İçinde çı olan 8 harfli 161 kelime var. İçerisinde ÇI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çı olan kelimeler listesine ya da sonu çı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AKÇILLIK
-
-
[isim]
Akçıl olma durumu
-
[isim]
Akçıl olma durumu
- MUTLAKÇI
-
-
[sıfat]
Bakınız saltçı
-
[sıfat]
Bakınız saltçı
- KALÇINCI
-
-
[isim]
Kalçın yapan veya satan kimse
-
[isim]
Kalçın yapan veya satan kimse
- SANDIKÇI
-
-
[isim]
Sandık yapan veya satan kimse
-
[isim]
Sandık yapan veya satan kimse
- KİTAPÇIK
-
-
[isim]
Küçük kitap
-
Genellikle bir şeyi tanıtmayı amaçlayan, sayfa sayısı az, küçük kitap; risale, broşür
-
[isim]
Küçük kitap
- ÇAKMAKÇI
-
-
[isim]
Çakmak yapan veya satan kimse
-
[askerlik]
Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse
-
[isim]
Çakmak yapan veya satan kimse
- AŞÇIBAŞI
-
-
[isim]
Bir iş yerinde çalışan aşçıların başı olan ve onları denetleyen kimse
- "Aşçıbaşı, garsona işaret etti. Garson, bulaşıkların arasındaki sıkılmış limonu getirdi çaresiz."
-
Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse
-
[isim]
Bir iş yerinde çalışan aşçıların başı olan ve onları denetleyen kimse
- ÇIKIŞMAK
-
-
[-e]
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
- "Babaanne hiç ağzını açmadı, gelinine bir kez olsun çıkışmadı, hizmetçisiz kalındı mı mutfağa girip bulaşık yıkadı."
-
[nesnesiz]
Yeter olmak, yetmek
- "Bir gün de son günlerden birinde, bir aşçıdan on parası çıkışmadı diye dünyanın lafını yedi."
-
[-e]
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
- İNŞAATÇI
-
-
[isim]
Yapı işlerini yöneten teknik görevli
-
Yapı ustası
- "Ben kırkyıllık inşaatçıyım, tanırım hepsini."
-
[isim]
Yapı işlerini yöneten teknik görevli
- KAÇIMSAR
-
-
[sıfat]
Kaçamak yolu arayan, kaçamağa sapan
-
[sıfat]
Kaçamak yolu arayan, kaçamağa sapan
- KANATÇIK
-
-
[isim]
Küçük kanat
-
[bitki bilimi]
Baklagillerin çiçek tacında bulunan, yan iki taç yapraktan her biri
-
[hayvan bilimi]
Kuşların başparmak ve birinci parmak kemiklerine bağlı teleklerinin bütünü
-
[isim]
Küçük kanat
- BAÇÇILIK
-
-
[isim]
Baççının yaptığı iş
-
[isim]
Baççının yaptığı iş
- TAŞÇILIK
-
-
[isim]
Taşçı olma durumu
-
Her türlü yapıda kullanılacak taşları kesme, biçimlendirme sanatı
-
[isim]
Taşçı olma durumu
- AĞZIAÇIK
-
-
[isim]
Afyonkarahisar, Emirdağ ve çevresine özgü olan, ince açılarak araları yağlanmış ve üst üste konulmuş yufkaların dikdörtgen parçalara ayrılıp içine mercimek, haşlanmış patates, kıyma vb. harç konulduktan sonra kenarları katlanıp ortası açık bırakılarak pişirilen bir tür börek; ağzıaçık börek
-
[isim]
Afyonkarahisar, Emirdağ ve çevresine özgü olan, ince açılarak araları yağlanmış ve üst üste konulmuş yufkaların dikdörtgen parçalara ayrılıp içine mercimek, haşlanmış patates, kıyma vb. harç konulduktan sonra kenarları katlanıp ortası açık bırakılarak pişirilen bir tür börek; ağzıaçık börek
- ÇITLATMA
-
-
[isim]
Çıtlatmak işi
-
[isim]
Çıtlatmak işi
- ÇINLAYIŞ
-
-
[isim]
Çınlamak işi
- "Kahkahalarımın çınlayışı o kadar berraktı ki her kusurum affolunuyordu."
-
[isim]
Çınlamak işi
- ÇINGILLI
-
-
[sıfat]
Çınlama sesi çıkaran
- "Bu kale taşlı kale / Çıngıllı taşlı kale"
-
[mecaz]
Çok süslü
- "Şiir yazacak olsaydım, öyle allı pullu, çıngıllı, püsküllü sözcükler kullanmazdım."
-
[sıfat]
Çınlama sesi çıkaran
- ZIPÇIKTI
-
-
[isim, mecaz]
Görgüsüz, fırsatçı kimse
- "Bu kadar milyon nasıl olur da bu eğlenceler zıpçıktısına milyonlar yağdırır?"
-
[sıfat]
Bakınız türedi
- "Bu devir kâtipliğin itibardan düştüğü devirdir; halk arasında sünepe kâtip, zıpçıktı kâtip gibi tabirler kullanılır."
-
[isim, mecaz]
Görgüsüz, fırsatçı kimse
- ÇINLATMA
-
-
[isim]
Çınlatmak işi
- "Sahnenin önüne dizilen dört hoparlörden geçen saz sesleri, salonu çınlatmaya başladı."
-
[isim]
Çınlatmak işi
- ARTÇILIK
-
-
[isim]
Artçının yaptığı iş
-
Artçı olma durumu
-
[isim]
Artçının yaptığı iş