Sonunda i olan 7 harfli 1050 kelime var. İ harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde i harfi olan kelimeler listesine ya da başında i harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİRİNCİ
-
-
[sıfat]
Bir sayısının sıra sıfatı
-
[isim]
Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey
- "Birincisi ne kadar mağrur ise öbürü o kadar yılışık."
-
[isim]
Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse
- "Sınıfın birincisi olduğundan imtihanlara girişinde..."
-
[isim]
Bakınız birinci mevki
- "Bütün grubu hiç olmazsa ilk ineceğimiz iskeleye kadar birincide götürmek istemişti."
-
[sıfat]
Bir sayısının sıra sıfatı
- DAVETLİ
-
-
[isim]
Bakınız çağrılı
- "Saat kaçtı bilmiyorum, lambalar söndü / Anladım ki davetliler evlere döndü"
-
[isim]
Bakınız çağrılı
- BAZİTLİ
-
-
[sıfat]
Baziti olan
-
[sıfat]
Baziti olan
- DÖKMECİ
-
-
[isim]
Bakınız dökümcü
-
[isim]
Bakınız dökümcü
- DEMETLİ
-
-
[sıfat]
Demet biçiminde olan
- "Öyleyse iki elime iki demet nergis alıp öyle geleyim, tek demetli birileriyle karıştırmasınlar, dedi ve gülmeye başladı."
-
[sıfat]
Demet biçiminde olan
- MEVLEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mevlevī
-
[isim]
Mevlevilik tarikatına bağlı kimse
-
[isim]
Mevlevilik tarikatına bağlı kimse
- GEDİKLİ
-
-
[sıfat]
Gediği olan
-
Bakınız müdavim
- "Neyse gel git, evin gediklilerinden olduk."
-
Bulunduğu makam veya mevkiyi ısrarla bırakmayan
-
Görev ve sorumluluk hiyerarşisi içinde eski ve kıdemli (kimse)
-
[askerlik]
Eskiden ordunun orta kademe eleman ihtiyacını karşılayan, terfi almaksızın aynı görevde çalışan, bilgi ve becerisi gelişmiş olan (kimse)
- "gedikli zabit, gedikli erbaş"
-
[isim, askerlik]
Bakınız astsubay
-
[sıfat]
Gediği olan
- İŞLENTİ
-
-
[isim, ekonomi]
İşleme yöntemi
-
[isim, ekonomi]
İşleme yöntemi
- ÇİÇEKLİ
-
-
[sıfat]
Çiçeği veya çiçek resimleri olan
- "Bütün pencereler eskisi gibi çiçekli ve tül perdeliydi."
-
[sıfat]
Çiçeği veya çiçek resimleri olan
- ELLİNCİ
-
-
[sıfat]
Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen
-
[sıfat]
Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen
- HADDECİ
-
-
[isim]
Hadde işiyle uğraşan kimse
- "Darphanede haddeci, cilacı atölyelerinde çalıştıktan sonra, sikkeciliğe geçti. Birinci sınıf bir sikkeci oldu."
-
[isim]
Hadde işiyle uğraşan kimse
- PALETLİ
-
-
[sıfat]
Paleti olan (taşıt)
-
[sıfat]
Paleti olan (taşıt)
- MÜFTERİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mufterī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız karalamacı
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız karalamacı
- RAHMANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça raḥmānī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ilahi (I)
- "O, meyvelerin tadında, yarınki Cennet'in rahmani kokularını duymasını bilirdi."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ilahi (I)
- TEĞELTİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe
-
[isim, ağızlardan]
Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe
- BEZENTİ
-
-
[isim]
Herhangi bir şeyi ona uygun nitelikte tamamlayan nesne; garnitür
- "Korkuyordu; lime lime olmuş duygulardan, süsü püsü yerinde, alımı bezentisi düzgün bir tabiat resmi çıkaracak gücü yoktu."
-
[isim]
Herhangi bir şeyi ona uygun nitelikte tamamlayan nesne; garnitür
- ÇİÇEKSİ
-
-
[sıfat]
Çiçeği andıran, çiçeğe benzeyen, çiçek gibi; çiçeğimsi
-
[sıfat]
Çiçeği andıran, çiçeğe benzeyen, çiçek gibi; çiçeğimsi
- APRANTİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca apprentice
-
[isim, spor]
At yarışlarında elliden az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az olan genç binici
-
[isim, spor]
At yarışlarında elliden az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az olan genç binici
- AVRUPAİ
-
Kelime Kökeni: İtalyanca europa + Arapça -į
-
[sıfat]
Avrupalılara özgü, Avrupalılara benzer, Avrupalılar gibi
- "O yıllara göre hayli Avrupai sayılacak bir yaşam tarzı sergiliyordu."
-
[sıfat]
Avrupalılara özgü, Avrupalılara benzer, Avrupalılar gibi
- FANTEZİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca fantaisie
-
[isim]
Sonsuz, sınırsız hayal; fantazya (II)
-
Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş
- "Üstelik büyük bir taklit kabiliyeti ve fantezisi vardı."
-
[sıfat]
Süslü ve türü değişik olan
- "Yerinden doğrulmuş fantezi ipek çoraplarını, yeni gömleğini gururla göstererek. gülüyordu."
-
[müzik]
Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı
-
[isim]
Sonsuz, sınırsız hayal; fantazya (II)