İçinde çı olan 10 harfli 182 kelime var. İçerisinde ÇI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çı olan kelimeler listesine ya da sonu çı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇIRPINTILI

  1. [sıfat] Ufak ve oynak dalgalı (deniz)
  2. [tıp] Çırpıntısı olan
KAÇAKÇILIK

  1. [isim] Bir devletin yasalarına karşı gelerek yapılan ticaret
    • "Kaçakçılık ediyormuş, çok para vurmuş." (Refik Halit Karay)
  2. Kaçakçının yaptığı iş
  3. Gizli olarak, sezdirmeden kaçırma işi
    • "Ben böyle gözlere görülmeden yapılan kaçakçılıktan korkarım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KIZAMIKÇIK

  1. [isim, tıp] Kızamığa benzeyen, ona göre hafif geçen döküntülü bir hastalık
AYLAKÇILIK

  1. [isim] Aylakçı olma durumu
ŞEYTANSAÇI

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız küsküt otu
ÇIKABİLMEK

  1. [-e] Çıkma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Artık silahım var, cephanem var, ava çıkabilirim." (Arif Nihat Asya)
  2. Çıkmaya gücü yetmek
MİHALIÇÇIK

  1. [isim] Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
YASAKÇILIK

  1. [isim] Yasakçı olma durumu
TOKATÇILIK

  1. [isim] Bakınız dolandırıcılık
KEBAPÇILIK

  1. [isim] Kebapçının yaptığı iş
ÇILDIRTICI

  1. [sıfat] Çıldırmaya yol açan
    • "Aklınıza gelen her hatıra, her düşünce, beyne dökülen asit gibi çıldırtıcı, yok edici bir sürecin içine sokuyor sizi" (Nihat Genç)
HAFRİYATÇI

  1. [isim] Hafriyat işi ile uğraşan kimse
    • "Zemin katta kamyon tamirhanesi, girişte et lokantası ve kıraathane, bir üst katı iki hemşehrisine kiralamış; biri hafriyatçı, diğeri muhasebeci." (Ercan Kesal)
  2. [arkeoloji] Arkeolojik kazı ile uğraşan kimse
    • "Kaya cephelerinin hakikaten mezar olup olmadıkları birkaç hafriyatçı tarafından münakaşa olunmaktadır." (Necip Kocaarslan)
ÇIKAGELMEK

  1. [nesnesiz] Beklenmedik bir zamanda gelmek
    • "Bir hafta sonra oğul, yanında garip bir hayvanla eve çıkageldi." (İhsan Oktay Anar)
İLAHİYATÇI

  1. [isim, felsefe] Bakınız tanrı bilimci
YAKITÇILIK

  1. [isim] Yakıtçının yaptığı iş
OTLAKÇILIK

  1. [isim] Başkalarının sırtından geçinme durumu
TEŞKİLATÇI

  1. [isim] Bakınız örgütçü
    • "Ümmi fakat şiddetli bir teşkilatçı idi." (Falih Rıfkı Atay)
SİLAHÇILIK

  1. [isim] Silahçı olma durumu
ÇIRÇIRLAMA

  1. [isim] Çırçırlamak işi
ÇIKARSEVER

  1. [sıfat] Bakınız çıkarcı
    • "Köyün içinde bunlar öyle kendimci, öyle çıkarsever herifler ki, beni tiksindirirler." (Fakir Baykurt)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü