Sınıfta kalma
- "Bilmem senin ikmal nasıl geçti. Eğer Aga Bedros numara vermezse ve çakıntı olursa bir yıl daha herifin karşısında oturup ders okumaya çalışmak çetin bir iştir."
-
[argo]
İçkili toplantı, içki âlemi
- "Tahir de bir akşam iki arkadaşıyla Filip’in gazinosuna gider, çakıntıya başlarlar."
-
[argo]
İçki içerken kadehleri birbirine vurma, kadeh tokuşturma
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu