Başında he olan 8 harfli 40 kelime var. He ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde he olan kelimeler listesine ya da sonu he ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında he bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
He Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EH, HE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HEMŞEHRİ
-
Kelime Kökeni: Farsça hemşehrī
-
[isim]
Bakınız memleketli
- "Hemşehrileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."
-
[isim]
Bakınız memleketli
- HEKİMHAN
-
-
[isim]
Malatya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Malatya iline bağlı ilçelerden biri
- HEKİMLİK
-
-
[isim]
Hekim olma durumu; doktorluk, tabiplik
-
[isim]
Hekim olma durumu; doktorluk, tabiplik
- HEMOROİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca hémorroïde
-
[isim, tıp]
Bakınız basur
-
[isim, tıp]
Bakınız basur
- HELALLİK
-
-
[isim, eskimiş]
Nikâhlı eş
-
Helal olan şey
-
[isim, eskimiş]
Nikâhlı eş
- HEYHEYLİ
-
-
[sıfat]
Heyheyleri üstünde olan, sinirleri bozuk
- "Zaten kadınlar ona biraz siniri bozuk, heyheyli insan gözüyle bakıyorlardı; odasına kapanıp kimseyle görüşmemesi, bu inançlarını pekiştirdi."
-
Gürültülü hâlde olan
- "Gerçi en heyheyli caddelerde, alanlarda bile hâlâ görünmeye çalışır doğa veda edercesine."
-
[sıfat]
Heyheyleri üstünde olan, sinirleri bozuk
- HEZLİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça hezliyyāt
-
[isim, edebiyat]
Hezel türünde yazılmış şiirler
-
[isim, edebiyat]
Hezel türünde yazılmış şiirler
- HELENİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca hellénisme
-
[isim]
Helen uygarlığı
- "Kilise kendi üzerinde kafa yormaya başlayınca, Helenizm'e neler borçlu olduğunu , daha doğrusu Helenizm'in Hristiyanlığa ne kadar yakın olduğunu anlayacaktı."
-
Helen olmayan ulusların Helen düşüncesinin etkisiyle gerçekleştirdiği uygarlık
-
Helen kültürünün Doğu kültürleriyle etkileşime girmesi sonucu ortaya çıkan kültür, fikir, sanat ve felsefe akımı
-
[din bilimi]
Helenlere ait dinî uygulamaları çeşitli şekillerde canlandırmaya yönelik dinî hareketler
-
[isim]
Helen uygarlığı
- HELVALIK
-
-
[isim]
Helva yapımı için kullanılan malzeme
-
[isim]
Helva yapımı için kullanılan malzeme
- HEMOFİLİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca hémophilie
-
[isim, tıp]
Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı
-
[isim, tıp]
Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı
- HELYODOR
-
Kelime Kökeni: Fransızca héliodore
-
[isim]
Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş
-
[isim]
Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş
- HELENİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca helléniste
-
[isim]
Helen kültürü, tarihi, dili ve edebiyatı konularında uzman olan kimse
-
[sıfat]
Helen kültürüne ait olan
-
[isim]
Helen kültürü, tarihi, dili ve edebiyatı konularında uzman olan kimse
- HERKESÇE
-
-
[zarf]
Herkes tarafından
- "Öyle oldu ki o dağ dolaylarında gün geçtikçe ne olduğu ve neden gizlendiği artık herkesçe öğrenildi."
-
[zarf]
Herkes tarafından
- HEDONİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca hédoniste
-
[sıfat, felsefe, ekonomi]
Bakınız hazcı
- "Bir cemiyette hedonist insanlar arttığı nisbette ahlakî düşüş de hızlanır."
-
[sıfat, felsefe, ekonomi]
Bakınız hazcı
- HEYKELLİ
-
-
[sıfat]
Heykeli olan
- "Geniş ve otomobil dolu caddeler, heykelli meydanlar..."
-
[sıfat]
Heykeli olan
- HEMZEMİN
-
Kelime Kökeni: Farsça hemzemīn
-
[sıfat]
Aynı düzeyde olan
-
[sıfat]
Aynı düzeyde olan
- HEMFİKİR
-
Kelime Kökeni: Farsça hem + Arapça fikr
-
[sıfat]
Aynı düşüncede, aynı görüşte olan
-
[sıfat]
Aynı düşüncede, aynı görüşte olan
- HECELEME
-
-
[isim]
Hecelemek işi
- "Çok sürmedi, bir zaman geldi ki Emine işittiği sözü hecelemeye başladı."
-
[isim]
Hecelemek işi
- HERHALDE
-
-
[zarf]
Büyük bir ihtimalle; yalım, herhâl
- "Bir yerde köfte filan kızartılıyordu herhâlde."
-
Bakınız belki
- "Herhâlde gelirim."
-
[zarf]
Büyük bir ihtimalle; yalım, herhâl
- HEVESKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça heves + Farsça -kār
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız istekli
- "Belki evvela, ona, rehber heveskâr imzasına olduğu gibi istihfafla, emniyetsizlikle bakacaksınız."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız istekli