Hesabını Görmek
-
alacağını verip ilişiğini kesmek
-
"Oraya çıkınca hamallara onar kuruştan hesap göreceksin."
(Memduh Şevket Esendal)
-
"Hesap verin bakalım, nerelerde sürtüyordunuz bu saatlere kadar?"
(Reşat Nuri Güntekin)
-
"Meclis kapanacak ve orada hükûmeti hesaba çekeceklermiş."
(Atatürk)
-
"Hem benim avukat veya yargıç olmak isteyip istemediğimi de hesaba kattıkları yoktu."
(Necati Cumalı)
-
cezalandırmak
-
"Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar."
(Memduh Şevket Esendal)
-
"Evvela, sana birkaç haftadır mektup yazamayışımın hesabını vereyim."
(Reşat Nuri Güntekin)
-
ücretini ödemek
-
"Al eline kalemi, şu benim hesapları görüver."
(Sait Faik Abasıyanık)
-
"Kemeraltı Caddesi'ne varınca arabadan inerek hesabını gördüm."
(Halit Ziya Uşaklıgil)
Kelime Anlamı Kaynağı : Türk Dil Kurumu (TDK) Güncel Türkçe Sözlüğü
Şunlara da göz atmak isteyebilirsiniz: