Başında hu olan 5 harfli 20 kelime var. Hu ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde hu olan kelimeler listesine ya da sonu hu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında hu bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HUSUS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣ
-
[isim]
Bakınız konu
- "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar."
-
[isim]
Bakınız konu
- HUMUS
-
Kelime Kökeni: Fransızca humus
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak
- HUSYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣye
-
[isim, anatomi]
Bakınız taşak
-
[isim, anatomi]
Bakınız taşak
- HUTUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṭūṭ
-
[isim, eskimiş]
Çizgiler
- "Köy evlerinin kızıl loşluğundan gece karanlığına geçerken keskin hututu eriyordu."
-
[isim, eskimiş]
Çizgiler
- HUZUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥużūr
-
[isim]
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı
- "Fakat böyle bir zevk ve huzurun devam ve bekası olamaz."
-
Bakınız rahat
-
Bakınız makam
- "Ertesi sabah tutukluyu huzuruna çağırtıp ona düşüncesini söylediğinde hiç beklemediği bir karşılık aldı."
-
Önemli bir kişinin var olduğu, bulunduğu yer, o kişinin önü; kat (I)
- "Huzura çıkmak."
-
[eskimiş]
Bir yerde bulunma; dergâh
- "Bu sorunun konuşulması için sizin huzurunuz şarttır."
-
[isim]
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı
- HUMOR
-
Kelime Kökeni: Fransızca humour
-
[isim]
Bakınız gülmece
- "Bunca çatık kaşlılık arasında bilgelik, humor nasıl barınabilir?"
-
Alay, dalga geçme, hafife alma, boş verme
- "Güngörmüş, sakin, yavaş, düzenli bazen küçük bir humor nüansının bile sindiği bir tınısı var."
-
[isim]
Bakınız gülmece
- HUDUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥudūd
-
[isim]
Bakınız sınır
- "Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben"
-
[mecaz]
Bir şeyin varabildiği en son nokta
-
[isim]
Bakınız sınır
- HUKUK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuḳūḳ
-
[isim]
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü; tüze
- "Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez."
-
Bu yasaları konu alan bilim
- "Kaldı ki böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı."
-
Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü
- "Hukuk davası. Hukuk mahkemesi."
-
Haklar
- "Hukukumdan vazgeçmem."
-
[mecaz]
Ahbaplık, dostluk
- "Hukukumuz doktor hasta ilişkisinden daha önemlisi kişiseldir, eski dostuz."
-
[isim]
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü; tüze
- HUMAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫumār
-
[isim, eskimiş]
İçki veya uyku sersemliği
-
[isim, eskimiş]
İçki veya uyku sersemliği
- HUTBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṭbe
-
[isim, din bilimi]
Cuma namazından önce ve bayram namazından sonra hatibin minberde yaptığı öğüt niteliğindeki konuşma
-
[isim, din bilimi]
Cuma namazından önce ve bayram namazından sonra hatibin minberde yaptığı öğüt niteliğindeki konuşma
- HURRA
-
Kelime Kökeni: İngilizce hurray
-
[ünlem]
Kalabalık ve gürültülü hareketlenmeyi ifade eden söz
- "Kostroma’da hurra tezgâhlara hücum ettik."
-
Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan "yaşa" anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz
-
[ünlem]
Kalabalık ve gürültülü hareketlenmeyi ifade eden söz
- HURMA
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫurmā
-
[isim]
Bakınız hurma ağacı
-
Bu ağacın tatlı meyvesi
-
[isim]
Bakınız hurma ağacı
- HURDA
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫorde
-
[isim]
Eski maden parçası
- "Sonra birdenbire duruluvermiş. Oturmuş demir hurdaların üstüne."
-
[sıfat]
Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş
-
[sıfat]
İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş
-
[isim]
Eski maden parçası
- HUYLU
-
-
[sıfat]
Herhangi bir huyu olan
- "Oğlum benden daha iyi huylu, daha ciddi olsun."
-
Bakınız kuşkulu
-
Ürkek, sinirli olan (binek hayvanı)
- "Bu at huyludur."
-
[sıfat]
Herhangi bir huyu olan
- HULUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥulūl
- HULUS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫulūṣ
-
[isim, eskimiş]
Gönül temizliği, saf olma
- "Ona hulus ile dolu cevaplar verdim ve istikbalimize ait tasavvurlarımı anlattım."
-
[mecaz]
Dalkavukluk etme
-
[isim, eskimiş]
Gönül temizliği, saf olma
- HURUÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫurūc
-
[isim, eskimiş]
Dışarı çıkma, çıkış
-
İsyan etme
-
[isim, eskimiş]
Dışarı çıkma, çıkış
- HUSUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuṣūl
-
[isim]
Meydana gelme
-
[isim]
Meydana gelme
- HUMMA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥummā
-
[isim, tıp]
Hastalıkla gelen şiddetli ateş
- "Onun hummalar içinde yatan güzel yüzünü görünce hüzün ve rikkatinden yanaklarına akan bir iki damla yaşı tutamadı."
-
Bakınız sıtma nöbeti
- "Ateşsiz bir humma her tarafımı yakıyor, soğuk soğuk terliyordum."
-
[isim, tıp]
Hastalıkla gelen şiddetli ateş
- HUSUF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫusūf
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Ay tutulması
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Ay tutulması