Başında i olan 4 harfli 133 kelime var. İ harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde i harfi olan kelimeler listesine ya da sonu i harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında i bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İFNA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yok etme
  2. Tüketme

İHYA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yeniden canlandırma, diriltme
    • "Eskisinden daha çok gelsinler, söylesinler, önlerine dökül, ağızlarını ara, bana gel, ne söylediklerini haber ver, ihya olursun be Tevfik!" (Halide Edip Adıvar)
  2. Çok iyi duruma getirme, geliştirme, güçlendirme
  3. Yeni bir güç, umut, erinç verme

İNEK

  1. [isim] Dişi sığır
  2. Çok çalışan öğrenci
  3. İbne
  4. [sıfat] Aptal, bön

İSİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ad
    • "Ama siz ecnebiler ismi çıkmış yerlerden hoşlanırsınız." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Fabrika sahibinin ismini cismini aldı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Kişi, insan
    • "Biz eskidikçe yaşlarımız yirmiden yirmi bire, yirmi birden yirmi ikiye bastıkça yeni yüzler, yeni isimler katılıyor aramıza." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Ad

İADE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Alınmış bir şeyi geri verme
    • "Sekiz buçuk altını iade için eline mühim bir para geçmesi lazımdı." (Refik Halit Karay)
    • "Hariciye Nazırı Tevfik Paşa gelerek iade edilmelerini talep eylemiş." (Ahmet Rasim)
  2. Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme, reddetme
  3. Karşılıklı olarak yapma, mukabele etme
    • "Karşıki kayalar benim sesimi bana iade ettiler." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. İadeli

İKİZ

  1. [sıfat] İkisi bir arada doğan (çocuk)
  2. Birbirine tamamen benzeyen, eş
    • "Rıza boş arsaları, ikiz pembe villaları, havuzlu bahçeyi geçti." (Haldun Taner)
  3. [isim] Aynı çiçekten oluşmuş birbirine yapışık iki meyve

İLİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bilim
    • "Kılıç gibi kesen ve şakırdayan mantığıyla ilmin askerleşmiş tipiydi." (Peyami Safa)
    • "Onun ilminden anlayan şoför seni istediği yere götürür." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Ayrıntı, özellik, nitelik

İÇİT

  1. [isim] İçilecek şey

İNCE

  1. [sıfat] Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı
    • "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."
    • "Annesinin bu meseleyi nasıl ince eleyip sık dokuyacağını biliyordu." (Orhan Kemal)
  2. Zayıf
    • "Sarışın, kuru, ince bir kadındı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı
    • "İnce un. İnce kum."
  4. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
    • "İnce nakış."
  5. Ayrıntılı
    • "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..." (Tomris Uyar)
  6. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
  7. Tiz (ses), pes karşıtı
    • "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. Hafif, gücü az
    • "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    • "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  10. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
    • "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."

İKTA
...
İLME

  1. [isim] İlmek (II) işi

İLKE

  1. [isim] Temel düşünce, temel inanç, umde, unsur, prensip
    • "İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı." (Haldun Taner)
  2. Temel bilgi
    • "Kimyanın ilkeleri."
  3. Öge
    • "Atomlar cisimlerin ilkeleridir."
  4. Davranış kuralı
    • "Bence ahlakın bir ilkesi, bir kökü vardır. Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma." (Nurullah ataç)
  5. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip

İRİS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Saydam tabaka ile göz merceği arasında bulunan, ince, kasılabilen bir zardan oluşan, gözün renkli bölümü

İLİK

  1. [isim] Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı vb.nin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık

İMAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ham maddeyi işleyip mal üretme
    • "Ayakkabı imal etmek."
  2. Yapım

İCMA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Toplama
  2. İslam bilginlerinin bir konuda fikir birliği etmeleri

İCAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Az sözle çok şey anlatma

İLAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bildirme, anlatma
  2. Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmî belge

İÇME

  1. [isim] İçmek işi
    • "Lokantaya bir iki kadeh rakı içmeye giderdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla iç sürdürmek için içilen kaynak, içmeler

İŞTE

  1. [edat] Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz, aha, ahacık
    • "Hani kitap? - İşte size anlattığım adam. İşte, korktuğum başıma geldi."
  2. Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir
    • "İşte bütün manzara budur!" (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz
    • "Ekmek, peynir, yumurta, marul, limon, ne bulursan al işte." (Necati Cumalı)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü